reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

ETLE TIRNAK GİBİ…

ETLE TIRNAK GİBİ…
529 views
24 Şubat 2020 - 8:54

                Ortaya çıkan toplumsal bir sorunla veya herhangi bir sıkıntıyla ilgili olarak söylenecek sözler bittiğinde meseleyi “eğitim şart” diyerek neticeye bağlarız. Her işte başarılı sonuçlar almanın en kestirme yolu eğitimli ve liyakat sahibi insanların bahse konu olan işi yapmalarıdır. Cehaletin esiri olmuş kafalarla hiçbir işten olumlu sonuç alınamaz. Toplumların tarihsel seyri içinde bu duruma örnek sayılacak çok sayıda hadise yaşanmıştır. Velhasıl mesele ne olursa olsun eğitimin şart olması kadar doğru bir tespit yoktur. Ancak çocuklara, gençlere ve de bütün topluma eğitimle beraber ahlaklı olmak da öğretilmelidir. İnsanın taşıması gereken ahlaki değerleri ruhunda taşımayan insanlar ne kadar eğitimli olurlarsa olsunlar hata yapacaklardır. Güzel ahlak, bir insanın taşıyabileceği en önemli özelliktir. Uygarlıkta başı çeken toplumlar ile sürekli sıkıntı, huzursuzluk ve çatışma içinde olan toplumlar arasındaki en büyük fark ahlaki değerlerin uygulanmasıdır. İşini dosdoğru yapan, kul hakkı yemeyen, başkalarına zarar vermeyen, doğayı ve bütün canlıları seven, ihtiyaç sahiplerine gücü nispetinde yardım eden, sokak hayvanlarına düşman olmayan, haksızlığa göğüs geren insanlar ahlaklı insanlardır. Toplumları yücelten de böyle insanlardır.

Bir toplumun ve bir bireyin ahlaki değerlere bağlılığı zor günlerde belli olur. Devletler için zor günler diyebileceğimiz günlerin başında vatan müdafaası için düşmanlarla girilen silahlı mücadele dönemleri ile doğal afetlerin yaşandığı felaket günleri gelir. Türk toplumu söz konusu vatanın bütünlüğü ve ülke çıkarları olduğunda birlik ve beraberlik içinde olmayı başarır. Böyle anlarda herkesin yüreği aynı değerler için atar. Milletimiz bu özelliğini, dosta ve düşmana her zaman göstermektedir. Silahlı Kuvvetlerimizin bölücü eşkıyaya karşı yaptığı bütün operasyonlar buna örnektir. Fakat doğal afet günlerinde ve de sosyal hayatın içinde ahlaki değerlerin zaman zaman unutulması bu konudaki en büyük eksikliğimizdir. Malum, hem Ege Bölgesi’nde hem de Doğu Anadolu Bölgesi’nde arka arkaya depremler meydana geldi. Elazığ’ı ve Malatya’yı etkileyen depremlerde 41 yurttaşımız hayatını kaybetti. Yıkılan binaların enkazında can kurtarmak için mücadele eden görevlilerin çabaları her türlü takdirin üstündeydi. Halkımız onların çalışmalarını gözleri yaşararak izledi. Depremin ilk şoku atlatıldıktan sonra evlerine giremeyen veya evleri yıkılan insanlarımıza yardım etmek gerektiği akıllara geldi. Toplumun büyük kesimi belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve firmaların başlattığı yardım kampanyalarına hemen dahil oldu. Depremden etkilenen insanlarımızın nelere ihtiyaç duyacakları düşünülerek deprem bölgesine giyecek, yiyecek, elektrik sobası, yatak gibi malzemeler gönderildi. Fakat 1999’daki Gölcük depreminde ve 2011’deki Van depreminde de gördüğümüz bazı marazi durumlar Elazığ’da da ortaya çıktı. Bu hastalıklı hali saklamaya çalışmak topluma bir şey kazandırmaz. Aksine toplumu içten içe kemirir.

Elazığ’daki deprem mağduru insanlarımıza yardım gönderen ses sanatçısı Demet Akalın, yardımların yağmalandığı iddiasına ateş püskürdü ve şu sözleri sarf etti.” Diğer illerden araba araba yola çıkıldı denildi… Meğer yağma içinmiş! Derhal tedbir alınmalı! Biz onları Elazığ halkı için gönderdik. Yağmalansın diye değil… İnşallah olmaz.” Sanatçı bu tepkisinde haklı. Zira 1999 Körfez depreminde, hasarlı binalara girerek yağma yapanların, yıkıntılar arasında ziynet eşyaları ve altın arayanların olduğunu biliyoruz. Yine 2011 yılındaki Van depreminde de yardım kamyonlarının yağmalandığını televizyon haberlerinde görmüştük. Bölgeye gelen yardımları yağmalamak ahlaksızlıktır. Ahlaksız olmak insana yakışmaz. Ahlaksızlık olması için mutlaka belden aşağı bir eylemin içinde olmak gerekmez. Mesela depremi fırsat bilerek ev kiralarını iki katına çıkarmak veya 30 TL.’lik battaniye için üç-beş katı ücret istemek de ahlaksızlıktır. Kurban Bayramını fırsat bilerek kurban derisi toplayıp onların ücretlerini cebe indirmek veya vekaletle kurban kesiyoruz vaadiyle insanlardan kurbanlık parası alıp onları bir güzel yemek de ahlaksızlıktır. Vergi kaçırmak ya da yeni öğrendiğimiz tabiriyle vergiden kaçınmak ahlaksızlıktır. Çocuk tecavüzlerine, kadına şiddete ve tacize ses çıkarmamak da ahlaksızlıktır. Can dostlarımız dediğimiz sokak hayvanlarını zehirlemek de ahlaksızlıktır. Midesi ve gözü doymadan üç-dört yerden maaş alarak; halkın tabiriyle “Gek gek geğirmek” de ahlaksızlıktır. Her konuda eğitim şart ancak ahlaki değerlerin öne çıkarıldığı ve öğretildiği  bir eğitim olmalı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.