reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

8 MART’IN ARDINDAN…

8 MART’IN ARDINDAN…
182 views
08 Nisan 2021 - 13:08

                Her sene olduğu gibi 2021 yılının 8 Mart’ında da Emekçi Kadınlar Günü için çok laf edildi. Bu kadar laf bolluğundan sonra akıllarda kalan tek icraat ise kadınlarımıza, kızlarımıza bol bol kırmızı karanfil dağıtan siyasiler oldu. Bundan sonraki yılların 8 Mart günleri için planlanan herhangi bir projeden de bahseden çıkmadı. Bu demektir ki; kadınlarımız için bol laflı ve bol mesajlı yıllar bundan sonra da tekrar edilecek. Erkekler yine “Kadınlarımız başımızın tacıdır” cümlesiyle başlayan konuşmalar yaparken bir yandan da kadına şiddet, kadına baskı ve kadın cinayetleri devam edecek. Çünkü 2020 yılının 8 Mart’ı ile 2021 yılının 8 Mart’ı arasında geçen 365 günlük süre zarfında sadece bunlar oldu.

Türkiye 2020 yılının tamamında kadına şiddet ve kadın cinayetleri ile çalkalandı. Geride kalan yılda 300 kadın ölürken 171 kadın ise şüpheli olarak ölü bulundu. Kırklareli, Zonguldak, Amasya, Tokat, Artvin, Ardahan, Bolu, Kırıkkale, Karaman, Bitlis, Yozgat ve Hakkari dışındaki bütün illerimizde kadın cinayeti işlendi. Öldürülen kadınlar; birilerinin evladı, birilerinin annesi, birilerinin kardeşi ve hepsinden önemlisi birer insandı. Pek çok eve ateş düşerken bu vahim durumdan utanmayanlar, kadınlara şiddete ve kadın cinayetlerine devam ettiler. Bir hafta önce geride bıraktığımız son Kadınlar Gününde, Samsun’da bir kadın Eşi tarafından sokak ortasında darp edildi. Üstelik bu çirkin hadiseye 5 yaşındaki kız çocuğu da şahit oldu. Yine aynı gün Ankara’da bir başka kadın tartıştığı eşi tarafından yere yatırılıp dövüldü. Öfkeden deliye dönüp kimseye aldırmadan eşinin boğazına yapışan bu “mahluk” çevredekilerin müdahalesi ile yaptığından vaz geçti. Yine 8 Mart’ta Antalya’nın Manavgat İlçesinde karı-koca arasında çıkan tartışma büyüyünce öfkeli koca hem eşini hem de oğlunu bıçakladı. Ağır yaralanan ana-oğul ölümle pençeleşiyor. Gene Antalya’da, ortadan kaybolan  20 yaşındaki bir bayan 4,5 aydır aranmaktaydı. Bu genç bayanın cesedi, bir binanın çatısında folyoya sarılmış halde bulundu. Yapılan inceleme ve soruşturma neticesinde de kadın düşmanı bir şahıs tarafından iple boğulduğu ortaya çıktı.

Yıllardır yüzlerce, binlerce kızımız ve kadınımız çok çeşitli sebeplerle ve çok çeşitli yöntemlerle hayattan koparıldı. Üstelik onların katillerinin büyük kısmı da baba, ağabey, erkek kardeş gibi aile yakınları ile koca, sevgili, nişanlı gibi hayatı paylaştığı erkekler oldu. Ülkemizdeki bu gerçek hiç değişmedi. Kız arkadaşını, nişanlısını, eşini, ablasını, kız kardeşini çok sevdiğini söyleyen yüzlerce erkek maalesef bu söylediklerinin arkasında durmadılar. Kendilerine gönül verenlerin hayatına son vermekten çekinmediler.  

8 Mart günlerinde merak edilen söylemlerin başında siyasilerin mesajları ve değerlendirmeleri gelir. Her defasında kadınlara şiddetin bitmesi ve kadın cinayetlerinin son bulması için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini belirterek Meclis’te araştırma komisyonu kurulması gerektiğini söylerler. Hem iktidara mensup hem de muhalefete mensup siyasi partilerin söylemleri aşağı yukarı böyledir. Bu sene de araştırma komisyonu kurulmasını kabul ettiler. Bu söylem hayata geçerse bakalım araştırıp neyi bulacaklar? Zira bizde araştırma komisyonları, yıllarca araştırarak elde ettikleri verileri kamuoyu ile paylaşmazlar. Zaten onlar paylaşamadan milletvekilliği dönemi biter. Bundan önce mafya-siyaset-ticaret ilişkisini ortaya çıkarmak için Susurluk Komisyonu kuruldu. Yine yakın geçmişte devletin bütün kurumlarına yerleşen ve bir zamanlar haşhaşiler diye nitelenen örgütün bağlantılarını ortaya çıkarmak içinde çalışmalar yapıldı. Ancak hiç olumlu sonuç alınamadı. Kadın cinayetleri için yapılacak girişimler de bundan önceki çalışmalar gibi soruna çözüm getirmeyecektir. Zira bu sorunun çözümü doğrudan kadına bakış açısıyla ilgilidir. Kadınlara hangi gözle bakarsanız o doğrultuda sonuç alırsınız. “Ticarette, sanatta, sporda, devlet kurumlarında kadının bulunmasına lüzum yoktur. Kadın evde oturup çocuklarına baksın. Kocasına da itaat etsin. Ortalıkta görünmesin.” Anlayışını temel alırsanız bu toplumsal yangını daha da körüklemiş olursunuz. Hele hele “Kadın cinayetlerini medya abartıyor. Üstüne çok gidiyor. Türkiye’de çok kadın öldürülüyor algısı yaratılıyor. Öldürülen erkek sayısı, 2020 yılında öldürülen kadın sayısının 12 katı. ABD’deki kadın cinayetleri bizdekinin iki katı.” Gibi cümleler kurarsanız Meclis’te isterseniz her gün komisyon kurup göreve çıkarın. Sorunun çözümüne hiçbir yararı olmaz. Sene de bir kişi bile olsa hiçbir kadınımız ve kızımız darp edilmemeli ve cinayete kurban gitmemeli. Bir elmanın iki yarısı olan her kadın ve erkek ömürlerinin sonuna kadar huzur içinde yaşamalı.  Bahri KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.