reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

TİP-1 YÖNETİCİ

TİP-1 YÖNETİCİ
404 views
21 Aralık 2019 - 8:34

Yönetici atamalarında liyakatin, bilginin ve kabiliyetin bir yana bırakılarak yandaş olmanın esas alınması, bütün kurumlarda sıkıntıların yaşanmasına sebep oluyor. Yazılı ve görsel basında devamlı olarak yöneticilerle ilgili olumsuz haberler yayınlanıyor. Asla idareci yapılmaması gerekenler kurumların başına getirilerek onların çalıştıkları yere zarar vermelerine göz yumulmaktadır. İnsan ilişkilerinden habersiz, sosyal hayatın içine giremeyen, yöneticilik deyince baskıcı olmayı anlayan bu yeni yönetici tiplerine ancak Tip-1 yönetici sıfatını takabiliriz. Bu yönetici tiplerinde ıslah olmak, öğrenmek ve bilgi sahibi olmak yoktur. Sadece yandaşlık vardır. Türkiye’de son yıllarda ortaya çıkarılan Tip-1 yöneticiler, aynı anlayışla ve de beraber hareket ederler. Bu tipler; yerel yönetimler ve milli eğitimde öncelikte olmak üzere bütün Bakanlıkların merkez ve taşra teşkilatlarında bulunmaktadır. 

Tip-1 yöneticilere en çarpıcı örnek Şırnak Silopi Kız Anadolu İmam-Hatip Okulunda ortaya çıktı. Bu okulun Müdürü, okulda çalışan sözleşmeli öğretmenleri hedef alarak kendine göre bir bildiri yayınladı. Mesleğe yeni başlayan genç öğretmenler, işini kaybetme korkusu ile kendilerine verilen bu talimatlara uymaya gayret ettiler. İşte okul müdürünün talimatlarından dikkat çeken bazı başlıklar:

*Resmiyette rica etmek emirdir. İtiraz edilmeden eksiksiz olarak yerine getirilmelidir.*Müdür yardımcıları ve müdürler tarafından verilen görevler asla sorgulanmayacak. Sorgulanması durumunda öğretmen hak ettiği davranışı görecektir. *Memur değil öğretmen olduğunuz unutulmayacak. Şu anda öğretmenlik için kontrol sürecindesiniz. Henüz tam manasıyla öğretmen olmuş değilsiniz. Davranışlar ona göre olacak. *Amire selam vermek yükümlülüktür. Kasten verilmediği takdirde cezası vardır. Müdür Bey uyardı diye küsmek, kızmak veya trip atmak ergenlik göstergesidir. *Aday öğretmen her türlü soruyu danışman öğretmene soracak. Danışmanın verdiği görevleri Müdür Beyin verdiği unutulmayacak. Her türlü işler aday öğretmene yaptırılabilecek. * Aday öğretmenlerin notları kontrol altında verileceğinden fazladan hiçbir hocaya not verilmeyecektir. *Aday öğretmenler her hafta idarecilerimize yapabilecekleri iş olup olmadığını soracaklardır. Bu konu takip edilecektir. *Yapılan toplantılarda  herkes not alacak sadece dinleyip gidilmeyecektir.

Sözleşmeli öğretmenlere verilen bu “talimatname” resmi dilden, nezaketten ve bir kamu görevlisinin alması gereken tavırlardan son derece uzaktır. Bu okulun müdürü, çalıştığı kurumu, özel işyeri zannederek genç öğretmenleri korkutma yoluna gitmiştir. Bu yeni müdür tipinin “talimatnamesi” ortaya çıkınca fazla gündemde kalmadı. Halbuki milli eğitim camiası bunun gibi çok sayıda örneklerle dolu. Tam bu Tip-1 müdürün gündeme geldiği günlerde iktidar partisine mensup İstanbul Güngören Belediye Başkan Yardımcısı olan zat-ı muhteremin “bombası” patladı. Televizyon kanallarını, gazeteleri, internet sitelerini ve hatta siyasileri günlerce meşgul eden bu şahıs tam olarak yeni idareci tipine örnektir. Çünkü böyle aşağılayıcı bir davranışı sadece bu tipler yapar. Kendileri aşağılık duygusu içinde kıvrandıklarından ellerine yetki geçtiğinde Allah korusun, babalarını bile keserler. Belediyede başkan yardımcısı yapılan ve olayın kahramanı olan zat-ı muhterem, kendisini görünce ayağa kalkmayan belediye çalışanı şoförü cezalandırdı. Hem de ne ceza. Bizim ilkokul yıllarımızda öğretmenlerin ödevlerini yapmayanlara veya sınıfta gürültü yapanlara verdiği bir ceza vardı. Tahta önünde tek ayak üzerinde beklemek… Onun gibi bir şey… Tuvalet önünde sandalye üzerinde oturmak ve tuvalete gelen giden oldukça ayağa kalkmak…Bu kepaze durum ortaya çıkınca içindeki çirkinlik de ortaya çıkan zat-ı muhteremin savunması ise şöyle: “Elhamdülillah İmam-Hatipliyim. Komünizme ve liberalizme karşı belediyede yeni bir ekonomik modeli hayata geçirmeye çalışacağım için küresel güçler bana bu komployu düzenledi.” Özrü kabahatinden büyük denir ya, aynen öyle. Neresinden tutulsa elde kalacak bir açıklama. Tam anlamışla cehalet ürünü bir olay. Yukarıda bahsettiğimiz okul müdürünün davranışıyla aynı hafiflikte bir tutum. Allah akıl fikir versin. Ancak Türkiye’de çalışanların, öğrencilerin, çocukların ve bütün gençlerin kimlere emanet edildiğini gösteren iki hadise… Bu ülkenin insanları böyle idarecileri hak etmiyor. “Önce insan, önce bütün canlılar” diyebilecek yöneticiler lazım. BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.