reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

YİD MODELİ

YİD MODELİ
115 views
24 Mart 2021 - 14:37

                1923 ile 1938 arasındaki 15 yıl, Atatürk’ün önderliğinde kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti’nin medeni dünyaya hamle yıllarıdır. Aynı zaman dilimini paylaştıkları ülkelerden çok geri bırakılmış olan Türk Milleti, bu 15 yıllık dönemde büyük işler başarmıştır. Anadolu halkı, Cumhuriyetin ilanından önceki 10 yıllık mücadelede, binlerce yetişmiş insanını kaybetmiştir. Savaştan sonra elde kalan bir avuç yurttaşla yapılan hamleler, bütün dünya devletlerinin dikkatini çekmiştir. Onun için bu yıllara Devrim Yılları adı verilmiştir. Zira kültürde, sanatta, eğitimde, sosyal hayatta, sanayide, tarımsal üretimde çok geri kalmış olan Anadolu, Atatürk’ün liderliğinde müthiş işler başarmıştır. Cumhuriyeti’nin 10. Yıl Marşı’nda dile getirilen;

                        “Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,

                         On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan,

                         Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan,

                         Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan.”

dizeleri samimi ve gerçek bir dirilişin dillendirilmiş halini anlatır. Zira toplu iğne bile yapamayan bir toplum 15 yıl gibi kısa sayılacak bir dönemde tam 48 tane fabrika kurmuştur. “Gölcük Tersanesi, Alpullu Şeker Fabrikası, Kayseri Uçak Fabrikası, Kırıkkale Mühimmat Fabrikası, Ankara Çimento Fabrikası, Turhal Şeker Fabrikası, Konya Ereğli Bez Fabrikası, Karabük Demir-Çelik Fabrikası, Malatya Sigara Fabrikası, Divriği Demir Ocakları, Sümerbank gibi işletmeler hem üretimin artmasının hem de insanların iş bulmasının önünü açtılar. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan bu 48 fabrika, ülkemizin durumunu değiştirdi. Buralarda çalışan binlerce insan evlerine ekmek götürdü. İstihdam ve üretimde yapılan bu atılıma eğitimde, sporda, sanatta yapılan yenilikler eklenince Türk toplumunun çehresi değişti. Padişahın “kulum, ümmetim” diye hitap ettiği insanlarımız, insan olduklarının farkına vardılar. Çünkü Atatürk onlara “efendiler” diye hitap etti. Halkımız, Atatürk’ün kendilerine güveni boşa çıkarmadı ve kısa sürede çağdaş bir memleket yarattı.

Yıllar içinde Türkiye’yi idare eden iktidardaki siyasi partilerin anlayışları doğrultusunda yapılan hamleler değişti. Örneğin Anadolu’daki aydınlanma sürecinin önderleri sayılacak Köy Enstitüleri ve Öğretmen Okulları kapatıldı. Yakın geçmişte de köylerdeki okullar kapandı. Köy çocukları kendi ortamlarından alınarak ilçe merkezlerine taşınmaya başladılar. Aynı yıllarda “kapatma ve taşınma” furyası, fabrikalar için de hayata geçirildi. Mesela “Devlet ayakkabı ve bez üretmez” denilerek Sümerbank’ın bütün şubeleri önce özelleştirildi sonra da ortadan kaldırıldı. Yine yurt savunmamız için kurulan fabrikalar da emperyalist ülkelerin ”Biz size daha ucuza veririz” önerilerine uyularak kapısına kilit vuruldu. Böylece “savunmada” dışarı bağımlı hale geldik. “Kapatmalar” bunlarla da bitmedi. Ardından sıra şeker fabrikalarına geldi. Onlar da önce satıldı sonra da faaliyetlerine son verildi. En son, 976 yılında merhum Başbakanlardan Erbakan tarafından temeli atılan Ilgın Şeker Fabrikası’nın üretimi durduruldu. Burada işlenmeyi bekleyen 150 bin ton pancar da 15 milyon lira nakliye parası ödenerek Eskişehir ve Ankara Şeker Fabrikalarına taşınmaya başladı.

Günümüzün yatırım modeli modası YİD… Yani; Yap-İşlet-Devret Modeli… Herkes tarafından bilindiği gibi yapılacak hastane, yol, köprü, tünel, havaalanı gibi hizmetler, özel şirketlere veriliyor. Bu şirketler yaptıkları hastane, yol, köprü, tünel, havaalanı gibi yerlerin inşaatını tamamladıktan sonra devlet tarafından belirlenen süre zarfında işletip karşılığında para alıyorlar. Şehir Hastaneleri, bazı köprüler, bazı hava limanları, karayolu ağlarındaki bazı tüneller bu anlayışla hizmete girmiş yatırımların başında geliyorlar. Ancak medyada yer alan  bazı haberlere göre, devlet bu tip yatırımlarda büyük zararlara uğruyor. Son örnek olarak da Kütahya’daki Zafer Havaalanı gündeme geldi. Zira bu havaalanını yapan firmaya 3 ilin nüfusu kadar yolcu garantisi verildi. 501 bin yolcu garantisi verilen bu havaalanını, 2020 yılının ilk sekiz ayında sadece 4 bin 746 yolcu kullandı. Aradaki farkın zararını ise devlet karşıladı. Bu havaalanını yapan firmaya 2044 yılına kadar para ödenecek. Bu yıl 12 ayda garanti edilen yolcu sayısı 1 milyon 299 bin kişi. Havalimanının hizmet verdiği üç ilin toplam nüfusu ise 1 milyon 678 bin kişi. Yani havalimanı için nedeyse 3 ilin nüfusu kadar yolcu garantisi verilmiş durumda… Vaziyet bu… Türkiye YİD modelinden vazgeçip Cumhuriyetin ilk yıllarındaki anlayışa dönse nasıl olur acaba?  BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.