reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

BU İŞİN ŞAKASI YOK…

BU İŞİN ŞAKASI YOK…
61 views
06 Temmuz 2020 - 14:44

                Neredeyse bütün ülkeler şokta… Corona virüsün esir almadığı ülke kalmadı. Denenen bütün tedbirlere rağmen bu salgın hastalık büyük bir hızla yayılıyor. Genç, yaşlı, çocuk herkes büyük bir korku içinde. Zira bu işin şakası yok. “Bana bir şey olmaz” demek çok riskli bir laf. Toplumun gözü önünde olan ve çok iyi yaşayan pek çok insan virüs kurbanı oldu. En büyük tehlike altında olanlar da sağlık çalışanlarımız. İnsanları bu salgın belasından kurtarmak için kendi canlarını tehlikeye atan bu insanların tamamı birer kahraman. Dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi maalesef bizde de yüzlerce sağlık çalışanımız virüs kaptığı için karantinada. Türkiye bu savaşın içinde yer alan çok değerli bir profesörünü de kaybetti. Bu işin şakası yok…

Bu sürecin ne kadar daha devam edeceğini kimse kestiremiyor. Avrupa ve Amerika corona virüs salgının merkezi haline geldi. Amerika’da 100-200 bin can kaybı olursa kendilerini bu mücadelede başarılı sayacaklarını Başkan Trump açıkladı. Salgın henüz Çin’deyken durumu hafife alan Avrupa ise maalesef iyi bir mücadele örneği veremiyor. Medeniyetin beşiği olarak kabul edilen pek çok Avrupa ülkesi virüse teslim oldu. Fransa, İspanya, İngiltere ve İtalya bir türlü salgının önünü kesemiyor. Sağlık sistemleri de bu kadar hasta yükünü kaldıramıyor. Yapılan açıklamalara ve salgında gelinen noktaya baktığımızda Nisan, Mayıs ve Haziran aylarının da corona virüse karşı yapılacak büyük mücadele ile geçeceğini gösteriyor. Velhasıl bu virüs, daha uzun süre herkesin korkulu rüyası olacak.

İnsanoğlu, virüsle mücadele ederken bu işin şakasının olmadığını çok iyi gördü. Çünkü hata yaptığınızda ve hafife aldığınızda bedelini ağır biçimde ödeyebilirsiniz. O nedenle Dünya Sağlık Örgütünün de kabul ettiği gibi bilhassa sokağa çıkarken mutlaka maske takmalıyız. İnsanlarla olan fiziki mesafemiz 2-3 metre olmalı. Kalabalık yaratmamalıyız. Marketlerden, fırınlardan, pazarlardan alış veriş yaparken diğer müşterilerle aramızdaki uzaklığı korumaya dikkat etmeliyiz. Çocuklarımızı ve yaşlılarımızı bu ortamlardan uzak tutmalıyız. Hatta uzmanların özellikle uyardığı gibi mümkünse evlerimizde bile herkesin odası ayrı olmalı. “Canım sıkılıyor, evde yapacak bir iş bulamıyorum, bunaldım” gibi lafların arkasına sığınmanın zamanı değil. Kendimizi korumak için hangi tedbirler öneriliyorsa onlara uymak gerekir. Zira durum son derece ciddi ve bu işin şakası yok.

İletişim araçları çok yaygın. Pek çok insanın elinde kameralı cep telefonları var. Evlerde televizyon adını verdiğimiz sihirli kutu mevcut. Bu nedenle olan biteni gizlemenin, saklamanın mümkünatı yok. Her şey, ayan beyan cereyan ediyor. Medeni kabul ettiğimiz batılı memleketlerde insanların hastalıktan korunmak için neler yaptıklarını görüyoruz. Bizim ülkemizde de öyle. Türkiye’de halkın büyük kısmı konuya büyük bir ciddiyetle yaklaşıp uyarılara kulak verse de bazı akl-ı evveller yine ortaya çıkıp işgüzarlık ediyorlar. Pikniğe çıkanlar, mangal yapanlar, spor yapanlar, balık tutanlar bu akl-ı evvel grupların içinde göze çarpanlardır. Bu gibi laf anlamazlar kendilerini olduğu gibi başkalarının hayatlarını da tehlikeye atmaktadırlar.

Dünyanın ve Türkiye’nin virüsle imtihanı büyük bir direnişle devam ederken bu mücadelede unutulmayacak bazı haberler de  uzun süre aklımızda kalacaktır. Kurnazlığı ile bilinen İngilizler, bu mesele kendilerine musallat olunca “sürü bağışıklığı” diye bir yöntem uydurdular. Bu yönteme göre salgına karşı hiçbir tedbir alınmayacak, virüs herkese bulaşacaktı. Sonra da “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” tarzı uygulanacaktı. Ancak virüs Prens Charles’a ve  Başbakan Boris Johnson’a  bulaşınca sürü bağışıklığı yöntemi bir yana bırakıldı. Şimdi onlar da karantina usulüne döndüler. Türkiye’de ilk karantinaya alınan yerler; Rize Merkeze bağlı Kendirli beldesi ile civarındaki dört köy oldu. Türkiye’nin Mart ayı başından bu yana yaptığı mücadele neticesinde İstanbul virüs yayılma hızında ve ölümlerde başı çekti. Din bezirganları virüsle mücadelede de ortaya çıktılar. Zira corona virüse karşı bir internet sitesinde 20 TL’ye “korunma duası” satıldığı ortaya çıktı. “Bana Dua Oku” isimli bu internet sitesinde, 20 TL’ye satılan dua için şu açıklama da yer alıyor: “Bağışın kadar virüsten korun ve sevdiklerin de korunsun! Corona virüs ülkemizde de görülmeye başlandı. Eğer korunmak ve aileni korumak istiyorsan bu duaya ihtiyacın var. Ne kadar çok bağış yaparsan seni o kadar korur ve diğer hastalıklardan da arındırır.” Bu şarlatanlara kimse inanmasın. Allah’a dua etmek için aracıya gerek yoktur. Unutmayalım; durumumuz çok ciddi ve bu işin şakası yok. BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.