reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

İZMİR DEPREMİ…

İZMİR DEPREMİ…
74 views
13 Kasım 2020 - 6:25

                Ekim ayının son Cuma gününde İzmir’in Seferihisar İlçesinde 6.9 şiddetinde meydana gelen depremde unutamayacağımız bazı hadiselere şahit olduk. Mesela depremden önce denizin çekilmesi, denizde büyük girdapların oluşması, daha sonra kabaran denizin Seferihisar’ın caddelerine, sokaklarına kadar girip önüne çıkan her şeyi sürüklemesi ilk defa yaşanan olaylardandı. Tsunami adı verilen bu deniz hareketlerinin biz, daha çok Uzakdoğu’da meydana gelen depremlerde olduğunu bilmekteydik. Bazı deprem bilimciler, asırlar önce yaşanan büyük depremlerde Marmara Denizi’nde de böyle dev dalgaların oluştuğunu anlatmaktaydılar. Seferihisar’daki depremle beraber Tsunami’nin nasıl oluştuğunu görmüş olduk.

İzmir’de yaşanan depremde hiç de yabancısı olmadığımız bazı olayların da tekrarlandığına şahitlik ettik. Görsel ve yazılı basının çok yaygın ve etkili olduğu son yıllarda; sel, yangın, deprem gibi doğal afetler kendi kahramanlarını da çıkarıyor. Ortaya koydukları cesur davranışlarla dikkati çeken bu insanlar, afetin yaraları sarıldıktan sonra da hafızalarda kalmaya devam ediyorlar. Gölcük depreminde, Van depreminde ve Karadeniz’de yaşanan kimi sel baskınlarında daima cesur yürekli insanlarla karşılaştık. Onların etraflarına saldıkları olumlu enerji, pek çok mağdura da cesaret verdi. Merkez üssü Seferihisar olan deprem de kendi kahramanlarını çıkardı. Deprem kahramanlarının önde gelen simaları arasında tabii ki, AKUT, AFAD gibi sivil toplum kuruluşlarında görev yapan gönüllüler vardı. Ayrıca kurtarma faaliyetlerine katılan maden işçileriyle itfaiye görevlilerini de unutmamak gerekir. Bu insanlar başka canları kurtarmak için kendi canlarını tehlikeye atan  “mangal yüreklilerdir.” Son depremi dikkatle takip eden gözler, yıkıntılar altında kalan insanları kurtarmak için tünel açan, beton blokların arasından sürünerek enkaz altına giren, sağ kalabilenlerin ellerini ilk tutan ve onları kucaklayıp ailelerine kavuşturan kahramanları gördü. Bilhassa kolon, kiriş, sıva ve tuğla yığınları arasında kalan küçük çocuklarımızı ve gençlerimizi oradan çekip alan gönüllüleri Türkiye asla unutmayacaktır. Depreme maruz kalanların acılarına gözyaşı döken ve de onların sevinçlerine ortak olan bu büyük yürekli kahramanlar yaptıklarıyla herkese örnek olmuşlardır. Kendilerini ne kadar övsek azdır. Tıpkı kendi canlarını hiçe sayarak aylardır corona virüsle mücadele eden sağlık görevlileri gibi. Onlar yaptıklarıyla herkesin kalbinde taht kurdular.

Depremle birlikte ortaya çıkan kahramanlar olduğu gibi depremi fırsat bilen ahlaksızlar da yine aynı günlerde ortaya çıktı. İnsanlar canının derdine düşmüşken, en sevdiklerini kaybetmişken bu kötü tabloyu fırsat bilerek hasarlı ve yıkık evlerde soygun yapmaya çalışanlar tam birer ahlaksız tiplerdir. Deyim yerindeyse bu gibi tiplerin “yatacak yeri yoktur.” Ancak yıllar önce Gölcük depreminde gördüğümüz gibi bu ahlaksız mahluklar maalesef sinsice içimizde barınmaktadırlar. Yine evleri yıkılan insanların felaketin ardından en acil ihtiyaç duyacağı mekan, barınacağı yerdir. Bunun için de pek çok depremzede elde kalan eşyalarını koyabileceği ve çocuklarını yatırabileceği kiralık konut bulmanın derdine düşmektedir. Yıkılan evlerin enkazı yerinde dururken kiraları 2-3 katı arttırmak da tam bir ahlaksızlıktır. Acılı insanların bu felaket günlerini kendisi için fırsat olarak görmek insanlığa sığmaz. Aynı şekilde yıkık ve hasar gören evlerin içinden elde kalan eşyalarını kurtarıp taşınmaya çalışanları gözleyip onlardan yüksek miktarda nakliye ücreti beklemek de insafa ve vicdana sığmaz. Toplumsal dayanışma kötü günlerde yapılırsa makbuldür. Acı çeken insanlardan alınacak fazla paradan da kimseye hayır gelmez. Bir de deprem bölgesine gelen yardımları yağmalayanlar, ihtiyacı olmadığı halde alanlar ya da yardımları alıp satanlar var. Bunlar her depremde olduğu gibi İzmir’de de boy gösterdiler. Hatta dağıtılan gıda ürünlerini alıp işyerinde satmaya kalkanlar bile çıktı. Ya da defalarca yardım kuyruklarına girip battaniye, çarşaf gibi ev eşyalarını alanlar. Depremde zarar gören insanlara destek amacıyla gönderilen bir toplu iğneyi bile almak çok büyük ahlaksızlıktır. Eğitim sisteminin gayesi doğru, dürüst ve ahlaklı bireyler yetiştirmektir. Utanmadan kul hakkı yiyen, hak etmediği paraya el uzatan, kendisi gibi düşünmeyenlere kin besleyen ve onları düşmanı gibi gören fertler yetiştiriyorsanız eğitim sisteminiz “hata veriyor” demektir. Lafla ahlaklı olunmuyor, önemli olan icraat… Doğal afetler toplumsal ahlakla ilgili mihenk taşıdır. BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.