reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

ORTAK DEĞERLERİMİZ…

ORTAK DEĞERLERİMİZ…
594 views
08 Nisan 2021 - 14:19

                Her ülkenin çocuklarını ve gençlerini yetiştirirken referans olarak aldığı temel bilgiler ve değişmeyen kültürel değerler vardır. Bunlar esas alınarak genç nesiller geleceğe hazırlanır. Gerek tarih sahnesinden çekilmiş toplumlarda gerekse günümüzün bütün toplumlarında bu temel dayanağı mutlaka görürüz. Çocuklarını ve gençlerini kendi değerlerine bağlı olarak yetiştiremeyen uluslar yok olmaya mahkumdurlar. Tarih kitapları, benliklerini muhafaza edemedikleri için veya başka milletlere benzemeye gayret ettikleri için yok olan toplumların ve devletlerin hikayeleriyle doludur. Bu hikayeleri iyice analiz edip geçmişte yapılan yanlışlardan ders çıkarmak gerekir. Geçmişi umursamazsanız geleceği oluşturamazsınız. Türk Milli Eğitim Temel Kanunu da bu gerçeklere uygun olarak hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Bu Kanunu’nun 2. Maddesinde Türk Milli Eğitiminin genel amacı bakın nasıl kaleme alınmıştır. “Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milleti’nin bütün fertlerini, Atatürk İnkılap ve İlkelerine ve Anayasa’da ifade edilen Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milleti’nin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasa’nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev sorumluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir. 

Milli Eğitimin amaçlarında belirtilen nesiller yetiştirmek için öncelikle Türk Milleti’nin ortak değerlerini onlara iyi anlatmak gerekir. Nelerdir bu değerlerimiz? Atatürk, Bayrağımız, İstiklal Marşımız, vatan topraklarımız, Cumhuriyetimiz, ulusumuza has özelliklerimiz bizim müşterek değerlerimizdir. Hepimiz bu değerleri, gözümüz gibi korumalıyız. En başta, Atatürk denilince içimiz titremeli. Zira Büyük Önder Atatürk, Cumhuriyetimizin Kurucusudur. Cumhuriyetin ilanı ile yok edilmek istenen Türk Ulusu yeniden özüne dönmüştür. Bugün nefes alıyorsak bunun sebebi Atatürk önderliğinde kurulan Cumhuriyettir. Ama maalesef bu ülkede, Atatürk liderliğinde kazanılan Kurtuluş Savaşı için “Keşke Yunan kazansaydı” diyen meczuplar çıkmıştır. Bu zihniyetteki adamlar itibar görmüş, kendilerine ödüller verilmiştir. Yenilenen spor tesislerinden, stadyumlardan Atatürk adı çıkarılmıştır. Bursa Atatürk Stadı, Rize Atatürk Stadı gibi… Bazı yerel yönetimler yerleşim yerlerinin meydanlarında bulunan Atatürk heykellerine karşı mücadele başlatmışlardır. Yerinden kaldırılamayan heykellerin çevre bakımları gereği gibi yapılmayıp Atatürk, toplumun gözünden düşürülmeye çalışılmaktadır. Yine devlet nişanlarından ve madalyalarından Atatürk siluetinin çıkarılması da çok üzücüdür. Ancak şu iyi bilinmelidir ki, bazılarının Atatürk aleyhindeki çabaları, O’nu gönüllerden silmeye asla yetmeyecektir. Çünkü Türklük ve Atatürk bölünmez bir bütündür.

Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı İstiklal Marşımız, bestesiyle de Milletimizin kahir ekseriyetinin beyninde yer etmiştir. İstiklal Marşımızı söylerken Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi şartlarda kurulduğu, bilinçli her Türk’ün gözünün önünden geçmektedir. O nedenle Cumhuriyetimizin simgesi haline gelen T.C. kısaltmasını da bankaların ve diğer kurumların levhalarından çıkarmaya çalışmak beyhudedir. Vatanını seven herkes T.C. kısaltmasıyla gurur duymalıdır. T.C.’nin kullanılmaması, Andımızın kaldırılması, Atatürk İlke ve İnkılaplarının ders kitaplarından çıkarılmaya çalışılması gibi talepler, bildiğimiz kadarıyla bölücülerin ve bilimum Türkiye düşmanlarının talepleridir. Onların böyle bir talepte bulunmaları normal karşılanabilir. Çünkü amaçları Türkiye’nin birlik ve beraberliğine, ortak değerlerine zarar vermektir. Ancak bu ülkeyi ve değerlerini çok sevdiklerini belirtenlerin Andımız karşıtlığını anlamak mümkün değil. “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” hükümleri ile “Ne mutlu Türk’üm diyene” vecizesinin neresinden rahatsız olunuyor? Bakınız; yeni kurulan siyasi partilerden birinin İstanbul yöneticisi rahatsızlığını şöyle ifade ediyor: “Her sabah Türk’üm, doğruyum, çalışkanım diye bağırmak hayvani bir ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır.” Yine aynı partinin bir başka yöneticisi de; “Reşit Galip isimli Nazi ruhlu kafatasçının yazdığı andı okutmak rezaletin ötesinde bir şeydir” dedi. Bu anlayışın “Kurtuluş Savaşı’nı keşke Yunan kazansaydı” diyen zihniyetten farkı yoktur. Yazılarımızda her zaman belirttiğimiz gibi “Su uyur, Türk Milleti’nin düşmanları uyumaz.” O yüzden de Atatürk’ün dediği gibi “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri eğitimin sınırı ne olursa olsun ilk önce ve her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine, milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir.” Bahri KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.