reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

ALİ BABACAN ÇANAKKALE İL KONGRESİNDE KONUŞTU “ARTIK TÜRKİYE’NİN DEVA’SI VAR”…

ALİ BABACAN ÇANAKKALE İL KONGRESİNDE KONUŞTU “ARTIK TÜRKİYE’NİN DEVA’SI VAR”…
34 views
14 Aralık 2020 - 6:43

                DEVA Partisi Çanakkale İl Kongresi, 25.11.2020 tarihinde Kolin Otel’de yapıldı. DEVA Partisi’nin İl Kongresi’ne; Ali BABACAN başta olmak üzere DEVA Partisi’nin Genel Merkez Yöneticileri, İl Yöneticileri, İlçe Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri iştirak ettiler. İl Kongresinde, Ezine’yi temsilen DEVA Partisi İlçe Başkanı İsmail POLA ve Yönetim Kurulundaki arkadaşları yer aldılar. Genel Başkan Ali BABACAN Kolin Otel’de partililerine yönelik olarak uzun bir konuşma yapı. BABACAN konuşmasında Türkiye’nin siyasi meselelerini dile getirdi. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali BABACAN konuşmasında özetle şunları söyledi: “ Çanakkale Teşkilatımızın Birinci Olağan İl Kongresine hoş geldiniz.

Bugün sizlere Piri Reis’in topraklarından; Bozcaada’sı, Gökçeada’sı, Troya Antik Kentiyle, Binlerce yıldır dimdik ayakta duran, Birliğimizin, direncimizin ve bağımsızlığımızın sembolü olan bu topraklardan, Mustafa Kemal Paşa’nın “Geçilemez” dediği, Çanakkale’den sesleniyorum.

Değerli arkadaşlar, Sözlerimin hemen başında, bugün biliyorsunuz 25 Kasım. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele günüyle ilgili birkaç önemli hususa değinmek istiyorum. Değerli katılımcılar; kadına şiddet sadece fiziksel şiddet değil. Ekonomik, psikolojik ve sosyal hiç fark etmez. Kadına yönelik şiddetin her türlüsüne karşı bizim topyekün, toplum olarak mücadele etmemiz gerekiyor. Kadına yönelik şiddetin engellenmesi için tüm kadın dernekleriyle, ilgili STK’larla uyum içinde bir çalışma yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, Son dönemde yaşadıklarımız ülkemizin içler acısı durumunu apaçık gözler önüne seriyor. Adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denen, ancak aslında tam bir sistemsizlik olan bu sürecin, ülkemizi nasıl bir tıkanıklığa soktuğunu görüyoruz. 2017’deki Anayasa Referandumu ve 2018 seçimleri öncesinde ne demişlerdi, “koalisyonlar dönemi bitiyor”, “hızlı karar alacağız”, “ülkemizi güçlendireceğiz”, “ekonomimizi kalkındıracağız” diyorlardı. “Başkanlık Sistemi gelecek, koalisyon dönemi bitecek” diyorlardı. Bunun nasıl bir aldatmaca olduğunu hep beraber gördük. Şu anda aslında bir koalisyonla yönetiliyor ülke. Çünkü ittifak seçim öncesinde kurulan bir yapı. Seçim sonrasındaki birliktelik ancak siyasi iradeyle, mutabakatla mümkün. Bakın 2018 seçimlerinde vatandaş oy verdi, ülkeyi yönetsin diye bir cumhurbaşkanı seçti. Ama seçilen cumhurbaşkanı daha sonra tuttu, %10 oy almış bir genel başkana adeta memleketi teslim etti. Hayretle izliyoruz. Küçük ortak ne söylese, şu anda hükûmetin istikameti o taraf oluyor. Küçük ortak çete liderlerine methiye düzüyor. Ülkenin Cumhurbaşkanı tek kelime edemiyor. Sözcüsü de kalkıp küçük ortağa mazeret buluyor. Böyle bir devlet yönetimi olabilir mi arkadaşlar? Bu küçük ortak da tam bir uyanık. Kâra ortak, ama zarara ortak değil. Çete liderleri siyasetçileri tehdit etsin, siz de ekranlardan hakaret dolu, hiddet dolu açıklamalar yapın… siyasetten anladığınız bu mu? Çok bağırıyorsunuz ya. Bu kadar bağırmanıza gerek olmasın diye önünüze mikrofon koyuyorlar. Artık teknoloji var. Yani insanlar sizi duyuyor, bu kadar bağırmanıza gerek yok. Bu toplum bağırış çağırış istemiyor artık. Sizin yüzünüzden dünya kadar sorunu var bu ülkenin. Ortada bir problem var, derin bir toplumsal kriz var bunu siz bağırıp çağırmakla, çok gürültü yapmakla örtemezsiniz kusura bakmayın. Buradan bir çağrı da RTÜK’e yapmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, şu andaki yönetim sistemini anlatırken, savunurken söyledikleri bir başka argüman da “hızlı karar” alabilmek idi. Oysa adına sistem bile diyemeyeceğimiz bu süreç, tek bir kişinin imzasıyla ülkenin yönetilmesinden ibaret. Her meseleyi tek bir kişinin bildiğini ve çözeceğini zannediyorlar. 1200 odalı Külliye yaptılar ama o 1200 odada sadece bir odadaki bir kişi karar veriyor her şeye. Bu koskoca ülke, bu 84 milyonluk ülke tek bir kişinin adeta iki dudağı arasına sıkıştı. Sözde bir kabine kurdular, bakan atadılar. Hepsi cümlelerine Sayın“ Cumhurbaşkanımızın talimatıyla” diye başlıyor. Ben sayın bakanlara soruyorum: sizin hiç insiyatif alanınız yok mu? Kendiniz herhangi bir konuda karar verebiliyor musunuz? Ne yapıyorsunuz merak ediyoruz? Türkiye, tek bir kişi tarafından yönetilemez demiştik. Gördüğünüz gibi de şu anda yönetilemiyor.

