YAŞAM HAKKI

Yazı Boyutu:

Dünya, sadece insanların nefes alıp verdiği bir mekan değildir. Hayatımız boyunca havasına, suyuna, toprağına dört elle sarıldığımız bu mekan diğer canlıların da yaşadığı bir mekandır. Yaşamımızı sağlıklı bir ruh hali ile tamamlamak istiyorsak etrafımızda hayvanların ve bitkilerin de bulunduğunu kabul etmemiz gerekir. Etrafımızda gördüğümüz insan dışındaki bütün canlılar, keyfimize göre işkence edeceğimiz ya da yok edeceğimiz varlıklar değildir. İnsanlar, kainattaki hassas düzenin efendileri de değildir. İnsanlar da dahil olmak üzere bütün canlılar, dünyada belli süreliğine misafirdir. Vakti dolan bu alemden geldiği gibi gidecektir. Buna karar veren de insanoğlu değil kainatı Yaratan’dır. Onun için insanoğlu diğer canlılarla olan temasını bu gerçeğe göre düzenlemelidir. Zaten bitkiler ve hayvanlar, bu alemin güzellikleridir. Onlara karşı düşmanlık beslemek bir hastalık halinin belirtisidir.
Dünyadan gelip geçmiş pek çok filozof, siyasetçi ve din adamı, özellikle hayvanları sevmek gerektiğini anlatan derin anlamlı sözler sarf etmişlerdir. Onlardan geriye kalan bu sözler, tarihe adını yazdırmış ünlü kişilerin dünyada edindikleri tecrübelerin özetidir. Modern Hindistan’ın kurucusu Mahatma Gandi, hayatı boyunca şiddetsizlik felsefesini benimsemiştir. O’nun hayvanlar için söylediği şu söz de çok bir doğru bir tespittir. “Bir milletin büyüklüğü ve ahlaki gelişimi hayvanlara olan davranış biçimi ile değerlendirilir.” Yine “Kalbinde merhamet olmayana cennet yoktur” ifadesi, Hz.Muhammed’e ait bir sözdür. İngiliz Edebiyatının kadın yazarlarından George Elliot, “En iyi arkadaşlarımız hayvanlardır; ne soru sorarlar ne de kusur, kabahat bulurlar” diyerek hayvanlara olan bakış açısını ortaya koymuştur.
Asırlardır hayvanları sevmenin doğru bir davranış olduğunu tavsiye eden bütün değerlendirmelere rağmen insanoğlunun öldürme arzusu hiç azalmamıştır. Hayvanları öldürme arzusu, bitkileri yok etme hırsı azalacağına artmıştır. Bugün pek çok hayvan ırkı yok olurken pek çoğunun da nesli tükenme noktasına gelmiştir. Dünyanın bereket sebebi olan ormanlar da insanoğlunun taarruzu altındadır. Günümüzde yaşanan iklim değişikliğinin temel sebebi içimizdeki yok etme arzusudur. İnsanların, önce içindeki bu canavarı öldürmesi gerekir. Her konuda kolayımıza geldiği için “eğitim şart” diyoruz ama hayvanları sevmek için insan olmak yeterli. Onlara işkence edenlere, zalimce öldürenlere “hayvan” demek dahi hayvanları aşağılamaktır. Kendinden güçsüz ve çaresiz canlıları öldürenler olsa olsa üçüncü bir türdür. Bu üçüncü türün mensupları, bundan bir süre önce Ankara Batıkent’te ortaya çıktı. Eldeki kamera kayıtlarından tespit edildiği üzere bir araçtan atılan zehirli tavuk etlerini yiyen on üç köpek telef oldu. Bu katliam medyada yer alınca olayın failleri polis tarafından yakalandı. Yapılan soruşturma sonunda sokak köpeklerinden rahatsız olan bir apartman sakininin lastik tamircisinde çalışan gençlere para vererek bu eylemi yaptırdığı ortaya çıktı. Her hayvan katliamında olduğu gibi failler sorgularının ardından serbest bırakıldı. Aslında aç bir canlıyı yiyecekle kandırıp katleden vicdansızların en ağır şekilde cezalandırılması gerekir. Yine İzmir’in Menemen ilçesinde, bir sitenin bahçesinde dünyaya gelen 5 günlük kedi yavruları, başları ve patileri kesilerek öldürüldü. Kedilerin cansız bedenlerini görüp, büyük üzüntü yaşayan site halkı, savcılığa suç duyurusunda bulundu. İnsanoğlunun zalimliği sonucunda ortada gözle görünen sadece sokak hayvanları kaldı. Ancak bazı cani ruhlar onları da fazlalık görerek yok etmeye çalışmaktadırlar. Zaman zaman bize görünen ilahi adalet, hayvanları öldürenleri cezalandırmaktadır. Sakarya’da, sincap öldürmek için kızından tüfeğini balkondan atmasını isteyen bir adam silahın ateş alması sonucu öldü, kızı yaralandı. Basına yansıyan bilgilere göre, Adapazarı İlçesine bağlı Karadere Mahallesi’ndeki evinin önünde oturan 54 yaşındaki bir vatandaş, ağaçta gördüğü sincaba ateş etmek için 19 yaşındaki kızından ruhsatsız av tüfeğini birinci katın balkonundan atmasını istedi. Balkonda atılan tüfek, dipçiğinin zemine çarpması sonucu ateş aldı ve baba göğsünden, kızı yüzünden yaralandı. Hastaneye kaldırılan baba kurtarılamadı. İçindeki öldürme hırsının kurbanı oldu. Kızı ise yaralı olarak kurtuldu. “Sincap, tüfek ve adamdan” oluşan bu hadise, tam ibretlik bir vak’adır. Hiç kimsenin başka bir canlının hayatına kasdetmeye hakkı yoktur. Bu gerçek kulak arkası edilse de yüreğinde sevgi taşıyan herkesin çevresine bu gerçeği usanmadan anlatması gerekir. BAHRİ KORKMAZ

Yorum