reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

ANORMAL HALLER..

ANORMAL HALLER..
180 views
07 Temmuz 2020 - 7:51

                Haziran ayı başından itibaren normale dönüş kararları yürürlüğe girdi. Uzun süredir kapalı olan ya da hizmetleri kısıtlanan bazı mekanlar yeniden kapılarını müşterilerine açtılar. Lokantalar, kafeler, kıraathaneler, çay bahçeleri; hayatın 11 Mart öncesindeki normal seyrine dönmesi için aktif duruma geçtiler. Şehirlerarası seyahatler serbest bırakıldı. Havayolları, demiryolları ve deniz yolları da seyahat serbestliği kararıyla beraber yolcu taşımaya başladılar. Bütün bunlar şehirlerdeki insan hareketliliğini arttırdı. Salgın sürecinin en mağdur iki yaş gurubu da serbest kalınca caddeler, meydanlar, parklar, piknik alanları doldu. 65 yaş üstündeki insanlarımız, evden çıkma kısıtlamaları büyük ölçüde kaldırılınca “Oh be, dünya varmış” dediler. 18 yaşın altındaki çocuklarımız ve gençlerimiz de rahatladılar. Bütün bu kararlar virüsle bozulan toplum düzeninin yeniden normale dönmesi için alındı. Üstelik corona virüs tehdidin henüz ortadan kalkmadığı vurgulanarak tedbirleri elden bırakmamak gerektiği de defalarca tekrarlandı. Dilimizde bir tespit vardır; “taşa söylesen yarılır” diye… Etkili ve yetkili herkesin “virüse karşı alınacak tedbirleri sakın elden bırakmayalım” uyarısına rağmen normalleşme sürecinde pek çok anormal hal de yaşıyoruz.

Büyükşehirlerin parklarında ve piknik alanlarında insanlar birbirlerinden uzak otursunlar, fiziki mesafe korunsun diye belediye görevlileri, beyaz boya ile daireler çizdiler. Fakat bizim insanımız dairelerin içine değil dışına oturarak kendi bildiğini okuduğunu gösterdi. Hele havanın güzelliği ile coşup “corona partisi” düzenleyenlere ne demeli? “Vur patlasın, çal oynasın” düzeni ile normale geçişi, anormal biçimde başlattılar. Toplu taşıma araçlarında da rahmetli Kemal Sunal filmlerini aratmayan görüntüler ortaya çıktı. Virüs kimsenin umurunda değil. Herkes iç içe, dip dibe, sırt sırta, göz göze… Asker uğurlamaları, doğum günü partileri birbirini kovalıyor. Bir bilim kurulu üyesi, bu anormal halleri görünce şu cümleyi sarf etti: “Virüs yok oldu da benim haberim olmadı mı?”

Anormal haller, her sektörde kendini gösteriyor. Toplumu yönlendirmede en önemli kurum olan siyasi alanda normalleşme hiç yok. Hep gerilim var. İktidar kanadı gerilimin kendi işine yaradığını keşfettiği için bu avantajı kimseye kaptırmıyor. Ya içeride ya da dışarıda bir gerginlik konusu bulunuyor. Bugünlerde ana muhalefet partisi ele alındı. Önce bu partinin Genel Başkanının yıllardır koruma müdürlüğünü yapan güvenlikçi emekli edildi. Fakat bu karardan Genel Başkanın haberi olmadı. Koruma müdürünün emekli olduğunu basından öğrendi. Sonra grup başkan vekillerinden birine yumruklu saldırı düzenlendi. Hem de Meclis’te… Üstelik iktidarın küçük ortağına mensup bir milletvekili tarafından… Sebep, kendi Genel Başkanlarının oy verilen kabinin önünde fazla bekletilmesi. Demokrasi, birbirine tahammül rejimi değil miydi? Bu hadisede olduğu gibi beyninde ortaya atacak fikri olmayanlar tekme ve yumruk atarlar. Bir de bunu normalmiş gibi yutturmaya çalışırlar.     

Corona virüs sürecinin siyaset alanında olduğu gibi hiç bitmeyen anormal hallerinden biri de kadına şiddet ve kadın cinayetleri oldu. Kimi yumruklandı, kimi bıçaklandı, kimi de kurşunlarla katledildi. İçlerinden biri, oğlunun gözü önünde vurulup kaldırım kenarında al kanlara boyandı. Bu ülkede kadının yeri bu mu olmalı? Bazılarının kan ve nefret dolu vicdanlarını corona virüs süreci bile temizleyemedi.       

Biz, “Yerli malı, yurdun malı her Türk onu kullanmalı” sloganı ile büyüdük. Bu gün de her lafın başında “yerli ve milli” sıfatını kullanmak moda. Bu “yerli ve milli” ürünlerimizden biri de Rize çayıdır. Bu ürünümüz de bizim için övünç kaynağıdır. Fakat tam çay toplamanın gündemde olduğu bugünlerde Rize’de İran çayı yüklü bir TIR devrildi. TIR’ın kasasındaki İran çayları da ortalığa saçıldı. Allah’ın inayetiyle de şu gerçek ortaya çıktı. Zincir marketler, Rize çayı diye ithal çayları halkımıza içirmişler. İthal çaylar, Rize’de ambalajlanmış. Kul hakkı noktasında anormal bir kandırma tarzı değil mi? Corona sürecinde halkın büyük kısmının fakirleştiği, günü birlik gelirle geçinen insanlarımızın da işsiz kaldıkları kesin. Buna rağmen bu sıkıntılı günlerde bankalarda birikmiş parası bir milyonun (eski para birimine göre bir trilyon) üzerinde olanların sayısı otuz bin kişi artmış. Evine ekmek götüremeyenlerin arttığı bugünlerde milyoner sayısının artması da anormal değil mi?   BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.