reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

YOL GEÇEN HANI…

YOL GEÇEN HANI…
85 views
03 Eylül 2021 - 12:24

                Orman yangınlarının Anadolu topraklarına verdiği zararın acısı taze iken bu kez de Türkiye, Batı Karadeniz’deki bazı şehirlerimizi deyim yerindeyse “yerle bir eden” sel felaketi ile karşılaştı. Daha yakın geçmişte Doğu Karadeniz Bölgesi’nde önüne kattığı her şeyi denize ve akarsulara sürükleyen bir sel yaşamıştık. Kastamonu’da, Bartın’da ve Sinop’ta yaşanan son afet ise bundan öncekinden kat kat büyük bir felaket oldu. Bahse konu olan bölgede selin getirdiği ağaç parçalarının, tomrukların ve çamur deryasının arasından kurtarma ekipleri günlerce vefat eden insanları topladılar. Bölgedeki pek çok kişinin resmi kurumlara “kayıp” başvurusu yaptığı iddia ediliyor. Cep telefonlarıyla kayıt yapılıp haber kanallarına servis edilen görüntülerde akarsu kenarına yapılmış çok katlı binaların kağıttan yapılmış evler gibi yıkıldığına şahit olduk. Konutlar, işyerleri, motorlu araçlar, dağlardan kopup gelen taş parçaları, ağaç dalları, çamur ve tomrukların altında kaldılar. Başta bu felaketi yaşayan bölge halkı olmak üzere aziz Türk Milleti’nin acısı çok büyük. Yaşanan her felaketten sonra yapılan bütün açıklamalarda insan eliyle yapılan yanlışlar anlatılır. Ancak söylenenler bir sonraki felakete kadar unutulur. Konunun uzmanı olan bir bilim adamı Bozkurt İlçesi’ndeki sel baskınıyla ilgili olarak şu tespitte bulunuyor. “400 metre genişlikteki yatak, 15 metre genişliğindeki yatağa hapsedilmiş. Kabahati, 300- 400 kg yağışa atmayalım. Suçlu doğrudan dere yatağını 400 metreden 15 metreye daraltan ve dere yatağını imara ve yapılaşmaya açan insanoğlunun ta kendisidir.” Bu tespitin üzerine söylenecek her şey “boş laftan” ibarettir.

Yangınlar ve sel felaketinin ülkemizi esir aldığı bu sıkıntılı günlerde hepimizi yakından ilgilendiren bir başka husus da kaçak göçmenler konusu oldu. Türkiye yıllardır sayısı kesin olarak açıklanamayan ancak 5-6 milyon oldukları tahmin edilen Suriyeli göçmenlere bakıyor. Dini bayramlarda, ülkelerine rahatça giden, Bayram tatilinden sonra da yeniden bizim topraklarımıza dönen yüz binlerce Suriyeli kafa karıştırıyor. Mevcut Esad rejiminden korktukları için Türkiye’ye göç ettirilen Suriyeliler, Bayramlarda hiçbir sıkıntı yaşamadan kendi topraklarına gidip geliyorlar. Bazı kentlerimizde Suriye’den göç edenlerin oradaki Türk nüfusundan fazla oldukları ileri sürülüyor. Ayrıca Türkiye’de dünyaya gelen binlerce Suriyeli çocuğa da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı veriliyor. Bazıları, göçmenlerle ilgili olarak hangi mazeretleri ileri sürerlerse sürsünler, bu sorun ileriki yıllarda Türkiye’yi büyük sıkıntıya sokacaktır. Zaten şimdiden Suriyeli göçmenlerin karıştığı adli vak’alar devamlı olarak gündeme geliyor. Son olarak Ankara/Altındağ’da Suriyeli bir genç, tartıştığı bir Türk vatandaşını bıçaklayıp öldürdü. Bunun üzerine halk sokağa çıkıp İlçede, Suriyelilere ait işyerlerini, konutları talan ettiler. Halk sokağa inince meselenin ciddiyetini anlayan bazı yetkililer şuna benzer açıklama yapma ihtiyacı duydular. “Türkiye, hiç kimsenin göçmen kampı değildir. Türkiye ölümden kaçan insanlara kucak açmıştır. Bunun istismar edilmesine kesinlikle müsaade etmeyiz. Türkiye, bundan daha fazla göç yükü kaldırabilecek durumda da değil. Türkiye’nin sınır hakimiyeti yüksektir. Kendisinin göçmen olduğunu söyleyip de milletimize karşı aşırı ifadeler kullanan bazı tipler sosyal medyada gözüküyor, bunlara karşı da gereği hukuk içerisinde yapılır.” Laf uçar ama gerçekler kalır. Göçmen meselesi kartopu gibi büyüyerek önümüze geliyor. 

Suriyeli göçmenler az gelmiş gibi içinde bulunduğumuz günlerde, Afganlı göçmenler de ülkelerinden kalkıp İran’ı geçtikten sonra Van ve Hakkari bölgesinden Türkiye’ye giriş yapmaya başladılar. Yayınlanan görüntülere bakılırsa dağ-taş, tarla-bahçe Afganlı göçmenlerle dolu. Hatta bazıları kalabalık gruplar halinde getirilip şehirlerin içlerinde bırakılıyorlar. 15-20 kişilik araçlardan 40-50 kişi iniyor. Afganlıların içlerinde hiç kadın ve çocuk yok. Tamamı genç erkeklerden oluşuyor. Sınırlarımızı koruyan Bakanlık; “Sınırlarımızla ilgili gerçeği yansıtmayan görüntüler gündemde. Tedbirleri gözden geçirdik, İran sınırında ilave tedbirler aldık. Mehmetçik bu çalışmalarda yalnız değildir.” Demesine rağmen kaçak göçmen akını durmuyor. Güvenli denilen sınırlarımız yol geçen hanı gibi… Sanki bu insanlara kimse bir şey sormuyor. Ankara, İstanbul, Çanakkale, İzmir, Bursa Afganlı dolu… Doğudaki en uç noktadan girip Batıdaki en uç şehrimize kadar geliyorlar. Bu duruma “yol geçen hanı” denmez mi?

Ezine Sonsöz Gazetesi. Her Hakkı Saklıdır. ® 2021 Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.