Günler günleri kovaladı. Bahar ve yaz günleri sona erdi. Mevsim yeniden kışa döndü. Soğuk havaların kendisini iyice hissettirmeye başladığı günlerle birlikte 2022 yılını tamamlıyoruz. İlkokul ve ortaokul yıllarımızda yeni yıl yaklaşırken resim derslerinde genellikle yılbaşını anlatan çizimler yapardık. Veyahut karton üzerine yaptığımız resimlerden oluşan “yılbaşı kartları” hazırlardık. Ortaokulda gördüğümüz iş bilgisi dersi öğretmenleri, sevdiklerimize bu yeni yıl kartlarını göndermemizi isterlerdi. Çizdiğimiz resimlerde ve hazırladığımız kartlarda; kardan adam, kar yağışı ve karlar içinde kalmış bir ev figürü mutlaka olurdu. Ayrıca evin bacasından duman çıkarmayı da ihmal etmezdik. Zaman su misali aktı geçti, yaşımız kemale erdi. Kartvizitle yeni yıl kutlama da kalmadı. Hatta iklimlerdeki yumuşama ve mevsimlerdeki kayma nedeniyle bölgemizde yılbaşı akşamlarındaki kar yağışı da ender görülmeye başladı. İnsanlar geçim şartlarındaki ağırlık ve yaşamak için verilen mücadelenin külfeti dolayısıyla iyiden iyiye içe kapandılar. Doğal güzellikler ve doğa olayları fark edilse de ruhları rahatlatmaya yetmez oldu. Her geçen sene bir önceki seneden daha zorlu geçmeye başladı.
Türkiye'de; geride bırakmak üzere olduğumuz 2022 senesine damga vuran hadiselerin başında corona virüsle mücadele, ekonomik zorluklar ve siyasi çalkantılar geldi. 2021 yılını geride bıraktığımız günlerde corona virüs korkusu tamamen ortadan kalkmamıştı. Bu yüzden de 2022'yi karşılarken maskelerimizi henüz çıkarmamıştık. “Aşı olmaya” devam ederek yaz günlerini bulduk. Yaz başlangıcında corona virüsle başlayan kısıtlamaların önemli bir bölümü ortadan kaldırıldı. Düğünler, eğlenceler tekrar başladı. Mağaza ve AVM girişlerinde yapılan HES Kodu kontrolleri de sona erdi. Kronik rahatsızlıkları olanlar dışında maske takan da kalmadı. Ülkemiz, corona virüse karşı gösterilen topyekün mücadeleyi 100 binin üzerindeki can kaybı ile tamamladı. Zaman zaman corona virüsten dolayı rahatsızlanıp hayatını kaybedenler olsa da üç sene önceki olumsuz tablodan çok ileri noktadayız. 2023 yılında dünyanın bu beladan kurtulmasını temenni ediyoruz. Çünkü sağlık her şeyin başında gelir. Ülkemizin 2022 yılındaki en büyük belalarından biri şüphesiz ki, ekonomik sıkıntılar oldu. Zira 2022 yılının hemen ilk gününde elektriğe, doğal gaza ve benzine-mazota yapılan zamlar, hepimizi şok etmişti. Bu şok tesir yıl boyunca devam etti. Enerji fiyatlarındaki artışlar piyasada domino etkisi yarattı. Gıda ürünlerine, giyime-kuşama, inşaat malzemelerine katbekat zam geldi. Ev fiyatları, kiralar anormal düzeyde yükseldi. 2022 başında 2 TL olan ekmek, 2022 sonunda 5 TL'yi buldu. Fakir fukaranın açlığını bastırdığı simit bile 5 TL ile 8 TL arasında satılmaya başladı. Elektrik faturasını alan pek çok insanımız “çarpıldık” tepkisini vermeye başladı. Bu arada yıl içinde benzinin ve mazotun litresi 20 TL ile 25 TL arasında gidip geldi. Fiyatlarda yaşanan iki kat, üç kat, dört kat artışlar toplumun genelinde şok üstüne şok yarattı. Velhasıl, Türk toplumu 2022'yi uğurlarken karşılaştığı ekonomik zorluklardan henüz kurtulamadı. Hayatın pahalılığı, ağır bir yük olarak karşımızda duruyor. 2022 yılı, ülke siyaseti açısından da oldukça çalkantılı bir yıl olarak akıllarda kalacaktır. 12 ay önce “genel seçimlere 18 ay var” derken yeni yılla birlikte bu süre 6 aya inmiş olacak. 6 ay sonra yapılacak genel seçimlerde Türkiye önümüzdeki 5 yılın Cumhurbaşkanını ve milletvekillerini seçecek. 2022 yılı, ilk gününden son gününe kadar Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı adı verilen siyasi görüşlerin mücadelesi ile geçti. Yılın sonlarına geldiğimiz bugünlerde, iki ittifakın siyasi mücadelesi sertleşerek devam ediyor. Hele Millet İttifakına mensup bir siyasi partinin belediye başkanı için açıklanan mahkeme kararı, siyasi şartları daha da gerginleştirdi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı için adı geçen bu isimle ilgili olarak hukukun vereceği son karar kamuoyu tarafından dikkatle takip edilecektir. Ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en önemli genel seçimlerine giderken 2023 yılını yaşayan nesiller bu yılı asla unutmayacaklardır. Bakalım bu sene de “Perşembe'nin gelişi, Çarşamba'dan bellidir” tespiti gerçek olacak mı?