reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ'NİN 105. YILI…

ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ'NİN 105. YILI…
512 views
09 Nisan 2020 - 10:21

                Çanakkale Deniz Zaferi’nin 105. Yılı… Emperyalist devletler, 105 sene önce Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal’i ve O’nun komutasındaki Mehmetçikleri yakından tanımışlardı. Bilindiği gibi Çanakkale Kara ve Deniz Muharebeleri, Birinci Dünya Savaşı içindeki tarihin en kanlı bölümü olarak bilinir. Çünkü bu savaşlar neticesinde 500.000 civarındaki insan hayatını kaybederek Gelibolu Yarımadası’na gömülmüştür. 1. Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce, 1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika topraklarını İtalya’ya kaptırmış, 1912-1913 Balkan hezimeti ise, Rumeli’deki son Türk hakimiyetini silip süpürmüştür. Bulgar ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, 500 yıldır Türk olan Rumeli’nin kaybı bütün emperyalist güçlere cesaret vermiştir. İtilaf Devletleri adı altında toplanan emperyalist güçler Boğazların kontrolünü ele geçirmek ve Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’u almak için harekete geçmişlerdir. İtilaf Devletlerinin deniz harekatı 19 Şubat 1915’te başladı. 13 Mart 1915’e kadar düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama gemileri onlara olabildiğince yol açtı. Boğazları zorlayarak geçebileceklerine inanan düşman kuvvetlerinin, kararlı ve dirençli bir karşılık görmeleri bu işin o kadar da kolay olmadığını gösterdi. Bir ay boyunca yapılan binlerce mermi atışının ardından çok da büyük bir gelişme elde edilemedi. Mehmetçik Boğaz’ı geçmek üzere hareketlenen düşman donanmasını 18 Mart 1915 tarihinde sulara gömdü. Bu sonuç, düşmanın hem karada hem de denizde moralini bozdu. Bütün güçleriyle saldırmalarına rağmen mağlup olarak arkalarına bile bakmadan geri çekildiler. (9 Ocak 1916) Çanakkale kara ve deniz muharebelerinde Büyük Türk Milleti, 253 bin vatan evladını kaybetti. Ancak çok büyük bir zafer kazandı. Çanakkale Savaşlarının dehşetini ifade eden şu iki olayı hiç unutmamak gerekir. Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal anlatıyor. Bu öyle alelâde bir taarruz değil, herkesin başarılı olmak veya ölmek azmiyle harekete hazır olduğu taarruzdur. Hattâ ben komutanlara şifahen verdiğim emirlerde şunu ilâve etmişimdir: “Size ben taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir.”

Muharebelerde bir kolunu kaybeden Kahraman Mehmet Çavuş komutanına hastaneden yazdığı mektupta şu satırları kaleme alıyor: “Sağ kolumu kaybettim. Zararı yok. Sol kolum var. Onunla da pekâlâ iş görebilirim. Beni üzen ve yeniden birliğime katılarak, düşmanla çarpışmama engel olan şey, yaramın henüz kapanmamış olmasıdır. Hastahaneden çıkıp, harbe iştirak edemediğim için beni mazur görünüz. Affediniz komutanım.”

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.