reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

HAK, HUKUK, ADALET…

HAK, HUKUK, ADALET…
312 views
29 Ocak 2021 - 9:06

“Hak, hukuk, adalet” kavramları özellikle siyasilerin dillerinden düşürmedikleri kavramlardır. Hatta bazı politikacıların bu lafları slogan haline getirip seçimler öncesinde hazırladıkları beyannamelerde yer verdikleri de görülmüştür. Fakat yönetme gücünü eline geçiren siyaset kurumu, çoğu kez “hak, hukuk, adalet” kavramlarının dışına çıkmakta bir sakınca da görmemiştir. Ancak iktidarı kaybettiklerinde bu kavramları yeniden hatırlamaya başlamışlardır. Bu kısır döngü hem bizim ülkemizde hem de başka ülkelerde asırlardır hüküm sürmüştür. İnsan haklarının ihlal edilmediği, hukukun her şeyin önünde yer aldığı, gelir dağılımında ve devletin imkanlarından yararlanmada tam adaletin olduğu bir yönetim biçimi insanlığın en büyük özlemi olarak bir kenarda durmaktadır. Bu özlemi kısmen gerçekleştiren az sayıdaki ülkede insanlar mutlu bir ömür sürmektedirler. Her bakımdan geri kalmış ya da maksatlı olarak geri bırakılmış memleketlerde şiddet, çatışma, zorunlu göç ve ölüm kol gezmektedir. İçinde bulunduğumuz asırla ilgili olarak “ Bilgisayar Çağı, Dijital Çağ, Bilişim Çağı” gibi büyük laflar etmeyi seviyoruz. Ancak sahip olmakla övündüğümüz Bilgisayar Çağında, Ortaçağın ilkel ve bağnaz düzeninin hakim olduğu toplumları çok fazla görüyoruz. Hepimiz; bir zamanlar esir pazarlarının kurulup insanların satıldığı dönemlerin yaşandığını tarih kitaplarında okuduk. Yahut da filmlerde gördük. Pek çoğumuz da köleliğin yok edildiğine inandık. Halbuki bu çağda bile esir pazarları kurulup kölelik düzeni yaşatılıyor. İnsanlar ten rengine, dini inançlarına ve siyasi düşüncelerine göre ayrıştırılıyor. Televizyon yayıncılığı ve bilişimdeki gelişmeler insanlık onuruna yakışmayacak bu gerçekleri kaydediyor ve yayınlıyor. Yine Ortadoğu’dan, Asya’dan, Afrika’dan batılı devletlere kaçmak isteyen insanlar, bu çağın yüz karası olan tabloları yaşıyorlar. Yasadışı olarak gerçekleştirilen insan kaçakçılığı “hak, hukuk, adalet” kavramlarının yerle bir edildiği bir uygulamadır. Devletlerin pek çoğu durumu bildiği halde engel olmak için ciddi bir müdahalede bulunmamaktadır. İnsan kaçakçılarının ellerine düşen yüzlerce, binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Ya kasıtlı olarak çıkarılan iç çatışmalara ne demeli? Emperyalist güçlerin silah satabilmek için körükledikleri iç savaşlardan Ortadoğu, Asya’da ve Afrika’da pek çok ülke acı çekmektedir. Bu ülkelerde dünyaya gelmekten başka suçu, günahı olmayan binlerce insan sakat kalmakta veya canını kaybetmektedir. Bilgisayar Çağında, Uzay Çağında olmamıza rağmen kadınlarımıza ve kızlarımıza  yapılanlara ne söylemeli? Özellikle bizim ülkemizde kadınlara ve kızlara yönelik şiddetin olmadığı hatta kadın cinayetinin yaşanmadığı gün geçmiyor.

Bütün bunları yaşamak, düşünen ve vicdanı olan insanlara “İnsanlık öldü mü?” dedirtiyor. Hayvanlar aleminde bile vefanın, sadakatin ve sevginin ölmediğini gösteren gerçekler var. Sahibinin kaldırıldığı hastanenin önünde günlerce bekleyen köpeği hepimiz biliyoruz. Yine vefat eden sahibinin cenaze merasimine katılıp onun mezarına her gün gidip toprağı koklayan köpeği de gördük. Hayvanlarda dahi görülen bu sevgi ve bağlılık duygusu, insanlarda “hak, hukuk, adalet” söz konusu olunca unutulup gidiyor. Hayatın bütün öğretileri insanın insana zulüm yapmaması gerektiğini gösteriyor. Ama ne gezer?… Bu çağda hele bir de fazladan “mürekkep yalamışsanız”, toplumu aydınlatmaya çalışıyorsanız, yönetme gücünü elinde bulunduranlar gibi düşünmüyorsanız vay halinize… “Hak, hukuk, adalet” beklemeyin. Size işlemez. Baskıdan, tehditten, işten çıkarılmaktan, soruşturmadan, hatta dayak yemekten kendinizi kurtaramazsınız. Bunlardan kurtulsanız hapse düşersiniz. Hapisten çıksanız kafanız yarılır, gözünüz çıkar, kolunuz kırılır. Bunlara rağmen de yönetme gücünü elinde tutanların “yoluna gelmezseniz” kurşunlanabilirsiniz. Arabanıza bomba konabilir. Bu ihtimallerin tamamını geçmişte yaşadık. Yüzlerce aydınımız, yazarımız, çizerimiz, siyasetçimiz katledildi. Mazideki “filmleri” hatırlatan olayların benzerleri, üç-beş gün önce yeniden vizyona kondu. Aynı gün içinde bir televizyon kanalında program yapan genç bir avukata saldırıldı. 70 yaşında olduğunu söyleyen, 50 yıllık bir gazeteciye evinin önünde saldırıldı. Kendi anlatımlarına göre bacaklarına vurulan tekmelerle yere düşürülmeye çalışıldı. Bütün bunları şaşkınlıkla anlatan yılların gazetecisi gözyaşı dökmekten kendini alamadı. Yine aynı gün yeni kurulan muhalefet partilerinden birinin genel başkan yardımcısı olan yılların siyasetçisi, aracına binmek üzereyken 5 kişinin silahlı, sopalı ve yumruklu saldırısına uğradı. Saldırıyı şoförünün havaya ateş etmesi ile savuşturan bu siyasetçimizin kafasına 17 dikiş atıldı. Kırılan parmakları alçıya alındı. Emniyet, saldırganlardan 2’sini yakaladı. 3’ü aranıyor… Gönlümüzden geçen bu tip saldırıları yapanların korunmaması ve cezalandırılmasıdır. Çünkü slogan bile yapılan “hak, hukuk ve adalet” bir gün herkese lazım olur…  BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.