DOLAR /
Alış
1.4994
Satis
1.5066
EURO /
Alış
1.9241
Satis
1.9334
ÇANAKKALE


Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

TİYATRO KEYFİNİ YAŞATTILAR

Ezine Anadolu Lisesi öğrencileri, Dünya Tiyatrolar Günü dolayısıyla düzenledikleri programda, izleyenlere tiyatro keyfini yaşattılar.Dünya Tiyatrolar Günü etkinliği, 31.03.2010 tarihinde sinema salonunda icra edildi.Programı;İlçe Kaymakamımız Cengiz KARABULUT, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ömer CEYLAN, Nüfus Müdürü Derya KARACA, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mehmet ÖZKAN, Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Yılmaz KONCA, okul müdürleri, çok sayıda öğrenci velisi ve öğrenciler izlediler.

08 Nisan 2010 18:59
Yorum Sayısı :0  Okunma : 488

İlk olarak kürsüye davet edilen öğrenci Deniz AYDIN, tiyatronun tarihini anlattığı konuşmasında şunları söyledi:”Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27 Mart günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanır. 27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarınca hazırlanan bir bildiri, sahnelerde okunur. Tiyatrolar o gece halka parasız gösteriler düzen¬ler. Tiyatroyu halka sevdirmeye çalışırlar. Ülkemizde tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, yaşamını Türk tiyatrosuna içtenlikle adamış olan Muhsin Ertuğrul yazdı.Dünyada ilk tiyatro olayının nerede, nasıl başladığı kesinlikle bilinmi¬yor, Araştırmacılar; tiyatronun ilkel insanların av dönüşü vurdukları avın çevresinde sevinç ve heyecan sesleri çıkararak dans etmelerinden doğduğunu anlatırlar. Daha sonraları topluluk halinde yaşamaya başlayan insanlar yılın belirli günlerinde, belirli bir yerde toplanmaya başladılar. Bu toplantıda içlerinden bir kişi yüksekçe bir yere çıkarak güldürücü öyküler anlatır, taklitler yapar, şarkılar söylerdi. Bu tür oyunlar zamanla şenlikler geleneğini oluşturdu. Bir süre sonra tiyatroda kişiler ikiye, üçe çıktı. Daha canlı, daha ilgi çeki¬ci konular bulundu. Böylece oyunlar, sanat niteliğine kavuştu. Tiyatro da meslek haline geldi. Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Konusu bakımından harekete, konuşmaya, bazen de müziğe yer verilir. Bu nedenle tiyatro güzel sanatların en ilgi çekici kollarından biridir. Tiyatroda oynayanla izleyen arasında yakın, sıcak bir iletişim vardır. İlk çağlarda oyunun yazılı metni yoktu. Yeteneklerine güvenen oyuncular ortaya çıkıp bir çeşit tuluat yaparlardı. Yazılı tiyatro yapıtları çok sonra ortaya çıktı. Bir süre tiyatro sözsüz oynandı. Oyuncular olayları, el, kol, gövde, bacak ya da yüz hareketleriyle anlatırlardı. Tiyatro oyunculuğu özel eğitimi gerektiren bir meslektir. Tiyatrolar; devlet tiyatroları, halk tiyatroları, bulvar tiyatroları, açık hava tiyatroları ve şehir tiyatroları gibi isimlerle anılır. Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Yaşamı sergiler. Yaşama sevincini yaratır. Geçmişi, günümüzü, geleceği anlamamıza yardımcı olur. Tiyatro; Sorunlarımıza ışık tutar. Tiyatro, insanlar arasında halkın içinden doğmuş bir sanattır. Tiyatro hep iyiden, güzelden hoştan yana olmuştur.Tiyatro insanları eğitir. Eğitirken düşündürür. Tiyatro insanlara bera¬ber gülmek, beraber ağlamak, beraber düşünmek gibi insanca duygular aşılar.” Bu konuşmanın ardından öğrenciler çekimlerini kendilerinin yaptığı sağlık konulu ve trafik kuralları konulu video gösterimini sundular.Öğrenci yapımı kısa videoların izlenmesinden sonra kürsüye gelen öğrenci Melahat ŞAYAN Türkiye’de tiyatro tarihini anlattığı konuşmasında özetle şunları söyledi:” Türk tiyatrosu Anadolu uygarlığını oluşturan çeşitli toplumların, Anadolu'ya göç eden Türklerin atalarının ve İslâm dünyasının kültürel birikimine dayanan, hem Doğu hem de Batı kaynaklı etkileri içeren bir seyirlik geleneği üstün de gelişmiştir.Türk halkı Batı modelinde tiyatroyla azınlıkların sunduğu tiyatro gösterileri yoluyla bir ölçüde tanışıyordu. Osmanlı sarayı ise yabancı toplulukların gösterilerine büyük önem vermiştir, Batı tiyatrosunu Türk halkından daha önce benimsemiştir. Batı tiyatrosunun Türk kültürüne tam anlamıyla aktarılması Tanzimat'ta oluşmuştur. Çağdaş Türk tiyatrosuna ilk önemli adım 1860'ta yapılan Gedikpaşa Tiyatrosu'yla atılmıştır. 1861'de bu tiyatroyu kiralayan Güllü Agop, 1868'de Osmanlı Tiyatrosu adlı bir topluluk kurarak Türk yazarlarına ve Türkçe oyunlara yöneldi. Osmanlı Tiyatrosu'nda Namık Kemal, Ahmed Mithat Efendi, Abdülhak Hamid, Recaizade Mahmut Ekrem gibi ünlü şair ve yazarların yapıtları sergilendi.Güllü Agop'un Osmanlı Tiyatrosuna yön verdiği 15 yılın en önemli sonuçlarından bizi de izleyicinin tiyatroya alışması oldu.Cumhuriyet döneminde tiyatroda Batı modelini benimseyen Türkiye, gerek tiyatronun kurumsallaşması, gerekse oyun yazarlığının gelişmesi bakımından önemli atılımlara sahne oldu.Tiyatroyu Türkiye'de çağdaş bir sanat alanına dönüştürme yolunda ilk büyük katkı ünlü tiyatro ve sinema adamı Muhsin Ertuğrul'dan geldi. 1927'de, Darülbedayi'nin başına geçen Ertuğrul, yerli yazarları yüreklendirmesiyle, izleyiciye sunduğu çağdaş çeviri oyunlarla, sahneleme, oyunculuk ve dekor kullanımında güncel anlayışı yerleştirmesiyle, yetişmelerine katkıda bulunduğu kadın ve erkek oyuncularla bugünkü Türk tiyatrosunun temellerini attı.” Ezine Anadolu Lisesi öğrencileri programın son bölümünde arkadaşları Ali Rıza BORA tarafından yazılan Müşerref-i Memnu isimli oyunu sahneye koydular.Eski Türk filmlerindeki aşklarla dalga geçen oyunda, öğrenciler kendilerini rollerine kaptırdılar.Öğrencilerin sahnede gösterdikleri başarılı performans kendilerini izleyen velilerini çok memnun etti.Çocuklarını izlemeye gelen çok sayıda anne-baba ve konuklar oyunda yer alan öğrencileri uzun süre alkışladılar.Müşerref-i Memnu adlı bu kısa oyunda şu öğrenciler rol aldılar:Ali Rıza BORA, Simge BARAN, Ege Nil ÇELİKBAŞ, Şeyma KÜPELİ, İbrahim KUŞÇU, Nejdet GÜLNAR, Zeynep Özden ÖZDİLEK.






YORUMLAR
Henüz Yorum Yazılmamış...