TUHAF SÖZLER

Yazı Boyutu:

Bilim adamı vasfını kazanmış insanların ağızlarından çıkanı kulaklarının duyması gerekir. “Türkiye büyük ülke, meydan geniş… Atarım, tutarım. Nasılsa inanan bulunur.” Düşüncesiyle yapılan açıklamalar bir gün gelir boynunuza dolanır. Bırakın bilim adamı olmayı tahsili olmayan bir insan bile bu gerçeği bilir. Daha doğrusu haddini bilir ve ulu orta konuşmaz. Son yıllarda memleketin “okumuşlarına” bir haller oldu. “Ağzı olan konuşur” anlayışıyla akıllarına geleni söylüyorlar. Ondan sonra da “Ben öyle demedim, laflarımı medya çarpıttı…” şeklindeki klasik açıklamayı yapıyorlar. İyi ki “dış güçler” söyletti demiyorlar. Yaşanan her olumsuzluğu “dış güçlere” yüklemek moda oldu ya…
Prof. Dr. Ramazan Taşaltın, 2015 yılında Harran Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. Üç yıldır Rektörlük koltuğunda mutlu günler geçiren Ramazan Taşaltın, mutluluktan kendinden geçmiş olacak ki, ağzından çıkanı kulağı duymadı. Yağcılıkta ve yalakalıkta sınırları aşınca tepki aldı ve muhtemelen kulağına fısıldanan mesaj doğrultusunda istifa etti. Rektörü kendinden geçiren süreç, yukarıda belirttiğimiz gibi 2015 yılında başladı. Malum, üniversitelerde rektör adayları belirlenirken öğretim görevlileri tarafından oylama yapılır. 2015′te Harran Üniversitesinde yapılan oylamada, şimdiki Rektör Prof.Dr.Ramazan Taşaltın 58 oy aldı ve rektör adayları arasında 5. sırada yer aldı. Ramazan Taşaltın, rakipleri içinde en az oyu almasına rağmen Harran Üniversitesi’ne Rektör olarak atandı. 2018 yılına geldiğimizde Ramazan Taşaltın, televizyon kanallarından birinde konuşurken şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a itaat etmek farzdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı çıkmak ise savaştan kaçmaktır ve haramdır.” Ramazan Taşaltın, okununca gayet iyi anlaşılan bu sözlerine şöyle açıklık getirdi. “Erdoğan FETÖ ile mücadelede yalnızdı. Şu anda başkanlık sistemine gittiğimiz dönemde çok daha yetkili durumda Cumhurbaşkanımız… İslami olarak cumhurbaşkanına itaat etmek Farzı Ayın’dır. Karşı gelmek de harpten kaçmak manasına gelir haramdır. Biz itaat ediyoruz, Cumhurbaşkanımızdır.”
Kendisine yakın bir medya kuruluşunda söylediği bu laflar, aksi tesir yapınca Prof. Dr. Ramazan Taşaltın istifa etmek zorunda kaldı. Üstelik istifa ederken de sözlerinin çarpıtıldığını ifade etti. “Muhalefet yapıyor denen” televizyon kanallarından birinde konuşsaydı ve sözleri haber yapılsaydı herhalde kıyameti koparırdı.
Tuhaf sözler söyleyen ve bir anda haftanın kişisi olmayı hak eden simalardan biri de Doç.Dr. Tayfur Aydoğdu oldu. Daha önce katıldığı bir televizyon programında; “Paradolia denilen bir hastalık var. Bulutları Hz. İsa’ya benzetmek, domatesi kestik içinden Haç çıktı demek. Türkiye’de insanlar Ayvalık’a gidiyorlar. Bir dağ var, o dağın silueti Mustafa Kemal Atatürk’ü andırıyormuş. Bu bir psikolojik hastalık” sözleriyle gündeme gelen Doç. Dr. Tayfur Erdoğdu bu kez de “Allah’ı sürekli görürüm” diyerek başka bir tartışmanın fitilini ateşledi. TRT-1 ekranlarında yayınlanan “Pelin Çift ile Gündem Ötesi” programına konuk olan Erdoğdu; “ Ben rüyamda çok defa Peygamberi, Allah’ı ve Kâbe’yi görürüm. Bir gün odaya bir geldim, Kâbe örtüsü var” dedi. “Allah’ı çok görürüm” diyen Erdoğdu, “Üniversitedeki odaya geldim, Kâbe örtüsünün parçası var, masaya bırakılmış” diyerek çok ilginç olan bu yorumu yaptı. Erdoğdu’nun yorumlarına izleyiciler de tepki gösterdi. Peygamberlerin bile “Allah’ı sürekli görürüm” sözünü kullanmadığını, gördüklerinde baygınlık geçirdiklerini söyleyen izleyiciler TRT’ye ve yorumcusuna tepki gösterdiler.
Bundan önceki yıllarda da yukarıdakilere benzer densizlikleri yapan “mürekkep yalamış” nice devlet görevlileri gördük. Mesela geçtiğimiz sene Kırşehir Valisi, Zülfikar Kılıcı ve Tekbirlerle öğrencileri selamlamıştı. 18 Mart Çanakkale Zaferi vesilesiyle Çanakkale topraklarına geziye giden bin öğrenciyi “zafer kazanan komutan” edasıyla selamlayan Vali, bu eyleminden sonra emekliye ayrılmıştı. Yine 2014 yılının 10 Kasım törenlerinde vatandaşlarla tartışan Adana Valisi de kendisine karşılık veren Adanalı vatandaşa “gavat” dediği için tepki almıştı. Oysa “okumuş-yazmış” insanların ağzından bal damlamalıdır. Hele kamu adına görev yapılan koltuklarda bulunanların bu şekilde hata yapma hakları yoktur. Herkese nasip olmayan o makamlarda otururken “iktidar gücünü” yerinde ve zamanında kullanmak gerekir. Aksi halde şafak vakti doğar, akşam vakti ölürsünüz.

Yorum