reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

EKONOMİDEKİ VİRÜS…

EKONOMİDEKİ VİRÜS…
68 views
07 Temmuz 2020 - 7:37

Salgının hızla yayıldığı Mart, Nisan ve Mayıs aylarında halkımız hükümetin aldığı kararlara uyarak büyük ölçüde içe kapandı. Nüfusun kalabalık olduğu büyükşehirlerde hafta sonlarında sokağa çıkma yasağı uygulandı. Mayıs’ın son haftasına gelindiğinde Türkiye Ramazan Bayramı’nı karşılarken bu kez ulus olarak evlerde kaldık. Bayramlaşma ve bayram ziyaretleri virüsün olmadığı bir başka bayrama kaldı. Bayram bitince çifte bayram yaşayacağız vaadi ile Haziran ayını bulduk. 1 Haziran’dan itibaren toplumda ve kurumlarda tabir yerindeyse “açılıp saçılma” başladı. İnsanların en fazla bir araya gelip vakit geçirdikleri kahvehane, kıraathane, kafe ve çay bahçesi gibi yerler açıldı. Herkes bu yerleri özlemiş olacak ki, bu mekanlar ilk günden doldu. Paket servis dışında müşteri kabul edemeyen lokantalarda yeniden yemek kokuları yükseldi. Denizi özleyenler de ilk günden kendilerini mavi sulara bıraktılar. Devlet kurumlarında günlerdir yürürlükte olan nöbetleşe çalışma tarzına da son verildi. Her kamu görevlisi mesai saatleri içinde çalıştığı kuruma gidip gelmeye başladı. Çocuklar, gençler ve yaşlılar haftanın belli günlerinde özgürlüklerine kavuştular. Karayolları vasıtasıyla yapılacak seyahatler serbest bırakıldı. Günlerdir hatta aylardır dinlemede olan uçaklar, belli şehirlere uçmaya başladılar. Türkiye’nin gelirler kaleminde önemli bir meblağ tutan turizmin canlanması için de ilgili şirketler canla başla çalışmaya başladılar. Haziran’ın ilk günlerindeki  yağmurların sona ermesiyle beraber özellikle iç turizmin hareketlenmesi bekleniyor. Dünyadan bağımsız bir ülke olmadığımız için dış turizmin hareketlenmesi doğal olarak diğer ülkelerde görülecek virüsün seyrine bağlı.

Mart, Nisan ve Mayıs aylarını büyük ölçüde “evde kalarak” geçiren esnafımızın ve onların yanlarında çalışanların karşılaştığı en sıkıntılı virüs, ekonomideki virüs oldu. Çünkü; virüsün hızla yayıldığı dönemde kepenk indiren ya da kapısını kilitleyen her işyerindeki işçiler ve emekçiler kendilerini bir anda kapının önünde buldular. 2019’un sonbahar aylarında kimsenin aklına bile gelmeyen virüs, ilkbaharda dünyanın düzenini bozdu. Virüsün yayılmaması için kapatılan işyerlerindeki insanlar sıkıntıya düşünce virüsün ekonomik boyutu da ortaya çıktı. İşsiz sayısı daha da arttı. Özellikle kahvehane, lokanta, otel, çay ocağı gibi yerlerde çalışarak hayatlarını devam ettiren emekçiler, bu süreçte çok zorluk yaşadılar. Devlet, destek olsa da masraflar yüksek olduğu için bu gibi yerlerde çalışanların tamamı, işyerlerinin açılmasını dört gözle beklediler. Küçük işletmelerin ve turizm tesislerinin açılması, ulaşımdaki rahatlatan kararlar en fazla emekçileri sevindirdi. Bütün bu sektörlerdeki ticari faaliyetler eski düzeyine kolay kolay ulaşamayacaktır. Zira herkesi esir alan virüsün asla bizi bırakmayacağı da anlaşılıyor.

Haziran’ın ilk günü başlayan gevşeme, esneme veya özgürleştirme kararlarının toplumu rahatlattığını da gördük. Fakat tedbirleri asla elden bırakmamak gerekiyor. Çünkü hasta eden hatta öldüren virüsün yeniden yayılması halinde ekonomideki virüs de tekrar canlanacaktır. Ekonomideki virüs yayıldığında iflaslar, iş kayıpları ve feryatlar artacaktır.

Virüsle olan savaşımız bu mecrada sürüp giderken ülkemizin İstatistik Kurumu her ay işsizlik ve enflasyon rakamlarını açıklıyor. İşsizlik, had safhada. Bu hususta rakam vermeye gerek yok. Var olan işsizlere, pandemi dolayısıyla işsiz kalanlar da eklenince işsizler ordusu daha da büyüdü. Salgın sürecinde en çok dikkati çeken artışlar gıda ürünlerinde görüldü. Pazar tezgahları, market reyonları zamlı etiketlerde şişti. “Fırsatçılara fırsat vermeyeceğiz” denilse de gıda ürünlerindeki artışa mani olunamadı. Cep yakan etiketler, pek çok hanede ilkbaharı kara kışa çevirdi. Her ay ödenmesi gereken faturalar da pahalılığın tuzu biberi oldu. Ülkemizin İstatistik Kurumu, Mayıs ayının enflasyon rakamlarını Haziran’ın ilk günlerinde açıkladı. Enflasyonun bir aylık artışı yüzde 1,36, bir yıllık artışı ise yüzde 11,39 olarak ilan edildi. İstatistik Kurumunun enflasyon sepetinde jöle, tenis topu, pil, saç boyası gibi malzemeler varsa enflasyonun düşük çıkması normal. Zira ekonomideki virüs toplumun çok azının kullandığı malzemelere fazla işlemiyor. Enflasyon sepetini kırmızı et, tavuk eti, ev kirası, doğal gaz faturası, elektrik faturası, peynir, zeytin, zeytinyağı, meyveler, sebzeler gibi temel ihtiyaç giderlerinden oluşturursanız ekonomideki virüsün boyutları daha gerçekçi olarak ortaya çıkar.    BAHRİ KORMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.