reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

DİNİN VİRÜSLERİ…

DİNİN VİRÜSLERİ…
112 views
10 Ekim 2020 - 9:48

                Covid-19 salgınıyla beraber dünyanın bütün ülkelerinde insanlar, “önce can” gerçeğine sarıldılar. Sonbahara girdiğimiz bugünlerde virüsün yayılma hızı daha da arttı. Türkiye, virüsün en fazla insana bulaştığı Mayıs günlerine geri döndü. Ölümler ve yeni vak’a sayıları her geçen gün daha da artıyor. Bu durum herkesi kaygılandırdı. Yeni önlemler gündeme gelirken kalabalık oluşmasına en büyük sebep olarak görülen düğünler tamamen iptal edildi. Bu arada mülki amirler ve yerel yöneticiler sahaya indiler. Vatandaşa maske, mesafe ve temizlik hususunda yapılan uyarıları tekrar tekrar hatırlatıyorlar. Velhasıl herkes virüse karşı tetikte…

Dilimize pelesenk ettiğimiz bir laf vardır: “Koyun can derdinde, kasap et derdinde…” Din tacirleri ve din istismarcıları bu kritik ortamda bile işbaşındalar. Fakirleri, çaresizleri ve muhtaç durumdaki insanları çepeçevre kuşatan bu asalaklar, onları sömürdükleri yetmezmiş gibi taciz ve tecavüzden de vazgeçmiyorlar. Bahsettiğimiz halk kesimlerinin üstüne çöreklenen bu virüslerin, asırlardır yapmadıkları kötülük kalmadı. Ne istedilerse bu halk kendilerine temin etti. Hiç çalışmadan, alın teri dökmeden para, gıda, mülk, kılık-kıyafet sahibi oldular. Tek sermayeleri de maalesef din oldu. Kendileri Allah’tan korkmadan fukara ve cahil kesimi Allah ile aldattılar. Onlara cenneti vaad ederek kendileri bu dünyada cenneti yaşadılar. Bu toplumun bütün iyi yönlerini kendileri için avantaja çevirerek bol bol kullandılar. Yetişkinlerin kanını emdikleri yetmezmiş gibi onların 8-10-12 yaşındaki çocuklarına da göz diktiler. Kendilerine dini bilgiler öğretilsin diye teslim edilen kız ve erkek çocuklara cinsel tacizde bulunup onların hayatlarını kararttılar. Bahse konu ettiğimiz dini kisveli bazı vakıflar, cemaatler, tarikatlar; kız ve erkek çocukların cinsel istismara uğradıkları merkezler haline geldiler. İletişim ve teknik imkanlar günümüzdeki kadar yaygın değil iken böyle yerlerin yurtlarında, kurslarında ve mekteplerinde neler döndüğü pek ortaya çıkmazdı. Yaşanan olumsuzluklar da bir biçimde örtbas edilirdi. Günümüzde kameralı cep telefonları çok yaygın olduğu için yapılan her kötü icraat mutlaka kayıt altına alınıyor. O yüzden de ülkemizdeki bu tür yapılanmaların tecavüzcü ve tacizci yüzleri derhal ortaya çıkarılıyor. Bundan sonraki aşamada da en büyük korkuları yazılı ve görsel basın… Ancak hepsi değil… Çocuklara taciz ve tecavüz hadiselerinde ilk gündeme gelen vakıf, Ensar Vakfı oldu. Karaman’da bu vakfa ait evlerde kalan 9-10 yaşlarındaki 45 erkek çocuğa, bir öğretmen tarafından tecavüz edildiği basının gayretiyle ortaya çıkarıldı. 2012-2015 yılları arasında yaşanan bu kirli, çirkin ve adice olaydan sonra suçlu olduğu tespit edilen 54 yaşındaki öğretmen 2016 yılının üçüncü ayında tutuklandı. Tecavüz olayının yaşandığı vakfın yöneticileri inkar yolunu seçse de netice değişmedi. Fakat adı geçen vakfı korumaya çalışan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, “Karaman’da ilk vaka ortaya çıkar çıkmaz hemen hukuki açıdan Bakanlığımız müdahil oldu, bir kere olması karalamak için gerekçe olamaz” şeklinde  açıklama yaptı ve bu açıklaması ile tarihe geçti. Bu gibi dini kullanan yapılardaki benzer hadiselere bir yenisi de bundan üç-beş gün önce eklendi. Uşşaki Tarikatı Şeyhi olduğunu öğrendiğimiz 58 yaşındaki sapık, Sakarya’da 12 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz etti. Bu olay da diğerleri gibi gizlenmeye çalışılsa da kendilerinin korktukları basın kuruluşları gerçekleri yazarak bu kirli yapının gerçek yüzünü ortaya çıkardılar. Suçu sabit görülen tarikat şeyhi tutuklandı. Sorgulama esnasında başka kız çocuklarına da sarkıntılık edildiği ortaya çıktı. Olayın üzerine gidildikçe tarikat şeyhi diye yüz verilen bu sapığın devletin protokolüne bile girdiği anlaşıldı. Yine kendisinin Fesli Deli Kadir olarak bilinen Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı sabit olan şahıs ile iyi dost olduğu da tespit edildi. Ortamdan cesaretlenen bu sözde tarikat şeyhi, “Ayasofya açıldı. Hele İslami devlet olsun; en güzel sarığı biz saracağız. Vakti saati var her şeyin” sözlerini de yeni sarf etmişti. Bu sapığın müritleri olayın üstünün örtülmesini istemeyen kız çocuğunun babasını da dövüp O’nun omzunu kırdıkları belirlendi. Şeyhin “babayı” ikna etmek için kullandığı sözler ise çok iğrenç… İşte o sözler: “Mehdiyle evlilik” rüyalarından yola çıkarak çocuğun kendisine verildiği zannına kapıldığını söyleyen şeyh, babayı; “ileri giden bir şey yok”, “insan nefis taşıyor, aramızda nikah konuşmaları geçti, hata etmiş olabilirim”, “bekaretinde sorun yok”, “bana yakışmayacak şekilde öpmüş oldum”, “sevişme diye bir şey yok oğlum, öptüm”, “belki de senin kızına piyango vurmuş oğlum”, “bu da Allah’ın bir takdiri…”

Annelerin ve babaların bu sahtekarlara karşı daima uyanık olmaları gerekir. Çünkü insanın en kıymetli varlığına göz diken ve onların parasıyla, onların desteğiyle ayakta duran bu din istismarcılarına yüz vermemek gerekir. Çünkü onlar dindar değil dinin virüsleridir.   Bahri KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.