reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

YİNE EĞİTİM….

YİNE EĞİTİM….
84 views
20 Kasım 2020 - 13:12

Çağdaş uygarlık yolunda gelişmesini tamamlayan bütün ülkelerde eğitimin çok düzenli bir sisteme bağlı olduğunu görürüz. Bu ülkelerde eğitim sistemi iktidardaki partiye göre veya Eğitim Bakanının fikirlerine göre değişmez. Eğitim alanında yönetici olan herkes belirlenen temel ilkelere uymak zorundadır. Prensiplerin ve kuralların hakim olduğu bu sistemin içinden çıkıp gelen bireyler de kaliteli olur ve sadece vatanına düzgün hizmet etmeyi amaçlar. Yolsuzluktan, adam kayırmaktan, yalnız kendi çıkarlarını düşünmekten kaçınır. Hangi işi yaparsa yapsın adil olmaya gayret eder. İnsanda vicdan olduğunu unutmaz. Ancak dünya düzeni içinde yerini tam belirleyemeyen ülkelerin eğitim sistemlerinde tam bir düzen hakim olmadığından bu çarkın içinden çıkan insanların da kişiliklerinin oturmaması normaldir. Bizim eğitim sistemimizde de kuralların, prensiplerin hakim olduğu söylenemez. Çünkü memleketimiz bütün hatlarıyla bir arayış içinde… Zaman zaman Avrupa’ya, bazen Asya’ya, bazen de Ortadoğu’ya doğru yalpa yapan bir düzenimiz var. İdarecilerdeki bu tutarsızlık eğitim sistemimize de yansıyor. Vatandaş, tepedekilerin tavrı ne ise onlara ayak uydurmaya çalışıyor. Milli Eğitim yöneticileri de öyle… Bu sallantı hali içinden düzgün karakterler yetişmesi de zor görünüyor. Okullarımızda öğrencilere sunduğumuz ders kitaplarımızda bile tutarlılık yok. Bir yandan çağdaş uygarlık seviyesine çıkacağımızı beyan ederken bir yandan da Türkiye Cumhuriyetini kurup bu ülkenin modern devletler arasında yer almasını hedefleyen Atatürk’ü yıpratmak için de çalışmaktan geri durmayan bir zihniyet var. Milli Bayramları, 10 Kasımları fırsat bilip içindeki zehri akıtmaya çalışan yobaz kesim mevcut. Cumhuriyete ve Atatürk’e saldırmak için her fırsatı değerlendiriyorlar. Bunun pek çok örneğini yaşadık ve gördük. “Geleceğimizin teminatı” diyerek övgüyle bahsettiğimiz çocuklarımıza verilen Türkçe kitabında dikkatli gözlerin ortaya çıkardığı skandal ifadeler pek çok eğitimciyi ve öğrenci velisini üzdü. İşte o örnek… Ortaokullarda okutulan yedinci sınıf Türkçe kitabında, Peyami Safa’nın Atatürk’ün vefatından bir gün sonra üzüntüyle yazdığı bir paragraf verilerek buradaki “abartmanın” bulunması istendi. Kitabı hazırlayanların Atatürk sevgisinin abartma olmadığını hala görememeleri veya görmek istememeleri çok manidar. Zira onların hedefi Atatürk’ü ve fikirlerini benimseyen nesiller yaratmak değil tam tersini düşünen gençler yetiştirmektir. Fakat bu çabalarında da asla başarılı olamayacaklardır. Çünkü her 10 Kasım günündeki tablo ve her Milli Bayram kutlamalarında yaşanan heyecan Atatürk düşmanlarına geçit verilmeyeceğini göstermektedir. Bu bakımdan eğitim sistemimizin “fabrika ayarlarına” dönerek Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık yolunu esas alması gerekir. Küçük hesaplarla Atatürk’ü hiçbir güç yıpratamaz.

Böyle küçük hesaplar içinde bulunan bir “meczup” vatandaş da geçtiğimiz günlerde Bursa’da ortaya çıktı. “Hilafet” yanlısı olduğunu belirten bekçi, bu niyetini ve isteğini sosyal medya üzerinden duyurdu. Bursa Valiliği, çarşı ve mahalle bekçisi olarak görev yapan bu şahıs ile ilgili olarak soruşturma başlatıldığını duyurdu. Bunun üzerine hilafet isteyenler daha da galeyana gelerek Bursa Valisini protesto eden paylaşımlarda bulundular. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetten beslenen bir devlet görevlisinin sergilediği bu tavır çok üzücü. Eğitim sistemimiz sağlam temeller üzerine otursa hiç kimse yemek yediği kabı pisletemez. Sadece ve sadece devletin ilelebet ayakta kalması için gayret gösterir. En basit ifadeyle bu kadar riyakar ve ahlaksız insan yetişmez. Daha birkaç hafta önce İzmir’de yaşanan depremde apartmanların giriş katlarındaki kolonların geniş işyeri yapmak için kesildiği tespit edildi. Sağlam ve düzgün bir eğitim sisteminin içinden geçen bir müteahhit, bir mühendis, bir esnaf asla buna tevessül etmez. Kolanlar kesilince binanın yıkılabileceğini bilir. Cüzdanının değil vicdanının sesini dinler.

Yine geride bıraktığımız haftada Konya’daki bir süt fabrikasında çalışan bir işçinin süt kazanına yatarak süt banyosu yaptığı görüntülere şahit olduk. Bir başka işçi tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedilen bu görüntüler, gıda sektöründe yaşanan bir ahlaksızlığı gün yüzüne çıkardı. Gaziantep’ten de yabancısı olmadığımız bir “vefat ilanı” haberi ortaya çıktı. Üniversite adına verilen ölüm ilanında; dedelerini kaybeden üniversitede görevli iki öğretim üyesi ile rektörlük özel kalem müdürü ve bir fakülte sekreterine başsağlığı dilendi. Bu ilan üniversitedeki akrabalık ağını ve kadrolaşmayı ortaya çıkarınca “ilan” hemen kaldırıldı.

Sözün kısası; ahlaklı insanlar yetiştirmek için eğitim alanında daha çok fırın ekmek yememiz gerekiyor… BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.