reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

FELAKET ÜSTÜNE FELAKET…

FELAKET ÜSTÜNE FELAKET…
139 views
05 Kasım 2020 - 12:14

2020 yılının insanlara yaşattığı felaketlerin ardı arkası kesilmedi. Corona virüs salgınının tepe yaptığı bugünlerde İzmir ve çevresi deprem felaketiyle sarsıldı. Daha yakın geçmişte Türkiye, Giresun’daki sel baskınının getirdiği acılara üzülmüştü. Sel felaketinin yaraları sarılmadan İzmir’in Seferihisar, Bayraklı, Buca gibi ilçelerini sarsan büyük bir deprem meydana geldi. Deprem AFAD’a göre 6.6, Kandilli’ye göre 6.9 ve Amerika’ya göre 7.0 şiddetinde idi. Deprem uzmanlarının benzetmesi ile bu şiddetteki bir deprem, 35-40 atom bombasının yapacağı hasar kadar çevreye zarar verebilir. Ege’de, Marmara’da ve Yunanistan’da hissedilen bu deprem 30 saniye kadar sürdü. Sarsıntının bitmesinden sonra ortaya çıkan görüntüler ise ürkütücü ve dehşet vericiydi. Zira depremden hemen önce içeriye doğru çekilen deniz, depremden sonra karaya doğru akarak caddeleri sular altında bıraktı. Seferihisar’daki bu görüntüler, depremin yapabileceklerini gösterdiği için uzun süre hafızalardan silinmeyecektir. İzmir depremindeki bilanço, felaketin yaşandığı Cuma gününden bir gün sonra daha net ortaya çıktı. Yetkililerin verdiği bilgilere göre yıkılan binalarda, arama-kurtarma faaliyetleri devam ederken 85  vatandaşımızın hayatını kaybettiği belirlendi.1000’e yakın insanımız yaralandı. Cana gelen bu acıların dışında 20 dolayında bina yıkıldı. Ancak yüzlerce bina, oturulamayacak kadar hasar gördü.

Devlet kurumları ve konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının mensupları, kurtarma çalışmalarında canla başla koştururken bazıları da bu doğal afeti bile kullanıp depremden siyasi sonuçlar çıkarmaya gayret ediyorlar. Böyle acı dolu günlerde bile zihinleri “kötülüğe” çalışan insanların olması Türkiye’de yaşanan toplumsal bölünmenin boyutunu ortaya koyuyor. Kirli zihinler, Türkiye’deki ezici çoğunluğun sevgisini kazanmış Zeki Alasya, Erol Büyükburç, Levent Kırca gibi sanatçıların vefatları sonrasında da ortaya çıkarak etrafa kin ve nefret saçmışlardı. Aynı çirkin zihniyetin temsilcileri, İzmir için de içlerindeki kötü enerjiyi dışarıya salıp ağızlarındaki baklayı çıkardılar. Sosyal medyadaki bazı hesaplardan İzmir’i ve İzmirlileri hedef alan paylaşımların bazıları şöyle…“İzmir Ege’de 6.8 deprem. Çok geçmiş olsun Müslüman halk. Ya Rabbi! İzmirliler gibi zinaya, nefsime değil, seccademe köle et beni … Amin!” İnternet ortamındaki bu paylaşımın arkasındaki zihniyet kendileri gibi düşünmeyenleri Müslüman bile saymıyor. İzmirlileri, zinaya düşkün ve de nefsinin kölesi olmuş insanlar olarak niteliyor. Keşke buna benzer bir paylaşımı, tarikat yurtlarında erkek ve kız çocuklara yapılan taciz ve tecavüz olaylarından sonra da yapsalar. Ya da kadın cinayetlerinden sonra bu cinayetlerin failleri için de fikirlerini açıklasalar. Veyahut dillerinden düşürmedikleri “kul hakkını ve yetim hakkını” çatır çatır yiyen müteahhitleri de eleştirseler. Keşke bir maaşla yetinmeyip iki yerden, üç yerden hatta dört yerden maaş alanlara; “Gözünüzü toprak doyursun” diyebilseler… Nerede o yürek? Dertleri, tasaları bir türlü hakimiyet kuramadıkları iller ve ilçeler…

Bu zavallı zihniyetin mensuplarından videolu bir başka paylaşım…”Oranın halkının kendine gelmesi lazım. Din yok, iman yok, namaz yok. Bu felaketi kendileri istemiş oldu.” Yine sosyal medyada paylaşılan başka görüntülerde de depremin zinadan dolayı meydana geldiği de iddia edilerek hilafetin yeniden geri getirilmesi gerektiği ifade edildi. Akılları, fikirleri şeytanlığa çalışanların yaymaya çalıştıkları bu fikirlerle halkın arasına kin ve düşmanlık sokmaya gayret ettikleri kesin. Kullandıkları malzeme asırlardır aynı. Onların söylemleri ile deprem gerçeği değişecek değil. Anadolu’nun ve Trakya’nın pek çok yerinde depreme sebep olan fay hatları mevcut. Bunlar üzerindeki gerilme arttıkça orada biriken enerji de artıyor ve bir müddet sonra kırılma meydana geliyor. Depremi götürüp başka sebeplere bağlamaya çalışırsanız her depremden sonra bir başka bölge halkını ahlaksızlıkla suçlamanız gerekir. Oysa asıl ahlaksızlık böyle acı ve gözyaşı dolu günlerde bile halkın arasına nifak tohumları atmaya çalışmaktır. Etraflarını kötülemekten beyinlerindeki depremi fark edemeyenlerin sonu daima hüsran olur. Çünkü onların taktıkları sıfatlar İzmir halkına asla yapışmaz. İzmir; vatanına, dinine, Bayrağına bağlı insanların yaşadığı muhteşem bir şehrimizdir. Kurtuluş Savaşı’nda da düşmanları ve yerli işbirlikçilerini denize dökerek vatana, dinine ve de Bayrağına bağlılığını göstermiştir. Türk Milleti, İzmir’de depremin açtığı yaraları birlik ve beraberlik içinde iyileştirecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın… BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.