reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

KATAKULLİ İŞLER….

KATAKULLİ İŞLER….
595 views
24 Şubat 2020 - 9:40

                Ocak ayının son haftasıyla Şubat ayının ilk haftası Türkiye’ye hiç yaramadı. Çok sayıda üzücü haber bu kısa zaman içinde meydana geldi. Kara kışın kara yüzüne kara haberler eklendi. Milletçe yas tutar hale geldik. Psikolojimiz bozuldu. “Bugün gene ne olacak?” kaygısı, hepimizi sardı.  Televizyon haberlerini açarken korkmaya başladık. Haksız da değiliz. Önce Elazığ ve Malatya illeri depremle sarsıldı. 22 saniye süren şiddetli depremde özellikle köyler ağır hasar aldı. Kerpiçten evler, derme-çatma çatılar insanların üstüne yıkıldı. Bazı köylerdeki evler tamamen enkaz haline geldi. Çaresiz kalan insanlar soğuk günlerde çadırlara sığındılar. İl merkezlerinde ise çürük yapıların bir kısmı yıkıldı. Fakat yıkılmayan apartmanların bir kısmına ağır hasarlı raporu verildi. Uzmanların ifadelerine göre deprem 10-15 saniye daha sürse ayakta kalan bina sayısı çok az olacaktı. Depremin süresinin 22 saniyede kalmasıyla Elazığ ve Malatya’yı sarsan bu depremde 41 vatandaşımız can verdi.

Depremin yaraları sarılmaya çalışılırken bu kez Suriye topraklarında bulunan İdlib’den şehit haberleri geldi. İddialara göre; Suriye’de rejim yanlılarının yaptıkları bombalı saldırı neticesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin araç konvoyu isabet aldı ve 7’si asker, 1’i sivil 8 şehidimiz daha oldu. Şehitlerimiz, geride kalanların gözyaşları ve feryatları arasında toprağa verildi. Onlar için dökülen gözyaşları sıcaklığını korurken bir felaket haberi de Van-Bahçesaray yolundan geldi. Pek çoğumuzun bildiği gibi Van’ın Bahçesaray İlçesi kış aylarında çok fazla kar yağışı alır. Bu nedenle de hem Bahçesaray’ın hem de köylerinin yolları senenin yarısında ulaşıma kapanır. Bahçesaray yolu böyle zor günlerden birini yaşarken muhtemelen karayollarına bağlı bir iş makinesi karla kapanan yolu açmaya çalışmaktadır. Açılan yolda da bir yolcu minibüsü beyaz esareti yararak iş makinesini takip etmektedir. Yolun en zorlu kısmına gelindiğinde yamaçlardan kopan kar kütleleri minibüsü ve içindekileri yutar. Kurtulabilenler kar tabakalarının arasından çıkarak nefes almaya devam ederler. Fakat bu ilk çığ felaketinde 5 kişi hayatını kaybeder. Bölgeye intikal eden arama-kurtarma görevlileri, soğuğa ve olumsuz şartlara dayanabildikleri kadar çalışıp oradan ayrılırlar. Ertesi sabah, daha kalabalık ekiplerle Bahçesaray’ın en zorlu geçidine gidilir. Hedef, karlar altında kalan minibüsteki insanlara ulaşmaktır. Çalışmalar devam ederken bu kez ikinci çığ vak’ası meydana geldi. Bölgede canını dişine takarak arama faaliyetine katılan 200 civarındaki görevli, dev kar kütlelerinin altında kaldılar. Bu kez can verenlerin sayısının toplamda 33’e çıktığı  haber ajanslarına geçildi. Görevlerini yaparken hayatlarını kaybedenler arasında askerler, itfaiye erleri, arama-kurtarma görevlileri ve güvenlik korucuları vardı. Türkiye çığ felaketine verdiği canları konuşurken aynı günün akşamında İstanbul’da özel bir havayolu şirketine ait uçağın pistten çıkarak üçe bölündüğünü öğrendik. Havaalanındaki bu kazada da 3 kişi yaşamını yitirdi.

Ülkemizdeki herkes “Allah beterinden saklasın” temennisiyle bu felaketleri geride bırakmaya çalışırken gündeme bomba gibi düşen Kızılay haberi hala üzerindeki sis perdesini koruyor. Afetlerde ve kazalarda öne çıkınca Kızılay üzerinden bir vakfa yapılan 8 milyon dolar civarındaki bağış olayı biraz ötelenir gibi oldu. Kızılay Genel Başkanı olan zatın yaptığı açıklamalara göre Ankara’ya doğalgaz dağıtımı yapan şirket tarafından Kızılay’a yüklü bir bağış yapılır. Ancak yapılan bu bağışın 75 bin dolarlık kısmı Kızılay’da kalacak geriye kalan 7 milyon, 925 bin dolarlık kısmı ise bir vakfa devredilecektir. Kızılay Genel Başkanı’nın anlatımına göre aynen de böyle yapılır. Kızılay Genel Başkanı sorulan bir soru üzerine bu icraatlarının “vergi kaçırma değil, vergiden kaçınma” olduğunu da söyler. Ancak Kızılay’ın tüzüğünde; yapılan bağışı devretme, satma, aracılık etme hakkı bulunmamaktadır. Bu itiraflardan sonra hem doğalgaz şirketinden hem de bir kaç yıl önce yurtlarında erkek çocuklara tecavüz edilen vakıftan açıklama beklenir. Doğalgaz şirketinin sahibi kısaca bu işte bir sorumluluğunun olmadığını, kendilerinin “antin kuntin işlerinin” olmadığını beyan eder. Vakıf yetkilileri ise sırra kadem basarlar. İş dallanıp budaklanınca da parayı Amerika’da bulunan başka bir vakfa yolladıklarını iddia ederler. Ancak konunun peşini bırakmayanlar, Amerika’da da bu paranın izini bulamazlar. Sözün kısası Kızılay’ın kasasına giren para için çocuk tekerlemesinde olduğu gibi “yandı bitti kül oldu” diyebiliriz. Görüldüğü gibi antin kuntin bir iş değil! Katakulli bir iş!

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.