reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

VAHİM…

VAHİM…
36 views
14 Aralık 2020 - 7:01

                31 Mart 2018 tarihinde ülkemizde yapılan yerel seçimler sonucunda önce Ankara’nın Belediye Başkanı değişti. İstanbul seçimlerini 13 bin oy farkla kazanan genç Belediye Başkanı’na ise itirazlardan dolayı mazbatası verilemedi. İstanbul seçimlerinin iptal edilmesine ve Haziran’ın ilk haftasında yeniden yapılmasına karar verildi. Bu seçimlerde en yakın rakibine 800 bin fark atan genç isim, ikinci kez İstanbul’un Belediye Başkanı seçildi. Yıllar sonra iktidar partisinin Ankara’daki ve İstanbul’daki iktidarına son veren bu iki belediye başkanı aynı zamanda “ezberleri” bozdu. İzledikleri sıradışı yönetim tarzı, bu makamları kaybedenleri şaşkına çevirdi. Buna ilaveten belediye kasasından pek çok vakfa, derneğe ve cemaate yapılan destekler de son bulunca bu kesimleri sıkıntı bastı. Bunun üzerine iki yıldır görevde olan iki büyükşehrin belediye başkanlarının tabir yerindeyse açıkları aranmaya başlandı. En küçük hatalar ve yanlışlar gündeme getirilerek bu iki ismin icraatları tartışmaya açıldı. Ancak bu maksada dayanılarak yapılan bazı eleştiriler de maalesef çok “küçük” kaldı. Son olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi Kasım ayı Meclis toplantısında iktidar partisine mensup bir meclis üyesinin bütçe değerlendirmesine ilişkin konuşması sosyal medyaya taşındı. Çünkü bütçe ile ilgili bir açık bulamayan meclis üyesi, bütçe hesabı kitapçığını eline alıp, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı’nı  “vahim” sözleriyle eleştirdi. Uzun uzun kitapçığı anlatan meclis üyesinin “vahim” diyerek sadece kitapçıkta, sayfa numaraları olmamasını eleştirdiği anlaşıldı.

Halbuki bu ülkede o kadar çok “vahim” hadiseler cereyan ediyor ki, “anlatmakla ve yazmakla” bitmez. Alın size insanlığın yüz karası olabilecek vahim bir hadise…Çorum’un Sungurlu ilçesinde, esnaf bir bayanın kızı, epilepsi hastasıydı. Hastalık nedeniyle zeka geriliği yaşayan kız için ailesi yıllar boyunca uğraştı. Kız çocuğu, yaşıtlarının seviyesindeki zeka yaşına gelecek tedaviye yanıt vermeye başlamıştı. Ancak anne olan esnaf hanımın yaklaşık 2 yıl sonra haberinin olacağı çok olumsuz bir gelişme yaşandı. Esnaf olan hanım, kızını güvenli şekilde alışveriş yapabilmesi için yakınındaki bir erkek esnafın dükkanına yolluyordu. Fakat bu erkek esnaf, 2018 yılında 13 yaşındayken özürlü kıza cinsel tacizde bulunmaya başladı. Bu taciz yaklaşık 2 yıl sürdü. Bu süreçte kız çocuğu, işyeri sahibi olan ahlaksızın defalarca cinsel tacizine maruz kaldı. Özürlü kız, bir gün annesi ile izlediği filmde küçük bir çocuğa cinsel saldırıda bulunulduğunu gördü ve annesine “Anne benim başıma böyle bir şey gelse ne yapardın?” diye sordu. Anne ise “O’nu öldürürdüm” cevabını verdi. Kız,  duyduğu bu cevap üzerine annesinin başına bir iş gelmesinden korktu ve susmayı tercih etti. Özürlü kız, en son 27 Haziran 2020 günü erkek esnafın dükkanına gitti ve bir kez daha cinsel taciz ile karşılaştı. Annesinin yanına gittiğinde çok sessizdi ve kendisini çok kötü hissediyordu. Annesinin ısrarı üzerine yaşadıklarını ona anlattı. Anne derhal savcılığa suç duyurusunda bulundu. Özürlü kızı taciz eden erkek esnaf tutuklandı. “Çocuğun cinsel istismarı” suçundan yargılama süreci başladı. Sungurlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sapık esnafın bilgisayarından çocuk pornosu çıktığı da tespit edildi. Ancak 13 Kasım’da yapılan duruşmada tacizci esnaf  tahliye edildi. Tacize uğrayan kızın ailesi, tacizcinin tahliye edildiğini 18 Kasım’da yapılan karar duruşmasında öğrendi ve şok oldu. Karar duruşmasında, erkek esnaf, “sarkıntılık” suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası aldı ve i. Oysa ailenin avukatına göre bu sarkıntılık değil zincirleme cinsel saldırı idi. Şu anda 15 yaşında olan özürlü kızın ve ailesinin yaşadıkları dram böyle… Siyasetle uğraşanlar, siyasi rakiplerini eleştirmek için bir kitabın sayfa numaralarına “vahim” diyeceklerine memleketimizdeki insan manzaralarına, hukukun geldiği noktaya ve yaşanan ahlaksızlıklara kafayı yorsalar daha müspet bir iş yapmış olurlar. Kafalarını kuma sokmuş olanların buradan kafayı çıkarıp etrafa bakmalarında hem kendileri için hem de toplum için yarar vardır. Zira “vahim” sıfatı takılacak hadise sayısı her geçen gün daha da artıyor. Mesela corona virüsle mücadelede geldiğimiz nokta vahim. Bakanlığın ve Belediyelerin verdiği virüsten ölenlerin sayıları ile yeni vak’a sayılarının birbirini tutmaması vahim. Bu mücadele tarzı ile bir sene önceki hayatımıza kolay kolay kavuşamayacağımız vahim. Geleceğimizin teminatı gözüyle baktığımız çocuklarımızın okulları, virüsten dolayı bir türlü açılamadı. Eğitimde zaten vahim olan genel gidişat, virüsle beraber daha da vahim hale geldi. Hayat pahalılığı aldı başını gidiyor. Etiketler ve fiyatlar el yakıyor. Türkiye’nin uçacağı iddia edilirken faturalardaki rakamların, döviz fiyatlarının ve altının uçması vahim. Bütün bu “vahim durumlar” bizim hayatımızı doğrudan etkiliyor. Çözüm var mı? Meçhul… Vahim olan budur… BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.