reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

DURUM VAHİM…

DURUM VAHİM…
78 views
10 Ekim 2020 - 9:43

                Zaferler ayı diye adlandırdığımız Ağustos ayının son günlerinde hem doğal afetler, hem orman yangınları, hem de virüsle mücadelemiz konusunda sıkıntılar yaşadık. Adana Kozan’da çıkan orman yangını yeşil doğa ile beraber ciğerlerimizi de yaktı. Yangın birkaç gün içinde kontrol altına alınsa da geride evini, barkını, hayvanlarını kaybeden insanlarımız kaldı. Kasıt ve ihmal orman yangınlarının en başta gelen sebepleridir. Gözümüz gibi korumamız gereken ormanlar maalesef her sene azalıyor. Ormanlar azaldıkça da doğal afetler birbirini kovalıyor. Son olarak Giresun’a bağlı Dereli İlçesinde yaşanan felaketi, televizyon kanalları bütün çıplaklığı ile gösterdi. İlçenin neredeyse tamamı iki metre kalınlığındaki taş ve çamur tabakasıyla kaplandı. Esnafın yarısı işyerlerini kaybetti. Konutlar yıkıldı. Yollar, menfezler çöktü. Sel sularına kapılıp hayatını kaybedenler oldu. Bakanlar, milletvekilleri hatta Diyanet İşleri Başkanı bile sel bölgesine giderek vatandaşlarla görüştüler. Siyasetçilerin insanlarımızla görüşmelerine toplumumuz alışıktır. Acılı vatandaşlarımız, böyle günlerde kendisini idare edenleri yanlarında görmek isterler. Fakat Diyanet İşleri Başkanı’nın sarıkla ve cübbeyle sel bölgesine gidip onlara tavsiyelerde bulunması alışık olduğumuz bir durum değildir. Ayasofya’daki ilk Cuma Namazında elinde kılıçla hutbe okuyan Diyanet İşleri Başkanı, Dereli’de vatandaşlara tedbir, tevekkül ve dua tavsiye etti. “İsyan etmeyin, Allah’tan gelene boynumuz kıldan ince” dedi. Kendisinin bu aksiyonu, siyasetçiler ve fikir adamları tarafından uzun uzun yorumlanacaktır. Fakat asıl üzerinde durulması gereken hadise, Dereli’de yapılan yanlışlardır. Giresun’un bu İlçesi, adından da belli olacağı gibi dere kenarına inşa edilmiş bir yerleşim yeridir. Ancak zaman içerisinde bölge insanı, dağlardan inerek İlçeyi boydan boya geçen derenin yatağını işgal etmişlerdir. Dere yatağına çok katlı binalar yapılmış, caddeler oluşturulmuştur. Yine derenin üzerine köprü yerine menfezler yapılarak asfalt yollar inşa edilmiştir. Sözün kısası, dağlardan inecek suların kendi mecrasında akmasına engel olacak her şey yapılmıştır. Neticede yağmur suları, önüne çıkan ne varsa içine alarak sürüklemiştir. İnsanın kendi eliyle kendisine yaptığı kötülüğü hiçbir güç yapamaz. Karadeniz’de yıllardır süren doğa katliamı serüveni bir kez daha felaketle sonuçlanmıştır. Hep söylendiği gibi “Doğa, kendisinden alınanları bir gün geri alır.” Bu gerçek Dereli’de bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Çevremizle olan ilişkimiz felaketlerle ilerlerken Mart ayından bu yana ülkemizde görülen Covid-19 salgınında da durum vahim… Haziran ayının başına kadar kontrollü bir biçimde götürdüğümüz salgınla mücadele çabamızda yeniden başa dönmüş gibiyiz. İnsanlarımız normalleşmeyi “gevşemek ve umursamamak” olarak algılayınca virüsün yayılması hızlandı. Düğünler, nişanlar, sünnet cemiyetleri, nikah törenleri eski haliyle icra edilmeye başlandı. Turizm sektörü hareketlensin diye getirilen yeni şartlar, alabildiğine ihlal edildi. Sahillere akın edenler, tatil rehaveti ile salgını unuttular. Bu durumda günlük olarak ilan edilen yeni vak’a sayıları arttı. Salgına karşı imtihanımız kritik boyutlara ulaşınca bilim insanları gördükleri tablo karşısında şaşkınlıklarını dile getirdiler. Mesela Prof. Dr. Bengi Başer, corona virüsle mücadeleye ilişkin kritik açıklamalar yaptı. Salgının sonbaharda çok çılgın bir şekilde artış göstereceğine de işaret eden Başer, okulların 21 Eylül’de açılması ile ilgili de önemli değerlendirmelerde bulundu. Okulların açılmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Başer, seyreltilmiş kademeli bir eğitim planlaması yapılması gerektiğini söyledi. Yine tehlike arttığı için 26 Ağustos 2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle, ihtiyacı karşılayacak kadar asgari personel bulundurulması şartıyla, çalıştırılma biçimine bakılmaksızın kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlara, uzaktan çalışma, dönüşümlü çalışma gibi esnek çalışma yöntemi uygulanabilmesine ve idari izin verilmesine imkan sağlandı. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve Hacettepe Üniversitesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Serhat Ünal da “İkinci dalga muhtemelen Ekim ve Kasım ayı gibi havaların soğumasıyla olur. İşte oraya hazırlıklı olmamız lazım.” Dedi.  Niğde, Adana, İzmir ve Van’da korona virüsle mücadele kapsamında düğünlere virüs kısıtlamaları getirildi. Ayrıca pek çok ilde de konuklara düğün yemeği vermek yasaklandı. İkramlar ortadan kaldırıldı. Düğün saatlerine sınırlama getirildi. Vak’aların artışı sağlık çalışanlarının huzursuzluğunu daha da arttırdı. Bütün bunların sebebi maske takmayan, fiziki mesafeye dikkat etmeyen ve temizliği sevmeyen insanlardır. Kafalarına laf girmeyenlerin hatalarını hepimiz çekiyoruz. “Kurunun yanında yaş da yanar” lafı tam bu gibi durumlar için söylenmiştir. Bahri KORKMAZ         

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.