reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

TÜRK'ÜN VİRÜSLE İMTİHANI..

TÜRK'ÜN VİRÜSLE İMTİHANI..
462 views
09 Nisan 2020 - 10:40

                Çok sayıda insanın ölümüne neden en büyük salgın hastalık 1918 ile 1920 yılları arasında İspanya’da görülmüştür. Bu bir grip salgınıdır ve 18 ay içinde 50 milyondan fazla insanın ölümüne neden olmuştur. Bu rakam o yıllarda dünyada yaşayan insanların %15’ine denk düşmektedir. İspanyol gribinin en önemli özelliği; zayıf, yaşlı ve çocuklardan ziyade sağlıklı genç erişkinleri etkilemiş olmasıdır. Birinci Dünya Savaşı’nın yaşandığı yılları kapsayan bu salgından sonra da insanlık alemi hastalıklarla yüz yüze gelmiştir.

Türk toplumunun grip salgınlarıyla imtihanında kuş gribi ve domuz gribi vak’alarını yakın geçmişte yaşadık. Kuş gribi virüsü dünyada, 2003 yılında görüldü. Türkiye ise 2005 yılının Ekim ayında bu virüsle tanıştı. Pek çoğumuzun hatırlayacağı gibi Balıkesir’in Manyas İlçesine bağlı Kızıksa Beldesi’nde bir üreticiye ait 1800 hindi bir gecede telef oldu. Dönemin Balıkesir İli Vali Yardımcısı hindilerin kuş gribinden öldüğünü açıkladı. “Davulun sesi uzaktan hoş gelir” lafı boşuna söylenmemiştir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde kuş gribi hadiseleri görülürken bu tehlikeli salgını biz sadece gazete ve televizyon haberlerinde izliyorduk, o kadar… Ancak salgın ülkemizde ortaya çıkınca kuş gribi ile imtihanımız da başladı. Bu hastalığın kanatlı hayvanlardan insanlara geçtiği anlaşılınca Anadolu toprakları, eşine az rastlanan bir “telef etme” çalışmasına şahit oldu. Oluşturulan telef ekipleri özel giysilerini giydiler. Arkalarında gaz odaları taşıyan araçlara binip ördek, kaz, tavuk, horoz ne varsa aramaya başladılar. Yakalanan bütün hayvanlar gaz odalarında telef edildi. Telef edilen hayvanlar büyük çukurlar açılarak kireçle birlikte gömüldü. Dünyada 2003 yılından bu yana kuş gribi nedeniyle yaklaşık 70 insan öldü. Türkiye’de ise 2 kişi hayatını kaybetti. Kuş gribinin görüldüğü yerler de karantinaya alınarak buralara hayvan giriş ve çıkışları yasaklandı. Sözün özü, toplumumuz yakın geçmişte görülen gribal salgınlardaki ilk imtihanını başarıyla verdi. Ancak pek çok kanatlı hayvan da ortadan kaldırılmış oldu.

Türkiye, 2009 yılında domuz gribi ile tanıştı. “Meksika gribi, Kuzey Amerika gribi, H1N1, domuz gribi” gibi isimlerle anılan bu hastalığın mazisi 1919’lara kadar dayanır. Ancak en şiddetli görüldüğü tarih ise 2009 senesidir.  

Meksika gribi, domuz merkezli grip, Kuzey Amerika Gribi ve H1N1 gribi isimler verilen domuz gribi Mart 2009 yılında yayılmaya başladı. Tarihi 1919’lara kadar dayanan domuz gribi, insanları en fazla 2009 yılında yakaladı. Hastalığın  Türkiye’deki  ortaya çıkışı ise günümüzde korona virüsünde olduğu gibi yurt dışından gelen biriyle başladı. 16 Mayıs 2009 tarihinde ABD’den İstanbul’a gelen bir turistte “domuz gribi” bulunduğu tespit edildi. Pandemik H1N1 virüsü sebebiyle ilk ölüm 25 Ekim 2009 tarihinde meydana geldi. Kimliği açıklanmayan 29 yaşındaki bir genç ağır zatürre teşhisiyle hastaneye kaldırıldı. İyileşemeyen bu gencin H1N1 virüsü (Domuz gribi) sebebiyle hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. Ülkemizde 25 Ekim 2009 tarihinde başlayan ölümler, 14 Aralık 2009 itibarıyla 415 kişiye ulaştı. Dünyada ise domuz gribi salgınlarında 12.799 insan vefat etti.

Türkiye virüslerle olan son imtihanını corona virüse karşı veriyor. Çin’de başlayan bu salgın neredeyse dünyanın bütün ülkelerine yayıldı. Buna sıcak Afrika ülkeleri de dahil… Bu virüs insandan insana kolayca geçebiliyor. Yurt dışından gelen birinin ülkemize corona virüsünü taşıdığı Sağlık Bakanı tarafından açıklandı. Bakanlık, ilk vak’anın görülmesinden sonra corona virisün yayılıp can almaması için bir dizi tedbirler aldı. Okullar tatil edildi, spor müsabakalarının seyircisiz oynanacağı açıklandı, zorunlu haller dışında yurt dışına çıkışlar yasaklandı. İnsanlarımıza, kalabalık ortamlardan uzak durulması tavsiye edildi. En önemlisi de herkese; el, yüz ve beden temizliğine dikkat etmeleri önerildi. Bu önlemler çerçevesinde Türk toplumu bundan önceki virüs salgınlarında olduğu gibi yine önemli bir imtihan veriyor. Konuya önem verip gerekenleri yaparsak corona virüsünden en az zararla kurtulabiliriz. Sağlık Bakanlığı’nın tavsiyeleri dışında kendileri de çözümler üreten vatandaşlarımız var. Mesela; Bağışıklık sistemini güçlendirip corona virüsünden etkilenmemek için Arap sabunu ve yoğurt yiyen Yozgatlı zehirlenerek hastaneye kaldırıldı. Sakın kendi icadımız olan çarelerimizi uygulamaya kalkmayın. Bakanlığın önerilerine uyalım yeter…   BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.