Bahri Korkmaz

Tarih: 28.11.2022 09:22

TERÖR...

Facebook Twitter Linked-in

                Türkiye terör olaylarından çok canı yanmış bir ülkedir. Barıştan, birlikten, beraberlikten ne kadar çok bahsedilse de yurt sathında dönem dönem yükselen terör olaylarından dolayı binlerce insanımız hayatını kaybetmiş bir o kadarı da yaralanıp sakat kalmıştır. Terör olaylarından dolayı ortaya çıkan maddi kayıplar da olayın bir başka olumsuz yönüdür. Ülkemiz, canlara kasteden terör olaylarıyla 1968 yılında tanıştı. Toplumumuzda sağ-sol çatışması olarak bilinen ilk olaylarda, biri ülkücü, diğeri sol görüşlü olmak üzere iki öğrenci öldürüldü. Gençler arasındaki siyasi görüş ayrılığından dolayı ortaya çıkan gerginlik bilhassa üniversitelerde kaşındıkça kaşındı. Bu metot ile Türkiye'nin huzursuz edilebileceği iyice anlaşıldığından sağ-sol olayları 1969'da da devam etti. Bu sene içinde de ölümler meydana geldi. 1970'li yılların ilk yarısında ise siyasi görüş ayrılığından dolayı meydana gelen ev baskını, okul baskını, dövme, yaralama, öldürme olayları tırmanmaya başladı. Aynı yılların ikinci yarısında ise olaylar kontrolden çıktı. Can kayıpları arttı. Güvenlik güçleri hangi olaya müdahale edeceğini şaşırdı. Fikir ayrılığından kaynaklanan bu bölünme, ortaokullara kadar indi. Bütün meslek örgütleri ikiye, üçe, beşe ayrılarak birbirlerine düşman edildiler. Hadiseler tam da emperyalist güçlerin istediği kıvama geldi. Halkın can güvenliği kalmadı. Bu arada mezhep ayrılıkları da kaşınmaya başladı. Ülkemiz adım adım 12 Eylül 1980'deki askeri darbeye giderken bu tarihe kadar kayıtlara giren 4.250 vatandaşımız hayatını kaybetti. Kayıplarla beraber bu sayı, 5.000'e ulaştı. 12 Eylül 1980 öncesinde yaşanan terör olaylarının unutulmaması için bu yıllardan şu örnekleri verebiliriz. 24 Mart 1978'de, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Doğan Öz, İbrahim Çiftçi isimli bir şahıs tarafından öldürüldü. 17 Nisan 1978 günü, Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu kendisine posta yoluyla gönderilen bir paketi açmaya çalışırken paketin patlaması üzerine gelini ve 2 torunuyla beraber hayatını kaybetti. Artan terör olaylarının çoluk-çocuk, genç-ihtiyar herkesi huzursuz edince dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, 20 Kasım 1979 günü “Vatandaşlarımızın can güvenliği sağlanacaktır” dedi. Ancak bir gün sonra 21 Kasım 1979 gününde 2'si polis olmak üzere 9 kişi daha teröre kurban gitti. Olaylar toplumun her kesimini sardı ve günlük hayatı etkilemeye başladı. 7 Eylül 1979'da Manisa/Turgutlu'da fırını basan bir grup genç burada çalışan 4 fırıncıyı katletti. 29 Kasım 1979 tarihinde Kayseri'de meydana gelen olaylarda 10 insanımız hayata veda etti. 12 Aralık 1979 günü, 4 soyguncu Güney Ekspresini soydu. Takvimler 24 Aralık 1979'u gösterirken bir grup genç, Samsun'da Devlet Hastanesi'ni işgal ederek doktorlara ve diğer görevlilere işi bıraktırdılar. Terör, toplumu baskı altına almak için herkesin tanıdığı isimleri de hedef almıştı. 1 Şubat 1979'da Gazeteci Abdi İpekçi, Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. Bu isim daha sonra İtalya'da Papa suikastı ile de gündeme geldi.  

Türkiye kaba tabiriyle sağcı-solcu teröründen dolayı çok yara aldı. Neticede 12 Eylül 1980 darbesinin ardından olaylar bıçakla kesilir gibi sona erdi. Demokrasinin kesintiye uğradığı bu zorlu yıllardan sonra vatandaşlarımız tam rahatladık derken emperyalist güçler, bölücü terörü yurdumuza sürdüler. Bölücü terör örgütü, 1980'lerin ilk yarısından itibaren yurdumuzun her tarafında yarattığı olaylarla topluma çok zarar verdi. Türkiye; yıllardır Irak'ta, Suriye'de ve yurt içinde yuvalanan bölücü eşkıyalarla mücadele ediyor. Bu mücadele sırasında da başta güvenlik güçlerimiz olmak üzere çok sayıda şehit verdik. Bölücü örgüt eliyle yaratılan terör saldırıları, binlerce günahsız sivil insanımızın da hayatını kaybetmesine sebep oldu. Emperyalist güçlerin maşası olan teröristler son olarak İstanbul'da ortaya çıktılar. Terör örgütü mensubu olduğu belirlenen Suriyeli bir bayan tarafından caddeye konulan bombanın infilak etmesi neticesinde 6 insanımız daha hayata gözlerini yumdu. Caddede oturduğu bir banka, patlayıcı dolu paketi bırakan Suriyeli terörist, yaptığı canice eylemden 11 saat sonra yurt dışına kaçamadan yakalandı. Bu hadise gösteriyor ki, Türkiye'ye zarar vermekten vaz geçmeyen terör örgütünün kullanmayacağı insan yoktur. Bu nedenle de ülkemiz sınırlarının çok iyi kontrol edilerek dışarıdan giren herkesin takip edilmesi gerekir. Terörle ilgili yaşadığımız tecrübeler de buna işaret etmektedir.  BAHRİ KORKMAZ


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —