reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

HER ŞEYİN SUYU ÇIKTI…

HER ŞEYİN SUYU ÇIKTI…
54 views
21 Ekim 2020 - 7:20

                Televizyon ve cep telefonu, son yıllara damga vuran en önemli teknik, iki araçtır. Televizyon, insanların dünyaya açılmasını sağlayan çok önemli sihirli bir kutudur. Haberler, filmler, tartışma programları, spor etkinlikleri, kültürel faaliyetler, televizyon vasıtasıyla mesafe tanımadan evlere, işyerlerine girmiştir. Dünyada olup biteni görüntülü olarak izleme imkanı bulan insanoğlunun televizyon vasıtasıyla gözü açılmıştır. Bu harika kutunun nimetleri dünyaya yayılırken bu kez de kameralı cep telefonları piyasaya sürülmüştür. Cep telefonları ile uzaklar yakın olmuş, sesine hasret olunanlar ile yüz yüze görüşme imkanı doğmuştur. Cep telefonunun getirdiği kolaylıklardan ve fırsatlardan faydalanmak isteyen herkes son yüzyılın bu olağanüstü buluşundan edinme yoluna girmiştir. Nasıl dünyadaki milyonlarca haneye televizyon girmişse milyarca insanın cebine de telefon girmiştir. Ancak bu iki buluşu yararlı hale getirip kullanmak da insanların elindedir. Her teknik araçta olduğu gibi televizyonu ve telefonu kötü amaçlar için kullanırsanız onlar da size kötülük eder.

Malum; televizyon programlarının içinde yediden yetmişe herkesin faydalanabileceği programlar olduğu gibi insana ve topluma zarar veren programlar da yapılıyor. Toplumsal değerleri en fazla dejenere eden ve bu yüzden de çok eleştirilen programların başında evlendirme programları ile parçalanmış aile fertlerini kavuşturan veya kayıp insanların bulunmasına yardımcı olunan programlar geliyor. Zira bu programlara katılanların zaman zaman yaptıkları itiraflar ve aralarındaki tartışmalar “her şeyin suyu çıktı” dedirtiyor. Televizyon kanallarını denetleyen ve onlara zaman zaman yayın durdurma cezası ve para cezası veren bir üst kurulumuz var. Günümüzdeki üst kurul, bazı kanallara, programlardaki bazı söylemlerden dolayı ekran karartma cezası verirken bazı kanallarda yaşanan gayri ahlaki olaylara ve genel ahlaka uymayan söylemlere ses çıkarmıyor. Mesela bir televizyon kanalında iki eski şarkıcının hazırladığı “Söylemezsem Olmaz” isimli programda yaşananlar, tam bir ahlaksızlık örneğidir. RTÜK, siyasi söylemleri takip edeceğine biraz da bu programları takip etse topluma iyilik etmiş olur. Ekranlara gelen hikayeye göre eski bir futbolcunun eşi, onu sevgilisiyle birlikte ördürmek için plan yaptığını itiraf eder. Bu da yetmezmiş gibi cesedini de domuzlara yedireceğini anlatır. Sunucuların dehşete kapıldığı bu söylemler, kamuoyundan tepki alınca RTÜK, programın yayınlandığı kanalı uyarır.

Gene bundan bir süre önce bir televizyon kanalında, ne söylediğini kulağı duymayan bir bayan konuk, bundan sonra yaşanacak bir siyasi karışıklıkta komşularını öldürebileceğini, hatta ailesinin elli kişiyi haklayacak kadar güçlü olduğunu beyan etti. Bu bayanın eşi, eskiden bir cemaat televizyonunda program yapmaktaydı. Kin ve düşmanlık içeren bu söylemler de “her şeyin suyunun çıktığını” bir kez  daha gösterdi.         

Yine evlendirme programlarının deneyimli ismi olan bir hanımefendinin hazırladığı programda, evli bir kadın, çocuğunun komşusundan olduğunu öğrenince sevinç gösterisinde bulundu. Bu ahlaksız açıklamadan sonra adı geçen programla ilgili olarak RTÜK; “Gerekli inceleme Başkanlığımızın talimatıyla uzmanlarımız tarafından yapılmaktadır” açıklamasında bulundu.

Televizyon ekranlarında buna benzer skandalların üstüne yeni bir hadise eklendi. Eski adı GATA, yeni adı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi olan sağlık kurumunun Başhekim Yardımcısı Dr. Ali Edizer erkeklere; “Yuvanızı niye yıkıyorsunuz, ikinci eşi alın” çağrısında bulundu. Türk Medeni Kanununu da eleştiren Dr. Ali Edizer, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu görüşlerini kamuoyu ile paylaştı: “Esra Erol’a bizi götüren yolun başı, İsviçre Medeni Kanununun kabul edilmesidir. Sorsan -Kadına özgürlük ve uygarlık- kazandırıldı. Resmiyette tek eşlilik, fiiliyatta zina ve fuhuş serbestliği. Kuvveden fiile batı ahlaksızlığı…” Aynı doktor entari giyip fotoğraf çektirerek padişah II.Mamut’u da pantolonu Osmanlı ülkesine getirdiği için eleştirdi. Bu sakat zihniyetin temsilcileri gün geçtikçe palazlanıyor. Kokuşmuşluk ve ahlaki çürüme daha çok yayılmadan önlem alınması gerekiyor.  BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.