SEÇİM ARKASI

Yazı Boyutu:

Yerel seçimler bitti. Ancak bu konudaki tartışmalar devam ediyor. Seçim sonuçlarına yapılan itirazlar, bu tartışmalarda başı çekerken bir de göreve başlayan bazı başkanların ilk icraatları var ki, pek çoğu dikkat çekici. Malum, seçim sonuçları en fazla tartışılan İlimiz, İstanbul’da yapılan seçimler odu. Seçim kurulları günlerdir oy sayıyor. İktidar partisi kendi adayının kazanması için büyük bir beklenti içindeyken anamuhalefetin adayı seçimi kendisinin kazandığını beyan ederek mazbata bekliyor. Bu bekleyiş süreci ne kadar devam edecek belli değil. Son kararı YSK verecek. İşleri zor! Zira “Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” pozisyonundalar. Velhasıl sonuç ne olursa olsun İstanbul seçimleri tarihe geçecektir. Ankara’da ise “Atı alan Üsküdar’ı geçti.”
Seçim propagandaları sırasında; “Halkla benim arama kapı giremez. Onun için kazandığımda ilk iş olarak kapıyı sökeceğim” diyen bazı yeni Başkanlar, makam odalarının kapılarını söktüler. İlk icraat olarak Başkanlık odasının kapılarını sökenler arasında komşu ilçelerimiz Bayramiç ve Ayvacık Belediye Başkanları da vardı. Göreve başlar başlamaz farklı bir icraat yapan Başkanlardan biri de Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin oldu. Semih Şahin, belediye binası önünde yazılı olan “Bilecik Belediye Sarayı” yazısını söktürüp yerine “T.C. Bilecik Belediyesi” yazdırdı. Yaptığı bu değişiklik ile ilgili olarak açıklama yapan yeni Başkan şunları söyledi: “Bilecik Belediyesi, halkın belediyesidir. Saray haline getirilerek halktan kopuk bir belediye; halkına gerçek hizmet veremez, kendisine hizmet verir. Biz belediyeyi halka açıyoruz ve halkın belediyesi yapacağız. Bunun bir simgesi olarak da belediyemizdeki saray ismini kaldırıp Türkiye Cumhuriyeti’nin Belediyesi olarak değiştirdik. Bu belediye, sadece ismiyle değil, her şeyiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin, Bilecik’in Belediyesi olacaktır.”
Seçim öncesi iktidar partisinin ve ittifak yaptığı muhalefet partisinin adayları arasında ciddi gerginliklere sahne olan Kırşehir’in Mucur ve Çiçekdağı ilçesi, bu kez farklı bir olayla gündeme geldi. Bu iki ilçede oyların sayımı sırasında yaşanan gerginlik, şimdi de belediye başkanları ile belediyede çalışanlar arasında devam ediyor. Ulusal basında yer alan haberlere göre Mucur’da yeni Başkan, eski başkan döneminde işe alınan birisi kadın, iki çalışanı; Kayseri-Ankara karayolu kenarında ellerinde kağıt kalemle bekleterek yoldan geçen araçları saymaları talimatını verdi. İki çalışan ayrıca terminale girmeden yol üstünde yolcu indiren şehirlerarası otobüsleri tespit etmekle de görevlendirildi. Gazetelerdeki iddialara göre Mucur’daki uygulamaya benzer bir uygulamada Çiçekdağı’nda ortaya çıktı. Burada da yeni Başkan, geçmiş dönemde kurum müdürü olan bazı çalışanları çöp toplama işine verdi. Eski müdürlerin kamyona çöp doldururken ve sokakları süpürürken çekilmiş fotoğrafları sosyal medyada paylaşıldı.
Yerel seçimlerin sonuçlarıyla ilgili olarak en çarpıcı tespit Kadir Topbaş’ın görevden alınmasından sonra İBB Başkanlığına getirilen siyasetçi tarafından yapıldı. Bu siyasetçimizin seçmenlerin nasıl tespit edildiğine ilişkin açıklaması herkesi şaşırttı. İşte o açıklama: “Seçmen listelerinde soyadları tarandığında iktidar partisine oy verenlerin kolayca tespit edildiğini görüyoruz.” İBB’nin Başkanlığını yapan bir siyasetçinin kullandığı bu ifadelerden sonra şimdi herkes soyadını sorguluyor.
Seçim öncesinin flaş ismi cumhur ittifakının küçük ortağının Genel Başkanı idi. Zira ortaya attığı beka lafı, aylarca konuşuldu. Küçük ortağın Genel Başkanı, seçimden sonra da dikkat çekici beyanatlar verdi. Bunlardan biri, seçim sistemini değiştirecek açıklamaydı. Genel Başkana göre; bu sistemde arıza var. Büyükşehir belediye başkanı ile ilçelerin belediye başkanları aynı partiden olmalıdır. Farklı partiden olurlarsa “arıza” ortaya çıkar. Onun için de bundan sonraki yerel seçimlerde halkımız sadece büyük şehir başkanını seçmeli. İlçelerin başkanlarını da büyükşehir başkanı atamalı. Bu öneri, dikkatle analiz edilmesi gereken bir öneridir. Türk Milleti seçme hakkını kazanmak için asırlarca mücadele etmiştir. Seçme hakkı, insanları teba olmaktan kurtarıp birey yapan bir haktır. İttifakın küçük ortağının bu öneri ile cesaretlenen bazı sözde yazarlar hemen konuya balıklama atladılar. Onların önerisi daha uç noktada. Bakın ne diyorlar…”Mahalli yönetimlerin de (tıpkı üniversite rektörlerinde olduğu gibi) merkez tarafından atanma yoluyla belirlenmesini, artık tartışma masasına yatırmak gerekmektedir.” Bundan sonra olacaklara dikkat…  BAHRİ KORKMAZ

Yorum