reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

VİRÜS HİZAYA GETİRDİ…

VİRÜS HİZAYA GETİRDİ…
112 views
06 Temmuz 2020 - 15:37

                Hayatımızı alt üst eden corona virüsün çıkışıyla ilgili olarak çeşitli söylentiler var. ABD’ye göre bu virüs Çin tarafından laboratuvarda üretilip insanlara bulaştırılmak üzere yayıldı. Kimine göre;  yeni nesil kablosuz telefon teknolojisi olan 5G’nin sebep olduğu doğal bir netice… Bazılarına göre dünya ekonomisine hakim olan kapitalizmin yeni bir oyunu… Dini referanslara göre de yoldan çıkmış olan insanoğlunu yeniden hizaya getirmek üzere ortaya çıkan bir etken… Sebep ne olursa olsun virüsün hayatımıza egemen olduğu kesin. Sabah gözlerimizi açıp yeni bir güne hazırlanırken hemen maske takmak, kalabalıklardan uzak durmak ve ellerimizi sürekli temiz tutmak aklımıza geliyor. Maske, kısa sürede yüzümüzün bir parçası haline geldi. Mart ayından bu yana alıştığımız virüse karşı korunma halleri, bundan sonraki birkaç yılımızda da devam edecek. Hem uzman görüşleri hem de virüsün halleri, bize bunu gösteriyor. Oysa bütün dünya ülkeleri gibi biz de önceleri kuş gribi, domuz gribi gibi bu salgının da bir süre sonra sona ereceğini zannettik. Hatta İngiltere, İtalya, ABD gibi ülkeler belki bilinçli belki de bilinçsiz bir tavırla corona virüsü pek önemsemediler. Fakat ilerleyen süreçte en fazla can kaybı da bu ülkelerde yaşandı.

Gelişmiş, az gelişmiş veya geri kalmış bütün ülkeleri, covid-19 ismi verilen bu virüs hizaya getirdi. İnsanlar olarak burnumuz havadaydı. Maddi gücümüz de varsa “Küçük dağları ben yarattım” edasıyla dolaşıyorduk. Yerin üstündeki ve altındaki zenginlikler, denizin içindekiler ve de gökyüzünü süsleyen yıldızlar, gezegenler sanki avucumuzun içindeydi. Hızlı trenler, denizlerle karaları birbirine bağlayan tüneller, uzakları yakın eden uçaklar, hasreti bitiren cep telefonları, başları bulutlara değen gökdelenler insanoğlunu şımartmıştı. Her şeye hakim olma duygusu sahip olunan pek çok değere de burun kıvırmayı getirmişti.

Corona virüs, insanın ruhuna ve bedenine hakim olan “En büyük benim” duygusunu törpüledi. Kimse kimseyi beğenmezken virüsle evlere kapanan insanoğlu, kapısına gelecek ayak seslerini dinlemeye başladı. Büyük kentlerde; sokağa çıkma yasağının hakim olduğu günlerde sokak sokak gezen fırıncıların, gazetecilerin, seyyar manavların sesleri can kulağıyla dinlendi. Onlarca katlık apartmanlardan sepetini uzatanlar; o sepete süt, ekmek ve gazete koyacak elleri beklediler. Selam bile verilmeyen insanlara “kardeşim, arkadaşım, evladım” diye seslenenler, insanın nasıl olması gerektiğini hatırladılar. Salgın korkusuyla kapanan işyerleri adeta duvar oldu. Önünden defalarca geçilen pek çok işyeri günlerdir ıssızlığa büründü. Dükkan önlerinde ters çevrilen sandalyelerle masaların arasında sadece sokak kedileri dolaşır oldu. Velhasıl esnaf ve müşteri birbirini özledi. Toplumun gazını, sıkıntısını alan dertlerin paylaşıldığı kahvehaneler kapandığından beri bu mekanların müdavimleri darmadağın oldu. Bir bardak sıcak çay içmenin kıymeti anlaşıldı.

Dünya malına tamah ettiğimiz için kırıldığımız akrabalarımız, dostlarımız ve arkadaşlarımız tarumar oldu. Şu anda onları görmek istesek de göremiyoruz. Çünkü can korkusuyla evimizden bile çıkamıyoruz. Hele yaşımız kemale ermişse evden çıkmamız da yasak. Yarım yüzyılı çoktan geride bırakan ömürler, virüsün esaret zincirine takıldılar. Dillerden düşmeyen okul-veli-öğrenci üçgeni, düz bir çizgi haline geldi. Öğretmenler en uzun tatilin içindeler. Mart ayının başında kapanan okulların ne zaman açılacağı belirsiz. Herkes birbirini çok özledi ancak arada virüs var. Okullarına zorla giden öğrenciler bile bu eğitim yuvalarına kavuşmak için günleri iple çekiyorlar. Okulların açıldığı ilk gün öğretmen-öğrenci ve velilerin büyük bir sevinç içinde olacaklarına şüphe yok. Çok sevdiğimiz futbol maçlarına ne oldu? Forma aşkı, fanatik haller ve takım takıntısı diye bir şey kalmadı. Maçlar başlasa bile kimse stada giremeyecek. Bir virüs futbol aleminin krallarını dize getirdi. “En büyük biziz” lafı tarih oldu.

Hiçbir mekana Mart ayı öncesindeki gibi korkusuzca girip çıkamıyoruz. Hele kalabalık ortamlara asla… Ev dışındaki bir ortamda hava almanın kıymeti bile anlaşıldı sanırım. “Ben anlamadım” diyen varsa virüsü aklına getirsin.  BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.