İSTİKLAL MARŞIMIZ 95 YIL ÖNCE KABUL EDİLMİŞTİ

Yazı Boyutu:
İSTİKLAL MARŞIMIZ 95 YIL ÖNCE  KABUL EDİLMİŞTİ

        Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlık sembolü olan İstiklal Marşımız 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marşımız olarak kabul edilmiştir. İstiklal Marşımızın kabulünün 95.yılı vesilesiyle ülkemizin her köşesinde anma ve kutlama programları tertip edildi. İstiklal Marşımızın kabulü ile birlikte Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy da saygıyla ve hürmetle anıldı. Ezine’de Çok Programlı Lise öğrencileri tarafından hazırlanan program, 11 Mart 2016 Cuma günü sinema salonunda davetlilere ve öğrencilere sunuldu. Sinema salonundaki program; Kaymakam Ali Fuat ATİK, Malmüdürü Serpil BULUNMAZ OBRUK, Nüfus Müdürü Derya KARACA, İlçe Müftüsü Metin ÖZEL, Belediye Meclis Üyesi Salih ÖZTEN,  kurum amirleri, eğitim yöneticileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri tarafından takip edildi. Anma programı Atatürk ve Şehitlerimiz için yapılan saygı duruşu ile başladı. Müteakiben İstiklal Marşımız söylendi. Günün anlamını ifade eden konuşma ÇPL Elektrik Öğretmeni  Elif Ökol BALCI tarafından yapıldı. Elif Ökol BALCI konuşmasında İstiklal Marşımızın anlamı üzerinde durdu ve şunları söyledi:

“Ben, İstiklâl Marşımızın anlamı üzerinde durmak istiyorum. Milletleri millet yapan manevî değerlerin başında bayrak ve millî marş gelir. Bu iki değer bir milletin onuru ve namusudur. Bir milletin bayrağına yapılmış bir saldırı o millete; milletin millî marşına yapılmış saygısızlık da o millete yapılmıştır. En acısı da bayrak ve millî marş kavramlarının anlamını idrak edememiş toplumların kendi kutsallarını önemsizleştirmeleri, sıradanlaştırmalarıdır. Bayrağa saygı, millî marşına sevgi, millî marş okunurken takınılan tavır ve gösterilen coşku topluluğun vatan sevgisinin, milletini ne ölçüde sahiplendiğinin açık bir göstergesidir.

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. / O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; / O benimdir, o benim milletimindir ancak.” dizeleri bu ülkede hala nefes alan tek bir kişi kalsa dahi, ülke için umut ışığının sönmediğini ifade etmektedir. Bu ülke alçakların hayasızca istilasından her ferdinin göğsünü siper etmesi ile nasıl kurtulmuşsa, bundan sonra da aynı anlayışla hareket etmeye, temel değerlerinden aldığı güçle devam edecektir.

İstiklâl Marşını sevmek, ülkemizi sevmektir, İstiklal Marşını coşkuyla söylemek, ülkemize sahip çıkmaktır, İstiklâl Marşı’nı vakur bir şekilde okumak, bağımsızlığımıza sahip çıkmaktır. Bağımsızlığınıza sahip çıkmak ise, onurumuza sahip çıkmaktır. İstiklâl Marşı ve Bayrak törenlerinde bizlerin göstereceği ciddiyet ve coşkunun derecesi bize bırakılan yüce mirasa ne denli sahip çıktığımızın göstergesi olduğundan; bayrak törenlerine karşı her zamankinden daha duyarlı olmak, bağımsızlık sevdası ile bu toprağa düşmüş şehitlerimize karşı boynumuzun borcu olmalıdır. Ancak o zaman İstiklâl Marşımızın şairi üstad Mehmet Akif Ersoy’un “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın” duası gerçekleşir. Konuşmamın sonunda hem bu yüce destanı yazan ustayı, hem de yazdıran sayısız kahramanı rahmetle anarken, son sözü yine üstadın dizelerine bırakıyorum:

“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl! / Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.       / Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl: /  Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;               / Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.”

Programın devamında Mehmet Akif Ersoy’un hayatından kesitlerin verildiği bir video gösterisi sunuldu. Bir öğrenci Mehmet Akif Ersoy’un “Uyan” isimli şiirini okudu. Programın sonunda İstiklal Marşının yazılışı, Mehmet Akif Ersoy’un yarışmaya iştiraki ve İstiklal Marşı’nın Meclis’te kabul edilişi tiyatro halinde sunuldu. Bu sahne gösterisinden sonra program sona erdi.

İstiklal Marşımızın “Milli Marş” olarak kabul edilişini ana hatlarıyla aşağıdaki şekilde anlatabiliriz:  

İstiklal Marşımız, yurdumuzun düşman işgaline uğradığı felaket günlerinde yazıldı. Düşman işgaline karşı Anadolu’da ortaya çıkan heyecanı koruyacak, vatan sevgisini canlı tutacak bir marşın hazırlanması düşüncesi, Genel Kurmay Başkanlığından geldi. Genel Kurmay Başkanı İsmet İnönü böyle bir marşın Fransız ordusunda mevcut olduğunu ve bizim ordumuz için de faydalı olacağını Milli Eğitim Bakanlığına iletti. Milli Eğitim Bakanlığı da bu düşünceyi benimseyip bir yarışma düzenledi. Beğenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti. Yarışma için 734 şiir gönderildi. Bir kurulca bunlar titizlikle incelenip 6 tanesi ayrıldı. Ama hiçbiri beğenilmedi; marş olacak değerde bulunmadı. O zaman Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif Ersoy’un para ödülünden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmadığı öğrenildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, şairin Meclis’teki sıra arkadaşı Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Bey’in yardımını istedi. Hasan Basri Bey bundan sonrasını şöyle anlatıyor:

Mehmet Akif Bey’in yanımda olduğu bir zaman, elime bir kağıt parçası alarak, onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya başladım. – Ne yazıyorsun? – Marş…İstiklal Marşı yazıyorum.             – Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor musun? İçinde para olan bir işe nasıl katılıyorsun? -Yarışma kaldırıldı. Seçilecek şiire ne para verilecek, ne de her hangi bir ödül. Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi. -Ya, o halde yazalım.

İşte böylece yazılmaya başlanan ve 48 saatte bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli Eğitim Bakanlığının seçici kuruluna sunuldu. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, daha önce seçilen 6 şiirle birlikte yeni şiiri Ordu Komutanlarına gönderdi. Onlardan, şiirlerin askerlere okunmasını, beğenilenleri sıralamalarını istedi. Komutanlar, kısa sürede sonucu bildirdiler. Hepsi de Mehmet Akif’in şiirini birinci sıraya almıştı. Bundan sonraki iş, İstiklal Marşı’nın TBMM’ne getirip kabul ettirmekti. Marş, ilkin Meclis’in 1 Mart 1921 günü yaptığı ikinci oturumunda ele alındı. Meclis Başkan’ı Mustafa Kemal’in söz vermesi üzerine Hamdullah Suphi kürsüye gelerek, sık sık alkışlarla kesilen şiiri okudu ve son seçimin Meclis’e ait olduğunu söyledi. O gün oylama yapılmadı. Şiirle ilgili konuşmalar ve oylama, Meclis’in 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir komisyon kurularak şiirin yeniden incelenmesini, bazıları da hemen görülüp karara bağlanmasını istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, şiirin kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve İstiklal Marşı çoğunlukla kabul edildi. Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930’da değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922’de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu. Marşın armonisini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı.

Yorum