8 MART

Yazı Boyutu:

2019 yılının 8 Mart Gününü geride bıraktık. 8 Mart günü, hayatın güçlüklerinin farkında olan bütün kadınlar için çok anlamlı ve önemli bir gündür. Bu önemli gün; kadınların eşit işe eşit ücret, günde sekiz saat çalışma ve doğum yapınca izin kullanma gibi taleplerle 1857 yılında Amerika’da başlattıkları mücadele döneminin ilk adımının atıldığı gündür. Emeklerinin karşılığını ve eşit insan olmanın faziletini yaşamak isteyen kadınlar, bu amaçlarına ulaşmak için canlarını vermişlerdir. Bugün kadınlar asırlardır sürdürdükleri kavganın neticesini almışlardır. Ancak kadınların hak alma kavgası, maalesef bütün ülkelerde yerine oturmamıştır. Sadece bazı medeni ülkelerde kadınlar arzu ettikleri bir yaşam tarzını elde etmişlerdir. Medeni anlamda geri kalan ülkelerde kadınlar ve kızlar çağlar öncesinde olduğu gibi ikinci sınıf insan muamelesi görmektedirler. Bu gibi ülkelerde kadın aşağılanmakta, erkeğin hizmetçisi gibi görülmekte, emeği hiçe sayılmaktadır. Bizim ülkemizde kadınlarımız, pek çok ülkenin kadınlarından daha önce bazı haklarını kazanmışlardır. Mesela kadınların seçme ve seçilme hakkı çoğu Avrupa ülkesinden daha önce kendilerine verilmiştir. Yine Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılan hamle ile kızlarımızın okullara gitmeleri sağlanmıştır. Eğitimde, karma eğitim tercih edilmiştir. Kadınla erkeğin iş hayatında beraber olmalarının önü açılmıştır.
Fakat kadının lehine gelişen bütün bu güzelliklere rağmen zaman zaman ortaya çıkan bazı örümcek kafalılar, Türk kadını ve kızlarını asırlar öncesine götürmek için harekete geçmektedirler. Bu geri kafalı tipler, kadını hala erkeğin kölesi gibi görmekte, kadının sadece evde oturup çocuk bakmasını arzu etmektedir. Onlar için kadının tahsil yapması, iş hayatına girmesi, siyasete soyunması son derece tehlikeli bir durumdur. Kadın her yerde olursa kendi otoritelerinin biteceğini düşünmektedirler. Kadının devamlı ev ortamında kalmasını isteyen bu tipler, bu düşüncelerini savunurken dini değerleri de kullanmaktadırlar. Onların arzu ettiği hayat tarzı, Ortadoğu’da, Afrika’da yer alan bazı ülkelerde mevcuttur. O ülkelerin de ne halde olduklarını artık bütün dünya görüyor. Mesela örümcek kafalıların örnek aldıkları Arabistan’da kadınlar daha bir yıl önce araç kullanma hakkını kazandılar. Futbol sezonunun başında da statlarda futbol maçlarını seyretme imkanını buldular. Afganistan kadınlarının veya Afrika’daki kadınların yaşadıklarını da herkes biliyor. Bu gibi ülkelerde kadınlar insan olduklarına adeta pişman ediliyor. Kadını ikinci sınıf insan gibi gören zihniyet sahipleri kızların okumasını katiyen istemiyorlar. Zira okuyan ve olan biteni sorgulamaya başlayan kadınlar, geri kafalılar için çok büyük tehlike oluşturuyorlar. Bırakın kızlarımızın okumasını, toplumdaki bütün fertlerin lisede ve üniversitede tahsil görmesinden rahatsız olan profesörler bile var. Hatırlayalım; Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı olan şahıs, bir televizyon programında şunları söylemişti: “Ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede. Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış hatta ilkokul bile okumamış, üniversite okumamış cahil halkın ferasetine ben güveniyorum. Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış cahil halk. Türkiye’nin okumuş kesimi profesörden başlayarak geriye doğru en tehlikeli olanlar üniversite mezunları. Olayları en rahat okuyanlar ilkokul mezunları. Üniversite ve sonrası çok vahim. Çünkü zihinleri bulanık. Sultan Hamit devrine dönelim. Sultan Hamit, başta mülkiye olmak üzere sultanileri kurdu. Yani Osmanlı aydınlanmasını sağlayan Sultan Hamit’tir. Bu okullarda okuyanlar Sultan Hamit’i devirdi. Bu okullarda okuyanlar, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlardır. Osmanlı aydınlanmasının mezunlarıdır. Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben açıkçası korkuyorum.”
Hangi yılda olursak olalım fırsat verildiğinde yukarıdaki gibi düşünenler hemen ortaya çıkacaktır. Bunlar asırlar önce kadınlarımızı aşağılamak için uydurulan; “Saçı uzun, aklı kısa”, “Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” gibi sözleri içimize sokan ve evlendiği kadına “kaşık düşmanı” diyecek kadar küçülen zihniyetin devamı olan insanlardır. Bunlar toplumda çoğunluğu temsil etmez. Ancak kızlarımız ve kadınlarımız bu zihniyetin temsilcilerine karşı daima uyanık olmak zorundadırlar. Zira su uyur, kadın düşmanları uyumaz. Zaten günümüzde kadına yönelik şiddetin, tacizin, tecavüzün artması kaygılarımızı doğruluyor.
8 Mart günlerinde kutlanan bütün Emekçi Kadınlar Günlerinde dev sanatçılarımızdan Alpay’ın söylediği ve sözlerini Bora Ayanoğlu’nun kaleme aldığı Fabrika Kızı şarkısını hatırlarım. “Fabrikada tütün sarar / Sanki kendi içer gibi / Sararken de hayal kurar / Bütün insanlar gibi.” Şarkıda ifade edildiği gibi dünyaya gelen bütün kadınların hayalleri gerçek olsun. BAHRİ KORKMAZ

Yorum