reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

EN TEHLİKELİ VİRÜS CEHALETTİR…

EN TEHLİKELİ VİRÜS CEHALETTİR…
455 views
09 Nisan 2020 - 11:08

                Yılbaşında, iyi niyetle yapılan bütün temennilere rağmen 2020 yılı dünyaya ve Türkiye’ye güzellikler getirmedi. Aralık ayının sonuna doğru Çin’in bir kentinde ortaya çıkan corona virüs salgını kısa sayılacak bir zaman içinde bütün dünyaya yayıldı. Çin, kararlı duruşuyla ülkesindeki salgını bitirdi. Birkaç gündür Çin’de yeni virüs vak’ası görülmediği ifade ediliyor. Çin’deki olumlu tablo biraz içimizi rahatlatsa da Avrupa’nın ve İran’ın virüsün en hızlı yayıldığı yerler olması herkesi kaygılandırıyor. Şu ana kadar yaşadıklarımızdan öğrendiğimize göre bu salgın “gevşek ve umursamaz” tutum sergileyen bütün ülkelerin başına bela oluyor. İtalya, Fransa, İspanya ve İran bu duruma en çarpıcı örneği oluşturuyor. İran’da, ülkeyi idare eden mollalar takımı, olayın başında karantinaya karşı çıktıkları için salgın, bütün halk için tehdit durumuna geldi. Bu ülkede o kadar çok can kaybı yaşanıyor ki, askeri araçlar cenazeleri taşımaya başladı. İran’daki olumsuz tablonun benzeri İtalya’da yaşanıyor. İtalya; iç ve dış turizm faaliyetlerinin engellenmemesi için önceleri virüs salgınına karşı tedbir almakta ağır davrandı. Fakat can kayıpları artınca koca koca kentleri karantinaya almak zorunda kaldılar. Şu anda İtalyanlar hayatı bütün yönleriyle durdurup evlerine kapandılar. İtalya’da yaşayan Türklerin aktardıkları haberlere göre bu ülkenin vatandaşları evlerine çekilmekte geç kaldılar.   

Gelelim kendi ülkemize… Türkiye’de devletin bütün kurumları halkla el ele vererek corona virüse karşı büyük bir mücadele veriyor. Bu anlamlı savaşta tabii ki, en ön safta yer alarak mücadele bayrağını taşıyan sağlık personeli var. Başta doktorlarımız olmak üzere sağlık teşkilatında yer alan herkes kendi hayatını riske atarak vatandaşlarımızı virüse karşı korumaya gayret ediyorlar. Gözlediğimiz kadarıyla hiçbirinde mesai kavramı yok. Ne kadar hizmet etmeleri gerekiyorsa o kadar çalışıyorlar. İnsanlarımız onların uyarılarına ve çağrılarına da büyük ölçüde ayak uyduruyorlar.

Bizde ilk virüs vak’ası ortaya çıkmadan devletimiz bütün tedbirleri almıştı. Ana sınıflarından başlamak üzere üniversitelere kadar bütün okullarda eğitim-öğretime ara verildi. Kamu görevlilerinin yurt dışına çıkışları izne bağlandı. Yurt dışından Türkiye’ye gelenlerin iki haftalık karantinaya alınacakları ilan edildi. Spor karşılaşmalarının seyircisiz oynanacağı duyuruldu. Virüs salgınının arttığı bütün ülkelere havayolu taşımacılığı durduruldu. Bütün bunlar yürürlüğe girdiği sırada bir kişinin corona virüsten dolayı hayatını kaybettiği Sağlık Bakanlığı tarafından açıklandı. Ölümlerin başlaması üzerine Türkiye yeni tedbirleri de almakta tereddüt etmedi. İnsanların bir arada bulundukları kahvehane, kıraathane, kafe gibi yerler kapatıldı. Lokantalarda masalar arasındaki mesafe önce en az bir metreye çıkarıldı. Daha sonra sadece paket servis yapmaları istendi. Bütün eğlence faaliyetlerine son verildi. Bunlara ilaveten spor müsabakaları, amatör liglerden başlamak üzere tamamen ertelendi. Öğrenciler, televizyon ve internet ortamında anlatılan dersleri takip etmeye başladılar. Alınan tedbirlere bağlı olarak pek çok ürünü satan büyük firmalar, mağazalarını kapattılar. Şehirlerin en işlek caddeleri ve en kalabalık meydanları boşaldı. Toplu taşıma araçlarının kullanımı yarı yarıya azaldı. İnsanlarımız günlük hayatlarını maskeyle ve eldivenler sürdürmeye başladılar.

Mevcut durumun fotoğrafını çektiğimizde Türkiye bu büyük felaketten en az hasarla çıkan bir ülke olacak. Ancak bu olumlu havayı bozan cahillere de zaman zaman tanık oluyoruz. Öğretmen marşında çok anlamlı bir dize vardır. Bu dizede şair, öğretmenlerin ağzından “Candan açtık cehle karşı bir savaş…” diye seslenir. Türk milleti, Cumhuriyetin ilk yıllarında cehalete karşı açtığı büyük savaşı yıllarca sürdürdü. Bu savaş sırasında ülkemizin en ücra köşeleri bile öğretmenler eliyle aydınlandı. Bu aydınlanma sürecinde bile ortalığı bulandırmaya çalışan bağnaz tipler çıkmıştı. Yaşadığımız bu sorunlu günlerde de onların devamı olan tipler var. Corona virüsü iyi gelir diye sahte alkol tüketmek, arap sabunu ile yoğurt yemek, tuzlu su ile garagara yapmak, yurt dışından geldiği halde karantinaya girmemek için kaçmaya çalışmak, karantina mekanı haline getirilen öğrenci yurtlarını beğenmemek, “bana bir şey olmaz” diyerek göğüs-bağır açık gezmek, ille de cemaatle namaz kılacağım diye tutturmak tamamen cehaletin eseridir. Ancak Türk milleti, bu cahilleri de alt ederek  korku filmini andıran bu tünelden başarıyla çıkacaktır. BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.