ÖRNEKLER ORTADA

Yazı Boyutu:

Hayatı, haddini bilerek yaşayacaksın. Davranışların, sözlerin, insanlarla ilişkilerin dengeli olacak. Sözlerin bazen sarraf terazisi gibi hassas olacak, bazen de pazarcı kantarı gibi bonkör olacak. İkisini karıştırırsan başına gelmedik kalmaz. Hatta haddini bilmeyen densizler için halk dilinde yaygın olan bir tekerleme de vardır. “Sen, seni bil; sen, seni / Sen, seni bilmezsen; patlatırlar enseni…” Bu tekerleme, yüzlerce , binlerce tecrübeden sonra ortaya çıkmış bir darb-ı meseldir. Darb-ı mesellerdeki mesajı anlamayanlar, davranışlarının bedelini öderler.
Günümüzün en etkili iletişim araçlarının başında televizyon geliyor. Televizyonun insanların manevi dünyaları üzerinde çok büyük etkisi olduğu bir gerçek. Bu nedenle topluma bazı kavramları, bazı siyasi fikirleri, bazı kültürel unsurları kabul ettirmek için televizyon programları kullanılıyor. Toplum hangi konuda yönlendirilecekse önce o konuda adeta yaylım ateşine tutuluyor. İnsanların büyük kısmının yapılan yayınlardan etkilendiği görülünce daha ileri aşamaya geçiliyor. Bu yayın bombardımanı ile en çok kabul görmüş konularda bile toplum hafızası karıştırılıyor. Bu cümleden olmak üzere bir ara Cumhuriyeti kuran irade hedef tahtasına konuldu. Cumhuriyet, planlı bir şekilde yapılan yayınlarla kötülendi. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki çağdaşlaşma çabaları yerden yere vuruldu. Atatürk ve en yakın arkadaşı İnönü için yakışıksız ifadeler kullanıldı. Ancak yapılan kara propagandaların halkın ekseriyetini etkilemediği görülünce geri adım atıldı. Atatürk’e, O’nun silah arkadaşlarına ve Türkiye Cumhuriyetine dair ortaya konan olumsuz söylemlerden geri adım atıldı. Bu işi yürüten zihniyetin sahipleri, fazla mesafe alamadılar. Ancak bu niyetlerinden asla vaz geçmediler. Bu çevrelerin yayın organları, ortak değerlerimize her fırsatta saldırmayı gelenek haline getirdiler. Aralarından zaman zaman kantarın topuzunu kaçıranlar olunca da onları ikaz edip haklarında usulen soruşturma açılmasına göz yumdular. Hep aynı taktik… “Tavşana kaç, tazıya tut…” taktiği.
Sık sık görmeye alıştığımız tavşan ile tazı hikayelerinden biri 18 Mart Üniversitesinde yaşandı. İlahiyat Fakültesinde, ders veren öğretim görevlilerinden biri yine Cumhuriyetin kuruluş dönemine saldırdı. Türkiye’de gündeme taşınacak başka konu kalmamış gibi Cumhuriyetin ilk yıllarındaki camileri diline doladı. Büyük Türk Milletinin her ferdi sadece camiye değil diğer dinlerin kutsal mekanlarına saygılıdır. Bu gerçeği bildiği halde çok ukalaca bir açıklama yaptı. Üniversitenin televizyonunda konuşan bu şahıs; 1924 yılında Çanakkale ve Bursa’daki bazı camilerin ahlak dışı amaçla kullanıldığını ileri sürdü ve “Çanakkale içinde aynalı çarşı” türküsünde geçen “Çanakkale içinde vurdular beni, ölmeden mezara koydular beni” ifadesini dayanak göstererek, Çanakkale Savaşı sırasında yaralı askerlerin de canlı canlı toprağa gömüldüğünü iddia etti.” Yaptığı bu garip tespit ile tarihçileri, sosyologları ve din alimlerini şaşırtan öğretim görevlisinin sözleri, büyük bir tepki ile karşılandı. Üniversite yönetimi, artan tepkilerden sonra bu şahısla ilgili soruşturma açtı.
Aynı günlerde Akit TV isimli bir televizyon kanalında “Gün Başlıyor” programını sunan bir şahıs da yine haddini aşarak toplumu ilgilendiren skandal ifadeler kullandı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’de sivilleri öldürdüğü iddialarına güya tepki gösteren sunucu; canlı yayında “Sivil öldürecek olsak Cihangir, Nişantaşı, Etiler ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden başlarız” sözlerini kullanarak temsil ettiği zihniyetin kafasının arkasında sakladığı kini kustu. Toplum düşmanı bu şahıs için de soruşturma açıldığı açıklandı. Bu terbiyesiz yobaza verilecek cevap çok açıktır. Kendisi sivil temizliği yapmaya bu kadar hevesli ise içinde bulunduğu çevreye bir baksın. Çocuklara tecavüz edenler, çocuk gelinleri savunanlar, milletin paralarını ayakkabı kutularına dolduranlar, Almanya’nın asrın soygunu dediği Deniz Feneri yolsuzluğunu yapanlar, devlet kadrolarını paralel yapıya teslim edenler, Cumhuriyet-Atatürk ve Ordu düşmanı olanlar, tarikatçılar, cemaatçiler hep o çevrede… Bu şahıs iki yıl önce de Adana Aladağ’da 11′i çocuk 1′i eğitmen 12 kişinin hayatını kaybettiği yurt yangını faciasıyla ilgili olarak da “O çocukları senin sarıldığın Cumhuriyet yaktı, Nişantaşı’nda Cihangir’de oturan Beyaz Türkler yaktı” yorumuyla tanınmaktaydı. Ey meczuplar, ey şaşkınlar; boşuna uğraşmayın, Atatürk’ün fikirleri ve Cumhuriyet ateşi hepinizi yakar… BAHRİ KORKMAZ

Yorum