reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

OLAYLAR, İNSANLAR VE SÖZLER..

OLAYLAR, İNSANLAR VE SÖZLER..
457 views
09 Nisan 2020 - 7:55

                1950’li yıllardan başlamak üzere Türkiye, son 70 yıldır inanılmaz olaylara sahne oldu. Yaşanan “efsane” olayların yanı sıra bu olayların baş aktörleri de Türk siyasi tarihine geçecek “büyü” laflar ettiler. Siyasi tarihimizle yakından ilgilenenlerin hatırlayacağı gibi DP, 1950’de yapılan genel seçimlere “Yeter Söz Milletin” sloganıyla girdi ve %55 oy alarak bu seçimleri kazandı. 1950 ile 1960 arasında ülkemiz, Başbakan Menderes idaresindeki hükümet tarafından yönetildi. Ancak DP hükümeti idaresinde gidilen 10 yılın sonlarına doğru ülkemizde iç karışıklıklar arttı. Siyasetçiler arasındaki mücadelede gerilim arttı.  Memleketin her köşesi siyaseten hareketlenirken halk arasındaki bölünmeler de tedirgin edecek seviyelere ulaştı. Neticede Ordu olaylara müdahil oldu. 26 Mayıs 1960 gecesi DP karşıtı general ve subaylardan oluşan 38 kişilik komite 27 Mayıs sabahı tanklarla beraber Albay Alparslan Türkeş tarafından radyoda okunan bildiri ile hükümete el koyduğunu bildirdi. Bu olay, radyoda yankılanan gür sesiyle Alparslan Türkeş’i Türk toplumuna tanıttı. Darbenin hemen aynı günü Milli Birlik Komitesi kuruldu ve başına Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel getirildi. 28 Mayıs’ta kurulan yeni hükümetin başına da Cemal Gürsel getirildi. 23. Hükümetin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve 7 Bakanı ise gözetim altına alındı. Yapılan bu askeri darbenin devamında,  Yassıada’da yargılamalar başladı. Yapılan tartışmalı yargılamalar sonunda Başbakan Menderes’e ve iki Bakanına idam kararı verilerek Türk demokrasi tarihi ağır yaralı hale getirildi. Bu üzücü olaylar yatışır gibi olsa da toplum kesimlerinin huzursuzluğu sona ermedi. Üniversite öğrencilerinin, işçilerin ve diğer çalışanların “hak, hukuk, adalet, emeğe saygı” gibi kavramlarla yaptıkları yürüyüşler ve toplantılar, toplumun bir başka yere doğru yöneldiğini gösterdi. Nitekim iktidarda olan AP’yi ve Başbakan Demirel’i görevden uzaklaştırmak için 5 general tarafından 12 Mart 1971’de iktidarda olanlara muhtıra verildi. Askerlerin verdiği muhtıra Türk siyasi tarihinin “Babası” olan Demirel’in iktidardan cebren ve hile ile ilk uzaklaştırılması oldu. Nihat Erim, 12 Mart’tan sonra hükümeti kurmakla görevlendirildi. Fakat 1971’de demokrasiye yapılan bu müdahale Türkiye içindeki olayları yatıştıramadı. Ekonomik sıkıntılar arttı. Pahalılık ve karaborsacılık patladı. Kurulan sendikalar, gençlik dernekleri, esnaf örgütleri, üniversite öğrencileri tamamen bölündü. Bu bölünmeye halk da itibar edince Türkiye’de her gün siyasi cinayetler işlenmeye başladı. Siyasetin “Babası” Demirel gençlerin yürümesini soran gazetecilere “Yürüsünler…Yollar yürümekle aşınmaz” cevabını verse de bu yürüyüşler çok büyük olaylara zemin hazırladı. Bu siyasi ve ideolojik eylemler arasında toplum, 1980 yılının Eylül ayına geldi. Takvimler 12 Eylül gününü gösterirken evlere yeni yeni giren siyah-beyaz televizyonlarını açan halk, bir kez daha askeri darbe yapıldığını öğrendi. “Netekim” sözüyle tanıdığımız merhum Kenan Evren ve arkadaşları yönetime el koydular. Askerin kontrolünde ülkemiz 2 yıl yönetildi. 1982 Anayasasının kabulüyle beraber Kenan Evren’in Cumhurbaşkanı olması da halk tarafından onaylandı. Evren “netekim” diye diye bütün Türkiye’yi dolaşıp yapılan darbeye kılıf bulmaya çalıştı. Sivil siyaset serbest bırakılıp partiler yeniden kurulunca Türk toplumu Turgut Özal ile tanıştı. Özal’ın idaresinde kurulan siyasi partinin amblemi, petek üzerinde çalışan arıdan oluşuyordu. Bu amblem, “Arım, balım, peteğim” şarkısının daha çok ün kazanmasını da sağladı. Türkiye toplumu, Özal’ı iktidara getirdi. Ülkemiz, Özal ile beraber hem olumlu hem de olumsuz açıdan pek çok yenilikle tanıştı. Tatil kavramının yayılması, döviz kullanımının serbest bırakılması, toplu konut yapılması, renkli televizyon yayınlarının başlaması, televizyon yayıncılığının tek kanallı TRT hegemonyasından kurtulması gibi. Bu güzelliklerin yanı sıra Özal “Benim memurum işini bilir, Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz” gibi laflarla da siyasi tarihe geçmiştir. Ayrıca Bayan Özal da kurduğu “Papatyalar” grubu ile devamlı gündemde kalmıştır. Özallı yıllar kendisinin Cumhurbaşkanı iken geçirdiği rahatsızlık sonrasındaki ani vefatıyla tamamlandı. Kendisinden sonra siyasete giren kardeşleri ve oğlu O’nun kadar gündem oluşturamadılar. Özal’ın vefatından sonra siyasi rakibi ve takipçisi Demirel Cumhurbaşkanı oldu. Kendisi iktidarı kasdederek,  “6 kere gittim, 7 kere geldim” lafıyla hafızalarda yer etti. Türkiye’nin son yirmi yılında da çok önemli hadiseler meydana geldi. Bu sürede de unutulmaz laflar edildi. İstanbul seçimleri kaybedilince iktidar partisinin mensuplarından biri “Bu seçimlerde hiçbir şey olmasa bile mutlaka bir şeyler olmuştur” diyerek unutulmazlar arasına girdi. Bir de Kızılay Genel Başkanı’nın Kuruma yapılan yüklü bağışı izah ederken “Vergi kaçırmak başka, vergiden kaçınmak başka” sözü ile Maliye tarihine girdi. Dil bu, kemiği yok ki… BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.