reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

TÜRK OLMAK..

TÜRK OLMAK..
458 views
09 Nisan 2020 - 9:06

                Kahraman Ordumuz, bölücü örgüt mensuplarının ve diğer Türkiye düşmanlarının sınırlarımız dışındaki faaliyetlerini kontrol etmek için Suriye topraklarında gözlem noktaları kurmuştu. Çünkü 2011 yılından beri Suriye’de devam eden iç karışıklar nedeniyle bu ülkede üstlenen terör grupları, iyice azmışlardı. Sınırımıza yakın bölgelerdeki terörist faaliyetler doğrudan ülkemize zarar vermekteydi. Ayrıca herkesin bildiği gibi ABD’nin hayata geçirmeye çalıştığı Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) göre bölge ülkelerinin parçalanması gerekiyordu. Fakat sadece ABD değil Rusya, Almanya, İngiltere, İran gibi devletler de Suriye ve Irak topraklarında cirit atmaktaydılar. Bölgede çıkarı olan herkes ya silah satıyor, ya asker gönderiyor ya da teröristleri destekliyordu. Kahraman Mehmetçiklerimiz, böyle karışık bir ortamda görev yapmak üzere sınır ötesinde üstlendiler. Bir süre sonra Türkiye’ye ait gözlem noktaları, malum güçler tarafından çevrilmeye başladı. Bu çevirme harekatının Suriye’yi idare eden Esat güçleri tarafından yapıldığı söylense de olayın içinde Mehmetçiklerin varlığından rahatsız olan herkes vardı. Bu sıkıntılı durum, Şubat ayının son haftasında patladı. Kahraman Ordumuzun görev yaptığı gözlem noktalarından biri uçaklarla bombalandı ve 34 vatan evladı orada şehit oldu. Bu üzücü olay, Türk Milletini derinden yaraladı. Günümüzde acı haber de güzel haber de çok tez yayılıyor. Zira internet, televizyon yayını ve cep telefonu gibi haber yayma vasıtaları var. Bu üç vasıtada da milletçe yaşadığımız travma her yönüyle tartışılmaya başlandı. Ancak en fazla üzerinde durulan husus Mehmetçiklerimizi bombalayan uçakların Rusya’ya ait olup olmadığı ile Türkiye’nin “Sınır kapılarımızı açıyoruz” kararı oldu. Televizyon kanallarının pek çoğu Hatay’daki Suriye sınırımızdan ve Edirne’deki Yunanistan sınırımızdan yayın yaptılar. Geceleri ise bütün haber kanallarında tartışma programları vardı. Ancak ekranlarda tartışan isimler zaman zaman ölçüyü kaçırıp ne söylediğini bilmez hale geldiler. Bir televizyon reklamının unutulmaz sözlerinde olduğu gibi “Ağzı olan konuşmaya başladı.” Konuşanlardan biri de yıllardır kamuoyu araştırması yapan isimlerden biriydi. Kamuoyu önünde nasıl konuşulacağını henüz öğrenemeyen bu şahıs iki ülke arasında kriz çıkaracak laflar etti. Mehmetçiklerimizi Rus uçaklarının bombaladığını ima ederek sözlerine şöyle devam etti: “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Türk’ün dostu Kürt, Kürt’ün dostu Türk’tür. İkisi de ayağını denk alsın. Ayıdan post Rus’tan dost olmaz. Ruslardan başka türlü dost olur sadece…” Bilhassa “Ruslardan başka türlü dost olur” lafının Rus bayanlara yönelik ahlaksızca bir laf olduğu herkes tarafından anlaşılınca bu kamuoyu araştırmacısına tepki yağdı. Özür dilese de, lafı kıvırmayla çalışsa da iş işten geçmiş idi. Bundan sonra neyi araştırırsa araştırsın her olaya belden aşağı bakan bir tip olarak hatırlanacaktır. Böylece namus ve ahlak üzerine her zaman ahkam kesen bu zihniyet sahiplerinin kafalarının ardında hep çirkinlik yattığı bir kez daha ortaya çıktı.  

Kamuoyunun gözü önünde olduğu üzere İdlib’deki hain saldırının ardından Türkiye Avrupa ülkelerine gitmek isteyen göçmenlere kapılarını açtı. Göçmenlerin bir kısmı Edirne’deki sınır kapısından Yunan topraklarına girmeye çalıştılar. Ancak Yunanlılar, Türkiye’den kendi topraklarına doğru başlayan bu insan hareketine engel olmak için ellerinden geleni yaptılar. Devletin verdiği bilgilere göre Ülkemizde 4 milyon Suriyeli göçmen yaşıyor. Topraklarımızdaki bu yabancı nüfus için çeşitli yorumlar da yapılıyor. Kimine göre Suriyeliler, ülkemizde misafir. İç barış sağlanınca memleketlerine gidecekler. Kimine göre ise Türk toplumunu Araplaştırmak üzere bilinçli olarak Türkiye’ye girmeleri sağlandı. Zira bizim topraklarımızda yaşayan Suriyelilerin üreme oranı 5,9… Bu oran çok yüksek. Bir süre sonra yaşadıkları şehirlerde çoğunluk durumuna gelecekler. Akl-ı selim olanlar bu tehlikeyi görmüş olacaklar ki, ileride yaşanacak tehlikenin çanlarını şimdiden çalmaya başladılar. “Tarih tekerrürden ibarettir” lafı boşuna söylenmemiştir. Bugün toplumumuzu Araplaştırma gayretleri olduğu gün gibi aşikardır. Bazılarının Türklükten ve Türk sıfatından nefret etmeleri bunun kanıtıdır. Ancak büyük Türk Milletinden nefret etme söylemi mazide de vardı. Mustafa Sabri ismini bazılarımız bilir. Bu şahıs, Osmanlı’nın son döneminde padişahın oturduğu sarayın şeyhülislamı idi. İngiliz kuklası olan Mustafa Sabri, Türk Ulusunu tarihten silme projesi olan Sevr’in imzalanması için özel gayret sarf etmişti. Kuva-i Milliye’den nefret etmekteydi. Mustafa Kemal’e ve Ankara’da kurulan hükümete özel düşmanlığı vardı. Türklükten nefret eden bu şahıs nefretini şu cümlelerle dönemin gazetelerinden birine yazmıştı. “Allah’ın huzurunda Türklükten istifa ediyorum, tövbe yarabbi tövbe Türklüğüme. Beni Türk milletinden addetme.  Elimden gelse bütün Türkleri Arap yaparım, bunların vaktiyle Araplaşmadığına eseflenirim.” Bu Türk düşmanı Kurtuluş Harbi’nin sonunda mültecilerin arasına karışarak Yunanistan’a kaçtı. Türk olmaktan nefret edenlere de aynı yöntemi öneririz. Hazır kapılar açılmışken… BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.