reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

İKİ-ÜÇ HAFTA SONRA…

İKİ-ÜÇ HAFTA SONRA…
99 views
06 Temmuz 2020 - 15:13

                Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan bir virüs nedeniyle insanların hasta olduğunu işittik. Daha sonra Wuhan’da yaşayan ahalinin bir kısmının bu virüsten dolayı hayatlarını kaybettikleri açıklanınca işin rengi değişti. Bütün dünyanın gözü Wuhan’a çevrildi. Çin’in dünyanın her tarafına insan ve malzeme gönderdiği akla gelince virüsten dolayı bir salgının olup olmayacağı tartışılmaya başlandı. Ancak; “Salgın olur mu, olmaz mı?” denilirken virüs, önce Avrupa’da sonra Amerika’da görüldü. Amerika ve Britanya salgın haberlerini hafife aldı. Bu tutumlarının bedelini de ağır ödediler. Türkiye’de ise ilk virüs haberi 11 Mart 2020 tarihinde ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada covid-19 adı verilen virüsün ülkemizde de yayılmaya başladığını açıklayınca endişelerimiz arttı. İlk ölüm olayı da 18 Mart 2020’de gerçekleşti. 89 yaşındaki hasta, virüsü Çinli çalışanından kapmıştı. Bu haberlerin önce önemini anlayamadık. Yazılı ve görsel basının da etkisinde kalarak kolonya ve maske derdine düştük. Kolonya ama derecesi yüksek olması gerekiyordu. Kolonyaya karşı bir talep, bir talep… Marketlerde, bakkallarda kolonya rafları boşaldı. Kolonya üretenler bile bu duruma şaşırdı. Kolonya fiyatları aldı başını gitti. Kolonyanın peşine düştüğümüz için maskeyi biraz öteledik. Halk sağlığı uzmanlarının bir kısmı da maske taksanız da takmasanız da olur tavrında oldukları için bu hususu pek önemsemedik. Ancak hasta olanların ve ölenlerin sayısı artınca salgının korkusu hepimizi sardı. Bu arada Bilim Kurulunun ve Sağlık Bakanlığının çalışmalarıyla eğitim, ulaşım, sportif faaliyet, işyerlerini kapatma gibi tedbirler arttı. Pek çok şehir karantinaya alındı. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı vatandaşlarımıza sokağa çıkma kısıtlaması getirildi. Büyükşehirlerde hafta sonları görevliler dışındaki herkesin sokağa çıkması yasaklandı. Tedbirler arttıkça sıkıntı da arttı. Corona virüs, başta ekonomi olmak üzere hayatımızın her safhasına ambargo koydu.  

Nisan ayının sonuna geldiğimiz bugünlerde hepimizin kafasındaki soru şu: “Corona virüsten ne zaman kurtulup Mart başındaki hayatımıza döneceğiz?” Televizyon kanallarında yapılan bütün tartışma programlarında, sunucular dönüp dolaşıp bu soruyu doktor konuklarına soruyorlar. Bir aydır verilen cevap neredeyse hep aynı… “Dişimizi sıkarsak iki-üç hafta sonra normale döneriz.” Ancak sözü edilen bu iki-üç hafta bir türlü gelemezken bugünlerde de Ramazan ayının sonu hedefe konuldu. Alınan tedbirlere sıkı sıkıya uyup evde kalmaya devam edersek Ramazan’ın bitiminde çifte Bayram yapacağımıza dair bir umut yayıldı. İnsanların ortak temennisi bu tür tahminlerin şehir efsanesine dönmeden gerçek olmasıdır. Zira; bilhassa evden çıkmaları yasak olan 65 yaş üstü ve 20 yaş altı insanlarımız özgür olmayı çok özlediler. Çocuklarımız Atamızın armağanı olan 23 Nisan Bayramını dahi evlerin balkonlarında ve odalarında kutladılar.

“İki-üç hafta daha dişimizi sıkalım” gerçeği toplumu sarmışken “corona hatırası” olabilecek birkaç hadiseyi de hatırlayalım. Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı Derecik Köyü Muhtarı, köye ulaşım sağlanan yolları taş ve toprak ile araç giriş çıkışına kapattı. Derecik köyüne ulaşım sağlayan 6 farklı girişin 5’ini kapatan Muhtar, tek girişi açık bırakarak; araçların, kendi kontrolünde köye girmelerine müsaade ediyor. Açık kalan yoldan geçen tüm araçların içerisinde bulunan çay toplamaya gelen vatandaşların ateşini ölçüyor, maskesi olmayana maske verip, ellerine kolonya döküyor. Gaziantep Belediyesi’ne ait internet sayfasında Sağlık Bakanlığının her gün yayınladığı corona virüs tablosu değiştirilerek kamuoyu ile paylaşıldı. Bu tabloda evlerde kalmaya devam eden erkeklerin durumları; bugün temizlik yapanlar, bugün ütü ve yemek yapanlar, bugün hamur işi yapanlar, bugün evden kovulanlar şeklinde yayınlandı. Bu lafların karşısına da bazı rakamlar konularak erkeklerin hali “ti’ye” alınmaya çalışıldı. Ancak espri yapmak için konulan bu tablo gülecek hali kalmayan halkımız tarafından tepkiyle karşılandı. Tablo, özür dilenerek kaldırıldı.

“İki-üç hafta sonra” lafı aklımızda kalarak Alman Başbakan’ı Merkel’e kulak verelim. “Salgın tedbirleri insanları zorluyor. Ancak; salgının son aşamasında yaşamıyoruz, hala başlangıçtayız. Salgınla uzun süre yaşamak zorunda kalacağız. Uyarmak benim görevim.”

Disiplini ile tanıdığımız Almanlar’ın Başbakan’ı salgın sürecini böyle değerlendiriyor. Bizim ümitle beklediğimiz iki-üç hafta sonrası İspanyol gribinde olduğu gibi iki-üç sene olmasın…  BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.