Değerli arkadaşlar, daha düne kadar “güçlü ekonomiden” bahsediyorlardı. “Ülkemiz kanatlandı uçuyor” diyorlardı, “Ülkemiz pik yapıyor, tavana pik yapıyor” diyordu. Bugün Çanakkale sokaklarında dolaşırken bir vatandaşımız: “Bunlar pik yapıyor diyorlar ama ülkemiz dip yaptı,” dedi. Pik yaptı dedikleri ekonominin haline bakın. Madem pik yaptı da siz niye Merkez Merkezi’nin Başkanını apar topar değiştirdiniz, niye bu işin başına koyduğunuz en yakın akrabanız birdenbire yok oldu, hala ortalarda yok, haber alan var mı bilmiyorum. Devir teslime bile gelmedi. Böyle bir devlet adabı, gelenek var mı? Gelirsin onurunla devir teslimini yaparsın ondan sonra nereye gideceksen gidersin. Ama “arkam sağlam bana nasıl olsa bir şey olmaz, kayınpeder var” diyor. Bu ülkenin hazinesinin tam 95 yılındaki borç stokunu, son iki senede iki katına çıkardılar. Bu mudur güçlü ekonomi?  DEVA Partisi olarak söz veriyoruz; Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile öncelikle gazi Meclisimizi sistemin tam ortasına koyacağız, güçlendireceğiz. Bu ülke, vatandaşımızın oy verdiği kişiler tarafından yönetilecek. Temsilde adaleti sağlanacak. Yargımızı bağımsız ve tarafsız bir konuma getirmek zorundayız. Hak arayan vatandaşımız korkmadan yargıya başvuracak. “onun adamı, bunun adamı” diye birilerini bulmaya çalışmayacak. Her konuda olduğu gibi, ekonomi yönetimini de işi bilenlerle yürüteceğiz. İşini en iyi yapacak kişilerle çalışacağız. Türk lirasını yeniden itibarlı hale getirip, halkımızın refahını yükselteceğiz.

