SEÇİM EFSANELERİ

Yazı Boyutu:

Hayatın içinde öyle hadiseler vardır ki, hemen dikkati çeker ve uzun süre unutulmaz. Dikkati çeken bu hadiselerin kahramanları, bazen her şeyin önüne geçip herkesin diline dolanırlar. Devir; bilişimin ve iletişimin zirve yaptığı dönem olduğundan “parlak” hadiseler de anında ses getirip yayılıyor. Dolayısıyla bu devirde, her konuda “efsane” çıkarmak daha kolay oluyor. Zira sosyal medya adı verilen girdabın içine giren bir daha çıkamıyor. Teknolojideki şartlar bu kadar gelişmeden önce halk kahramanı ve şehir efsanesi çıkarmak bu kadar kolay değildi. Günümüzde neredeyse her gün bir efsane yaratılıyor.
Yerel seçimler yapıldı. Aradan 10 gün geçmesine rağmen seçimlerin yankıları sürüyor. Nasıl sürmesin ki? Yıllardır iktidar partisinin yönetiminde olan büyükşehirlerin idaresi ana muhalefetin eline geçti. Yapılan onca itiraza ve sayıma rağmen sonuç bir türlü iktidarın lehine dönmedi. Dolayısıyla ilk seçim efsaneleri kendiliğinden ortaya çıktı. İktidar gücünün bütün imkanları ile seçim meydanlarında mücadele eden muhalefet adayları, Türkiye’nin en önemli şehirlerinde yerel yönetimleri kazandılar. Durum, hem iktidar açısından hem de oy verenler açısından inanılır gibi olmadı.
Yerel seçimlerde, ülkemizin tamamını ilgilendiren büyükşehir sonuçlarının yanı sıra bazı beldelerde ve ilçelerde de bireysel “yıldızlar” ortaya çıktı. Bu “yıldızlar” sözleriyle ve tavırlarıyla birer seçim efsanesi olarak sosyal medyada yer aldılar. Osmaniye’nin Düziçi ilçesi, Cumhur İttifakı Belediye Başkan Adayı Ökkeş Namlı, oy sayımı devam ettiği sırada sarf ettiği sözlerle olay oldu. Ökkeş Namlı, seçim bürosu önünde toplananlara hitaben bir konuşma yaparken, kantarın topuzunu kaçırıp küfür etti. Namlı, konuşmasında; “Bana Ankara’da kredide güçlük çıkaranlar, o krediyi tekrar birilerine verirlerse onların da avradını ……..yim. Onun için bizim alnımız ak, başımız dik, ne gerekiyorsa yapın” ifadelerini kullandı. Namlı’nın sandıktan çıkan ilk sonuçlardan sonra seçimi kaybedeceğini anladığı sırada böyle bir konuşma yaptığı ifade edildi.
Yine Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde, belediyede Başkan’ın özel kalem görevlisi iken görev yeri değiştirilen Zekiye Tekin, bu duruma tepki gösterip, bağımsız olarak katıldığı seçimlerde belediye başkanı seçildi. Tekin, kazandığı başarıdan sonra; “Bütün kadınlarımıza bir kadının dik durup neleri başarabileceğini en güzel şekilde göstermek adına, örnek olmak için böyle bir yola çıktım. Türkiye’de tek bağımsız kadın Belediye Başkanı oldum. 5 yıl boyunca güzel İlçeme en güzel hizmeti vereceğim.” dedi. İzmir’in Menderes Belediyesi eski Başkanı Bülent Soylu’nun, seçimler öncesi; “Eğer bana 1 oy fark atsınlar İzmir’i terk etmeyen namerttir. 1 oy fark atsınlar, 1 oya İzmir’i terk ederim” dediği ortaya çıktı. Seçimlerin ardından Soylu’ya, rakibinin 7 bin oy fark attığı anlaşıldı. Ne demişler “Büyük lokma yut, büyük laf etme…”
Seçim sonunun çarpıcı olayları arasında bir de konser haberi var. Başkanlık mazbatasını alan Ardahan Belediye Başkan’ı Türkücü Faruk Demir, belediye binası önünde toplanan hemşehrilerine konser verdi. Mersin’in Bozyazı ilçesinde yapılan muhtarlık seçimlerinde de bir ilk yaşandı. Denizciler Mahallesi’ndeki muhtarlık yarışında bir oy farkı ile muhtarlığı kazanan Okay Gül, mahallede yeterli süre (6 ay) ikamet etmediği için muhtar olamadı. Seçim efsanelerindeki son notumuz ise karşı olduğu durumu oy pusulasına yazan bir seçmenle ilgili. İstanbul’daki sandıklardan birinde oy kullanan seçmen oy pusulasında iktidar partisinin logosunun olduğu yere “Evet” yazıp pusulanın üstüne de “Damat varsa ben yokum” ifadelerini yazdı. Seçmenin içinden geçeni oy pusulasına not ettiği bu protesto da fotoğraflanıp sosyal medyaya konulunca geride kalan seçimlerin dikkat çeken kareleri arasında yer aldı. 31 Mart 2019 yerel seçimleri dikkati çeken pek çok yönüyle mazide kaldı. Bu seçimleri yaşayanlar ileride unutamadıkları hadiseleri efsane olarak çocuklarına ve torunlarına anlatacaklardır. Ama bütün efsaneler geçen haftaydı. Sırada artık çözüm bekleyen gerçekler var. Mesela halkın söylemiyle “hayat pahalılığı” gibi… BAHRİ KORKMAZ

Yorum