reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

AĞZI OLAN KONUŞTU…

AĞZI OLAN KONUŞTU…
62 views
03 Eylül 2021 - 11:24

Yıllar önce televizyon ekranlarında duyduğumuz bir reklam filmindeki “Ağzı olan konuşuyor” cümlesi zihinlerimizde uzun süre yer etmişti. Toplumdaki davranışları ve tepkileri çok iyi gözleyen reklamcıların bu tespiti günümüzün gündemine de tam oturdu. Ülkemizdeki 44 ildeki 200’ün üzerindeki bölgede orman yangını çıktığı yetkililer tarafından açıklandı. Bilhassa Akdeniz ve Ege Bölgelerindeki zümrüt yeşili ormanlık alanlarda başlayan yangınların bir kısmının önü bir türlü alınamadı. Televizyon kanallarının büyük kısmı yangınlarla ilgili görüntüleri yayınlarken yanan yerlerde yaşanan paniği, üzüntüyü, kaygıyı ve çaresizliği içimiz kan ağlaya ağlaya izliyoruz. Yangının bazı yerlere Ege Bölgesine elektrik enerjisi üreten termik santrallerin yakınına kadar ulaşması bölgedeki endişeleri daha da arttırdı. Neyse ki, yangına müdahale ekiplerinin cansiperane mücadelesiyle termik santraller kurtarıldı. Bu arada gerek bölge halkının gerekse bölgeye akın eden gönüllülerin yangını söndürmek için nasıl gayret ettiklerini kitle iletişim araçları vasıtasıyla yakından takip ediyoruz.

Türkiye’nin orman yangınları dolayısıyla iki haftadır yaşadığı süreç gerçekten çok tehlikeli… Zaman; laf üretme değil iş üretme zamanı… Durum bu merkezdeyken yangınların hemen ardından başlayan bir tartışma var. Yakın geçmişe kadar orman yangınlarına müdahale eden Türk Hava Kurumu’nun söndürme uçaklarına ne oldu? Bu hususta ağzını açan her yetkili ayrı açıklama yapıyor. İşte tarihe geçecek bu açıklamalardan bazıları… Bir; “Türk Hava Kurumu’nun elinde uçak falan yok…” İki; “Türk Hava Kurumu’nun uçakları antika. Bazılarında motor yok. İçlerine kuşlar yuva yapmış…”  Üç; “Türk Hava Kurumu’nun uçakları 4 milyon dolara yenilenip uçar…” Bu beyanların hangisinin doğru olduğunu bilmemiz imkansız. Ancak Türk Hava Kurumu’nda kayyum Başkan olarak görev yapan yetkili isim, bir televizyon kanalının haber programına telefonla bağlanıp kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplarla akılları iyice karıştırdı. Kayyum Başkan, “Uçaklara neden bakım yapılmıyor?” sorusuna “Bakım sorumluluğu Türk Hava Kurumu’nun kendisindedir” cevabını verdi. Kayyum Başkan’ın cevabı karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen program sunucusu “Başkan olduğunuz için size soruyorum, neden bakım yapılmadı?” diyerek sorusunu tekrarladı. Kayyum Başkan’ın bu soruya cevabı ise “Ben THK Başkanı değilim, THK Kayyum Heyeti Başkanıyım” oldu. Velhasıl uçaklarla ilgili olarak kendisine ne sorulursa sorulsun “topu taca attı.” Sorumluluk almadı. Kayyum Başkan’ın bu tavrı, kurumların nasıl ve kimler tarafından yönetildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Türk Hava Kurumu uçaklarıyla ilgili gerçekleri kimse anlayamazken bazı yetkililer de yangınlardan belediyeleri sorumlu tutan beyanlarda bulundular. Yangınlarda; Antalya’ya, Manavgat’a bağlı çok sayıdaki köyde ve beldede insanlarımızın evleri de yandı. Çiftçilerimiz evlerinin yanmasını gözyaşları ile izlerken bölgede bulunan bir İlçenin Belediye Başkanı gülerek; “TOKİ tarafından 20 yıl vadeli, çok düşük faizli evler yapılacak. Evi yanmayan vatandaşlarımız keşke bizimde evimiz yansaydı diyecekler” sözlerini sarf etti.  Onun bu tavrı tepki alınca bu kez de klasik kıvırma tarzı olan “yanlış anlaşıldım” cümlesine sarıldı. 

Orman yangınlarına din ulemaları da katıldı. “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü; “Hadis-i Şerifte şöyle buyuruluyor: Yangın gördüğünüz zaman tekbir getirin. Zira tekbir gerçekten onu söndürür.” İfadesini kullanınca bir başka din adamı İhsan Eliaçık;  Bu yalandır, uydurmadır, iftiradır. Çıksınlar damlara tekbir getirsinler de şu yangını söndürsünler” diyerek “Cübbeli Ahmet Hoca’ya” itiraz etti. Memleketin büyük kısmını saran orman yangınları devam ederken sırtını etkili yerlere dayayan gazetecilerden biri de dikkatleri başka yöne kaydırmak için “garip bir hareketlilik var” tespitinde bulunarak güya yine darbe yapılacağını ima etti. Ancak bu tespit itibar görmedi. Aynı zihniyetten bir başka gazeteci ise “Türkiye’de en geçerli şey nefret… Herkes herkesten nefret ediyor. Kimse kimseyi anlamaya çalışmıyor.” Şeklindeki fikirlerini köşe yazısına taşıdı. Ancak toplumda nefretin niçin arttığını, sevginin ve gülmenin neden yok olduğunu izah edemedi. Ağzı olanın konuştuğu bu süreci deneyimli siyasetçilerden biri şöyle izah etti: “Yetkililerin birbiriyle çelişen beyanları, yangınların söndürülmesinde kullanılacak uçak ve benzeri envanter üzerine tartışmalar, sorumsuz belediye başkanının şuursuz ifadeleri ve halkın endişesinin giderilememesi, afet ile mücadelenin iletişimi boyutunda zayıf kalındığını göstermektedir. İçinde bulunduğumuz hassas süreç içerisinde yapılan bu gibi münferit hataların ise siyaset kurumu ve yangından zarar gören vatandaşlarımız arasındaki gönül bağına halel getirdiği aşikârdır.” BAHRİ KORKMAZ

Ezine Sonsöz Gazetesi. Her Hakkı Saklıdır. ® 2021 Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.