MEŞHUR YALANLARIMIZ

Yazı Boyutu:

İnsanız; mayamızda her türlü “huydan” birer parça mevcut. Kimse mükemmel değil. Kusurlarımızla ve güzel yönlerimizle birlikte hayatımızı sürdürüyoruz. Hiçbir insan diğerinin kopyası değil. Bazısı çalışkan, bazısı tembel; bazısı sempatik, bazısı sevimsiz, bazısı güzel, bazısı çirkin… Ancak bütün insanların ortak özellikleri var. O da zaman zaman “yalana” başvurmasıdır. Hatta bazı yalanlara “pembe yalan” adı bile veriliyor. Yalanın pembesi, beyazı, siyahı olmaz ama insanoğlu kimseye zarar vermeyen bu yalanlara pembe sıfatını takmış.
Toplum olarak bizde “pembe yalan” çok. Günlerdir görmediğiniz bir dostunuzun işyerine girdiğinizde “Hoş geldin, az önce aklımdan geçtin. Ben de seni arayacaktım.” Sözlerini duyabilirsiniz. Sizi kapıda karşılayan bu cümleleri nasıl yorumlarsanız yorumlayın. Ancak dostunuz bu sözleri sıkça kullanıyorsa biliniz ki size yalan söylüyor. Hem de kuyruklu yalan.
Yine samimiyeti ve iyi niyeti ifade etmek için kullanılan “Dünya ahiret bacımsın” şeklinde kullanılan bir söylem vardır. Ancak günümüzde insanlar arasında güven sarsıldığından bu laf da erozyona uğramıştır. Zira kızlarımızın ve kadınlarımızın karşılaştığı taciz ve tecavüz olaylarının sonucuna baktığımızda sonucun olumlu olmadığını görüyoruz. Kadınlarımız ve kızlarımız en fazla, en yakınlarındakiler tarafından taciz ediliyor. Hele son dönemde… Toplumun en güvenilir insanları olması gereken meslek sahipleri bile taciz ve tecavüz vak’alarının içinde yer alıyor. Öğrenci yurtları, kurslar, okullar bu işin mekanları arasında. O yüzden kadınlarımız ve kızlarımız “Dünya ahiret bacımsın” diyenlere karşı temkinli yaklaşsınlar. Bu meşhur yalana inanmasınlar.
Malum, genç bir toplumuz. Her sene binlerce gencimiz liseden ve üniversiteden mezun oluyor. Türkiye’de “babaların” ayakta tuttuğu ticari bir işletmeniz yoksa askere gidip gelen her erkek iş aramak zorundadır. Bayanlar için de öğrenim hayatı tamamlandıktan sonra iş arama süreci başlar. Bu durum hayatın ve toplumun gençleri ittiği en doğal süreçtir. Zira yaşamak için gelir temin etmek gerekir. Para kazanmak adına her genç devlet kurumlarına ya da özel işyerlerine “iş müracaatında” bulunurlar. Devlet kurumlarında işe başlamanın yöntemi belli. Memur sınavına girip iktidarda hangi parti varsa onun üyesi ya da sempatizanı olursanız işe girersiniz. “İkinci şartı” taşımıyorsanız işiniz zor. Özel işyerlerine yaptığınız müracaattan sonra “Dosyanızı bırakın biz sizi ararız” deniyorsa şansınızı kaybettiniz demektir. Bu “küçük yalanı”, sizi ve şartlarınızı beğenmeyen her işyeri söyler.
Sigara, alkol, uyuşturucu gibi illetler insanın kendi eliyle yakalandığı en büyük belalardır. Bunları kullanan herkes bir süre sonra adı geçen belalardan kurtulmak için çaba sarf eder. Ancak pek çok insan da başarılı olamaz. Çoğunluk, bıçak kemiğe dayanmadan önce alkolü, sigarayı ve uyuşturucuyu terk edemez. Terk ettiğinde de iş işten geçmiş demektir. Bu fena alışkanlıkların içinde insanı en fazla esir eden de sigaradır. Her paketi alırken veya her sigarayı yakarken pişmanlık duyulur. Bir de bırakmak adına “Kur’an çarpsın bu son sigaram” cümlesi kurulur. Bu cümle, iradesi zayıf olanlar ve nefsine söz geçiremeyenlerin söylediği yalanlardan biridir. Zira son sigaradan sonra bir daha yakılır, bir daha yakılır…
Hayatı merdivene benzeten düşünür, çok isabetli bir tespit yapmış. İnsanoğlu nefes alıp su içtiği her gün bu merdivenin bir basamağını geride bırakır. Basamaklar birer birer geride bırakılırken orta yaşa kadar kaygısızca gidilir. Geride bırakılanlar da pek düşünülmez. Ancak yaşlılık günleri başladığında hayat merdiveninin her basamağı geride bırakıldıkça kaygılar da artar. Bu kaygı, insanın itiraf etmekten çekindiği ölüm kaygısıdır. Bir de toplumun sizi yavaş yavaş kenara alması çok rahatsız edicidir. İş ortamına devam edenler bu bakımdan biraz daha rahattır. Ancak elden ayaktan iyice düşüp kenara çekildikten sonra küçük yalanlar da başlar. Bunların en ünlüsü “Siz beni gençliğimde görecektiniz” lafıdır. Bu küçük yalan; bir sığınma, bir hayıflanma lafıdır. Ancak her insanın da zaman zaman başvurduğu cümledir.
Velhasıl hayat yalan, ölüm gerçek… Dünya denilen sahneye düşen herkes bu iki doğruyla yüz yüze gelecektir. BAHRİ KORKMAZ

Yorum