reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

VİCDAN…

VİCDAN…
307 views
07 Temmuz 2020 - 8:22

                Sağlık Bakanı tarafından her gün açıklanan corona virüs cetveline göre salgın dolayısıyla hayatını kaybedenlerin sayısı kısmen azalsa da vak’a sayılarında sevinilecek bir düşüş yok. Zira toplum “bir açıldı, pir açıldı.” “Kalabalık oluşturmayın” uyarısına rağmen herkes, her yerde iç içe… Güvenlik güçleri ikaz etmese maskeyi de atıp eski halimize döneceğiz. Oysa dünyadaki uzmanların yaptığı değerlendirmelere göre dünyanın tamamını sonbahar aylarında daha büyük  sıkıntılar bekliyor. Yapılan bu açıklamalara göre virüsle olan hayatımız birkaç sene devam edecek. Ne zaman yer sarsıntısı olsa depremle yaşamaya alışmamız gerektiği sık sık hatırlatılıyor. Buna corona virüsle yaşamayı öğrenmeyi de ekleyebiliriz.

Virüsle mücadelede gösterdiğimiz gevşek ve umursamaz tavrımız, diğer toplumsal sorunlara yaklaşımımızda da  kendini muhafaza ediyor. Mesela her türlü kötülüğün anasının cehalet ve eğitimsizlik olduğunu bildiğimiz halde eğitimde kaliteyi yükseltmek adına sağlıklı adımlar atamıyoruz. “Değişiklik, devrim, süper yenilik” gibi sıfatlar taktığımız eğitim projeleri, yeterli faydayı sağlamıyor. Bir de eğitim yöneticisi seçiminde liyakat, bilgi, beceri gibi unsurlar ikinci plana atılınca eğitim kurumları, sorunlu kurumlara dönüşüyor. Bu kurumlardan çıkan yeni nesiller de gerekli donanımı alamadığı için sorunlu olarak toplumsal hayata katılıyor. Sorunlu nesiller arttıkça bakın hangi sonuçlar önümüze geliyor. Son yıllarda kadın cinayetleri yüzde 470, kadına şiddet yüzde 1400, cinsel taciz yüzde 449, cinsel istismar yüzde 435, fuhuş yüzde 790 arttı. Bunlara ilave olarak son 20 yılda öldürülen kadın sayısı ise 16.000’i geçti. Bu rakamlar, toplumda insan sevgisinin dibe vurduğunu gösteriyor. Kadınlarla çocukların başına gelmedik kalmıyor. Herkesin can derdine düştüğü corona virüs günlerinde bile çileleri devam ediyor. Çocuklara, genç kızlara, kadınlara bu kadar hakaret, aşağılama ve saldırganlık ancak Arapların cahiliyye döneminde görülen eylemlerdir. Çocuklara ve gençlere eğitimleri esnasında öncelikle insan, hayvan ve doğa sevgisi verilmelidir. Yardımlaşma, destek olma, vicdanının sesini dinleme, merhamet  etme ve güzel ahlak sahibi olma gibi güzel hasletler aşılanmalıdır.

Mart ayında başlayan corona virüs sürecinde en son gelinen noktada, turizm bölgelerindeki tesisler hizmete açıldı. Türkiye’de turizm denilince ilk akla gelen yerler Ege ve Akdeniz bölgelerindedir. Ege’de Bodrum, Akdeniz’de Antalya gözde yerlerdir. Bu kadar zirvede olan yerlerin esnaflarının da yukarıda belirttiğimiz gibi güzel ahlakla donatılmış olmaları gerekir. Zira onların yapacağı hatalar, Türkiye’nin yurt içinde ve yurt dışında yüzünü karartacaktır. Böyle önemli yerlerde hizmet veren insanların bir an önce çok kazanıp kısa sürede köşeyi dönelim tarzıyla çalışmaları daima sıkıntı yaratacaktır. Tıpkı geride bıraktığımız haftada olduğu gibi. Yazılı ve görsel medyada birkaç gün hep aynı haber öne çıktı. “Döneri ve pideyi 10 katı fiyatına sattılar; Bodrum’u karıştırdılar.” Haberin ayrıntıları ve yankıları da şöyle: Muğla’nın Bodrum ilçesinde 3 porsiyon dönere, 1 pideye ve yanındaki içeceklere 2 bin 263 lira hesap çıkarılması karşısında birçok işletme isyan etti. Bodrum’daki birçok işletmedeki fiyatların neredeyse 10 katı fahiş fiyata satılan yiyecek ve içecekler ilçeyi karıştırdı. Göltürkbükü Mahallesi’nde bir otelin restoranında çıkan 2 bin 263 liralık hesap, duyanları şaşkına çevirdi. Bir şişe kolaya 61 lira, 1,5 porsiyon dönere 369 lira, pideye 184 lira, Türk kahvesine 53 lira, kahveye 61 lira, dondurmaya 184 lira, suya 20 lira yazılması Bodrum esnafını isyan ettirdi. Dudak uçuklatan bu fiyatlar karşısında pek çok turistik otel, lokanta ve işletme açıklama yapma gereği duydu. İşyerlerinin dört gözle müşteri beklediği bugünlerde çıkarılan bu hesap, Bodrum’da “kazıklama sezonu açıldı” dedirtti. Fakat Restoranlar ve Turizmciler Derneği Başkanı’nın müşteriye atılan bu “kazığı” normal karşılaması ise daha garip bir tutum olarak kayıtlara geçti. Kendisinin bu konudaki değerlendirmesi şöyle oldu: “Bodrum’da bir porsiyon dönerin 370 liraya satılması fırsatçılık değildir. Bu fiyat, normaldir. Çünkü müşteri oraya isteyerek gidiyor. Kimse müşteriye zorla satmıyor ki…” İnsanların 2.300 TL’ye bir ay çalıştığı bu ülkede vicdanı körelenlerin olması daha da şaşırtıcı. Her ortamda fırsatçılık yapmak ahlaksızlıktır. Ocak ayında Elazığ’da meydana gelen depremden sonra hasarlı binalardan taşınmak isteyenlerin sayısı artınca kira fiyatları patlamıştı. İnsan sevgisi odaklı eğitim alan insanlar asla bunu yapamazlar. İnternet ortamında paylaşılan bir tespit okudum. Çok hoşuma gitti. Yazımı onunla tamamlıyorum. “Deprem olunca kirayı, virüs olunca gıdayı, Ramazan olunca pazar etiketlerini üç katına çıkaranlar ne İslamidir, ne de insanidir.”  BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.