reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

AYASOFYA

AYASOFYA
92 views
19 Ağustos 2020 - 12:35

                Türkiye bir Kurban Bayramını daha geride bıraktı. Ramazan Bayramında uygulanan corona virüs tedbirlerinin başında yer alan sokağa çıkma kısıtlaması bu kurban Bayramında uygulanmadı. Bayram tatili, salgın öncesindeki yıllarda yaşanan tatillere pek benzemedi. Corona virüse yakalanma korkusu herkesi huzursuz ettiğinden bayram tatili günleri de kaygılı geçti. Bu arada toplum olarak yürüttüğümüz corona virüsle mücadelemiz ise “parçalı bulutluydu.” Zira vatandaşlarımızın bir kısmı maske, temizlik ve fiziki mesafe kurallarına harfiyen uyarken bir kısmı da bu hususlarda duyarsız davrandı. Hatta covid-19’a meydan okurcasına toplu bayram kutlamaları, nişan törenleri, düğünler, denize girmeler maziyi aratmadı. “Ülkemizde salgın-malgın yok” tavrı virüse yakalananların sayısının daima yüksek olmasını da tetikledi. Böylece yaz aylarında virüsten büyük ölçüde kurtulup “bayram edeceğiz” tezi de boşa çıkmış oldu. Yaz mevsiminin son ayı olan Ağustosa girmiş bulunuyoruz. Buna, sıcak geçme ihtimali yüksek olan Eylül’ü de eklersek önümüzde iki aylık bir sıcak dönemimiz var. Bu arada Ağustos sonunda okulların da açılacağını düşünürsek Eylül’ün de riskli geçeceğini söyleyebiliriz. Sözün kısası Kurban Bayramı sonrasında gündemimiz şimdiden belli. O yüzden salgın öncesindeki günlerimize dönmemiz için epey yol yürümemiz gerekecek.

Hatırlayalım; Kurban Bayramı öncesinde gündemin ilk sıralarında yer alan bir başka konumuz vardı. Ayasofya’nın tam olarak ibadete açılması. Malum; Ayasofya, İstanbul’un fethinden itibaren Osmanlı Devleti’nin eline geçmiş dini bir mekandır. Fetih ile beraber kilise olan bu dini mekan camiye dönüştürülmüştür. Osmanlı Devleti parçalandıktan sonra Anadolu’da Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur. Bu yeni Devletin kurulması ile beraber pek çok yeni kararlar alınarak Cumhuriyetin temelleri atılmıştır. Tarihi bilgilere göre Ayasofya da 1934 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Alınan bu karardaki en büyük etki de dünya mirası bir mekan olan Ayasofya’yı bizden sonraki kuşaklara mevcut haliyle bırakılmasını sağlamaktı. Bu arada Ayasofya’nın bir bölümünde de ibadet devam etmekteydi. Bu önemli mekanı isteyen ziyaret etmekte isteyen de ibadet edilen kısımda ibadetini yapmaktaydı. Temmuz ayı başında gündemde çoklu baro sistemi, corona virüsün etkileri, vatandaşın geçim sıkıntısı gibi konular varken  dikkatler birden Ayasofya’ya kaydı. Ayasofya’nın müze halinin ortadan kaldırılarak tamamen ibadete açılacağı konuşulmaya başlandı. Bu hususta yargıya da yapılmış bir müracaat vardı. Yargı “Ayasofya tamamen ibadete açılabilir” yönünde karar verince memleketi idare eden iki parti bunun için tarih belirlediler. Alınan karara göre Ayasofya 24 Temmuz 2020 Cuma günü ibadete açılacaktı. Bu kararı, Cumhuriyeti kuranlara karşı atılan bir gol olarak niteleyen Cumhuriyet karşıtları derhal harekete geçtiler. Bu arada 24 Temmuz gününün Türkiye Cumhuriyeti için çok büyük önemi vardı. Zira Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi olarak nitelenen Lozan Anlaşması 24 Temmuz’da imzalanmıştı. İlan edilen ibadete açılış tarihi ile Lozan’ın imzalanma tarihinin üst üste gelmesi, her zaman akıllarda kalacaktır. Ayasofya’nın açılışını fırsat olarak gören zihniyet mensuplarının kimileri yıllardır gizledikleri niyetlerini ortaya döktüler. Her fırsatta dini değerleri kullanmayı adet haline getiren bu zihniyetin temsilcilerinden güya okumuş-yazmış biri sosyal medyadaki hesabından şu paylaşımı yaptı: “Sözde ülkenin fiziki bağımsızlığını düzenleyen; gizli maddeleriyle Müslüman Türk Milletinin koca bir tarihi, dini ve kültürel müktesabatının ölüm fermanı olan Lozan Antlaşmasının ilk gediğini açtık. Ayasofya’da kılınacak tarihi cuma namazının sembolik ve tarihi değeri büyüktür.”  Bu sözler, Atatürk Cumhuriyetine diş bileyen “içimizdeki İrlandalıların” hadiseye nasıl baktıklarının itirafıdır.

24 Temmuz 2020’deki ilk Cuma Namazında hutbeyi okumak üzere minbere kılıçla çıkan Diyanet İşleri Başkanının da sözleri yine Cumhuriyetin ilk kadrolarına ve icraatlarına mesaj niteliğindeydi. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin bütün nimetlerinden faydalanan bürokratların başında gelen Diyanet İşleri Başkanı Ayasofya’daki hutbede altı çizilen şu sözleri sarf etti.  “Fatih Sultan Mehmet Ayasofya’yı cami olması için vakfetti. Vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar! Vakfedenin şartını çiğneyen lanete uğrar.” Bu laflar, Ayasofya’yı müze yapma kararı alan Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetin kurucularını hedef aldığı şeklinde yorumlandı. Niyet hakikaten Cumhuriyeti kuran irade ise “Allah akıl fikir versin.” Söylenenler ortada… Asıl yorum büyük Türk Milletinin… BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.