Avrupa Birliği’ne “biz yolumuza, sen yoluna” diye meydan okuyup durdular. Geçen dün de kalkmış, “biz kendimizi Avrupa Birliği’nde görüyoruz, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kuracağız” diyorlar. Defalarca söyledik; kavga etmeyin, Türkiye’nin “sözünün gücünü” artırın, sorunlarımızı diplomasiyle çözün deyip durduk. Nihayetinde bu konuda da bizim sözümüzü tekrar etmeye başladılar. Hani diyoruz ya kopya çekiyorlar diye. Lafta yine kopyaya devam. İcraatta bir şey görmedik tabii henüz. Diyoruz ki, senelerdir tüm dünyayla kavga eder hale geldiyseniz, problem karşı tarafta mı yoksa sizde mi diye bir düşünmek lazım. Sanki yıllardır Avrupa düşmanlığı yapan başkalarıymış gibi, hiçbir şey olmamış gibi, Cumhurbaşkanı birden ani bir viraj aldı, U dönüşü yaptı. Yahu siz iktidara yeni gelmediniz.

Doğmamış çocuklarımızı borçlandırdınız. Bu ülkenin vatandaşlarının alın teriyle kazandığı ve devletine ödediği vergileri çarçur ettiniz. Hani eskiden vergiler için reklam yapılırdı, hatırlıyorsunuz değil mi? “Ödediğiniz vergiler yol, su, elektrik olarak size geri dönecek denirdi.” Şimdi ne oluyor? Bizim o vergilerimiz nereye gidiyor? Ben bir kısmını söyleyeyim: mesela biz bıraktığımızda 53 milyar lira olan devletin faiz ödemesi önümüzdeki yıl 179 milyar liraya çıkacak. Ödediğimiz vergilerden ciddi bir miktarı artık faiz ödemesinde kullanıyorsunuz. Aradaki fark tam bir Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi…Esnafa diyorlar ki eski SGK ve vergi borçlarını yapılandıralım, ilk taksiti de hemen ocak sonunda öde. Yahu el insaf. Mart’ta ötelediğiniz borcun taksitleri geldi. Zaten kira, stopaj, elektrik derken sayaç çalışmaya devam ediyor. Vatandaşımız günlük geçimini sağlayamıyorken, siz bir de dünün borçlarını şimdi ödesin diye boğazına yapışıyorsunuz. İşyerlerinin bir kısmı zaten kapalı. Derhal ama derhal küçük işletmelerin tüm vergi, stopaj ve SGK prim ödemelerini pandeminin etkisi bitene kadar erteleyin. Pandemi sonrasında da bu ödemeleri uzun vadeye yayın. Kredi borçlarını, en az bir yılı ödemesiz olmak üzere, uzun vadeli olarak yeniden yapılandırın. Esnafımıza, küçük işletmelere, kapalı kaldıkları dönem boyunca derhal kira desteği sağlayın. Ancak böyle bir yeniden yapılandırma esnafımızı rahatlatır.

Değerli arkadaşlarım, Bu kötü yönetimin sonu yaklaşıyor. Bugünkü iktidar, miadını doldurdu. Artık türkiye’nin bir DEVA’sı var. DEVA Partisi hazır. Emaneti teslim almaya geliyoruz! Biz ülkemizi topyekun refaha erdirmeye geliyoruz! Çanakkale’nin de tüm Türkiye gibi demokrasiye ihtiyacı var. Atılıma ihtiyacı var. Çanakkale’nin DEVA’ya ihtiyacı var sevgili arkadaşlar! DEVA hazır! Soruyorum şimdi, Çanakkale hazır mı? Saygıdeğer arkadaşlar; DEVA Partisi, kadınlarla gençlerle, çiftçilerle, emeklilerle, öğretmenlerle işçilerle, esnafla Eşitlik için, adalet için, özgürlük için yola çıktı. Çözüm haritamız belli. Çözümün sözcüsü bizler olacağız. Ayrışmayacağız, ayrıştırmayacağız. Toplumu kutuplara ayırmayacağız. Hep beraber Türkiye’nin yaralarını saracağız. Biz Türkiye’nin haysiyetli insanları için buradayız. Artık Türkiye’nin DEVA’sı var, Çanakkale’nin DEVA’sı var ve biz hazırız. Hepinize çok teşekkür ediyorum.

DEVA Partisi İl Kongresine katılan İlçe Başkanı İsmail POLA; Genel Başkan Ali BABACAN’ın Çanakkale’de gördüğü ilginin kendilerini çok mutlu ettiğini belirterek DEVA Partisi kadrolarının Türkiye’nin yaşadığı sıkıntılara deva olacağını ifade etti.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.