reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

BU NE PERHİZ…

BU NE PERHİZ…
109 views
10 Ekim 2020 - 10:24

                Türkiye’nin corona virüsle olan mücadelesini iki aşamada değerlendirebiliriz. Birinci aşama; Mart, Nisan ve Mayıs aylarını kapsayan ilk dönemdi. Bu aylarda; sokağa çıkma yasakları, 65 yaş üstüne ve 18 yaş atına getirilen kısıtlamalar, kahvehanelerin ve lokantaların kapanması, ulaşımın sınırlanması, spor müsabakalarına son verilmesi gibi tedbirler vardı. Alınan bütün tedbirlerini amacı kalabalık ortamların oluşturulmasına engel olmaktı. Bu tedbirler sayesinde yeni vak’a sayıları aşağı çekildi. Salgının azalacağına dair ümitler de arttı. Covid-19 serüvenin ikinci aşaması ise Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarını kapsayan günlerdi. Bu aylarda alınan tedbirler maske takmak, fiziki mesafeye dikkat etmek ve temizlik kurallarına uymak kaydıyla gevşetildi. Salgında yeni dönem adı verilen bu üç aylık süreçte; lokantalar, kahvehaneler açıldı. Ulaşım ve seyahat serbest bırakıldı. Turizmin hareketlenmesi teşvik edildi. Düğünlere izin verildi. Plajlar, parklar, bahçeler doldu. Minibüslerde ve otobüslerde tıka basa yolcu alma dönemi yeniden başladı. Büyük alışveriş merkezleri kapılarını müşterilerine açtılar. Velhasıl, Türk insanı bu kadar gevşemeye dayanamayıp salgın bitmiş gibi davranmaya başlayınca olanlar oldu. Ölümler arttı, virüs kapanlar çoğaldı. Hastanelerin yoğun bakım üniteleri dolmaya başladı. Salgının ilk günlerine dönüldüğünden, bu kez de toplumdaki gevşeme hali tartışılmaya başlandı. Ancak gelinen aşamada yetkililerin yaptığı açıklamalardan anladığımız şu; herkes tedbirini alsın ve virüse karşı kendisini korusun.     

Eylül ayının dört üçünü geride bıraktık. Her akşam televizyon karşısına geçip Sağlık Bakanı’nın turkuaz renk tabloda açıklayacağı vorona virüs ile ilgili rakamları takip etmeye devam ediyoruz. “Hastalığa yakalananlarda düşüş var mı?” ümidiyle gözümüzü tabloya dikiyoruz. Ancak şu ana kadar beklentimiz nafile… Milli Eğitim Bakanlığı’nın talimatıyla 21 Eylül’de okullar açıldı. İlk haftada ana sınıfları ve ilkokul birinci sınıflar, haftada bir gün olmak üzere okula başladılar. Virüsün yayılma hızında düşüş olursa diğer sınıflar da yüz yüze eğitime başlayacaklar. Dünyadaki pek çok ülkenin nüfusu kadar öğrencimiz var. Bunların hepsinin bir anda okullarına dönmesinin çok büyük risk taşıdığı ortada. Zaten yüksek öğretim kurumları da güz döneminde uzaktan eğitime devam edeceklerini duyurdular. Eylül ayının sonunda oluşacak şartlar, okulların durumunu daha net ortaya koyacak.

Virüsle mücadele işini topyekün bir savaş olarak düşünmek lazım. Kendimizi korumak için uyacağımız kurallar aynı zamanda toplumun genelini de korumamıza yarayacak. Etkili ve yetkili pek çok ağızdan duyduğumuz gibi “bu işin şakası yok.” Durumu oyun gibi, komplo gibi yorumlayan kafaların da olduğunu görüyoruz ve duyuyoruz. Ancak virüs olayına bu gözle bakan pek çok insanın hayatını kaybettiğine de şahit olduk. O yüzden de covid-19’la mücadelemiz hem samimi hem de ciddi olmalıdır. Bakın bundan bir hafta önce ülkemizde, siyaset dünyasından pek çok önemli ismin virüse yakalandığını öğrendik. Ki bu isimler son derece iyi korunan insanlar. Buna rağmen virüse yakalanmaktan kurtulamadılar. Bu gerçekler ortada dururken bir de söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmayan insanlar var. Basında yer alan bir habere göre; “Tüm etkinlikler iptal edilmeli” diyen bir profesörün, yemekli fotoğrafı ortaya çıktı. “Toplumda virüs yükü çok yüksek. Bu da kişilerin çok fazla enfekte kişiyle karşılaştığını gösterir. Kısıtlama için çok geç kalındığını düşünüyorum. Açılışlar, mitingler, toplu ibadetler hepsi iptal edilmeli.” diyen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nde öğretim üyesi  olan bir bayan profesörün arkadaşlarıyla yemekli ve maskesiz fotoğrafı ortaya çıktı. Bu bayan profesör açıklamalarında corona virüs salgınının büyük bir hız kazandığını belirterek “Çok sayıda belirtisiz ve belirtili enfekte kişi var. Bunların da yansımalarını göreceğiz. 2- 4 hafta rakamlarda artış olacak. Bilimle yönetim bir türlü aynı masaya oturmuyor. Kısıtlama için çok geç kalındığını düşünüyorum. Hayatın anahtarı olmayan bütün alanlar, açılışlar, mitingler, toplu ibadetler hepsi iptal edilmeli.” Diyerek okulların açılmasının da bu işi çok daha kötü noktalara sürükleyebileceğini kaydetmişti. Bayan profesörün söylediklerine katılmamak olmaz. Ancak; bütün bunları söyledikten sonra kalabalık bir arkadaş grubuyla yan yana, dip dibe bir masanın etrafına oturarak yemeğe oturmak söylenenlere sığmıyor. Atalarımız böyle durumlar için “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” lafını kullanmışlardır. Bir de “Hocanın dediğini yap, ancak yaptığını yapma” derler. Tercihimiz birinci şık olmalı… Kalabalıklar oluşturmak son derece tehlikeli… Bahri KORKMAZ   

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.