reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

LAF ÜRETMEK ÇÖZÜM DEĞİL..

LAF ÜRETMEK ÇÖZÜM DEĞİL..
375 views
14 Aralık 2019 - 7:40

                Neredeyse her gün ya kadına şiddet ya kadın cinayeti haberleri ile hayata başlıyoruz. Dünya Kadınlar Gününde bile kadınların öldürüldüğü bir ülkede yaşıyoruz. Kadınlarımızla ve kızlarımızla ilgili olarak söylenen bütün süslü laflar, söylendiği yerde kalıyor. Onları psikopat ruhlu insanlardan koruyamadıktan sonra istediğinizi söyleyin. Güzel lafların hiçbir anlamı yok. Toplumsal cinnet halinin arttığı günlerde gazetelerin attıkları bir başlık vardır. “Neler oluyor bize?” Bu aralar bu başlığı herkesin kendi kendine sorması lazım. Zira kadına şiddet ve kadın cinayetleri konusunda ülke olarak sınıfta kaldık. Ülkeyi yönetenlerin bol bol maneviyattan söz ettikleri, milli kültür sıfatını dillerinden düşürmedikleri bir süreç yaşıyoruz. Böyle bir süreçte kadınların, çocukların, hayvanların ve doğanın çilesi var.

Bu ülkede kadın, çocuk, hayvan ve ağaç olmak gerçekten zor. Zira bu dört unsurun da düşmanı çok. Yüreği sevgi ile dolu insanlar, bunların hangisini koruyacaklarını şaşırmış durumdalar. Anadolu toprakları sanki düşman işgali altında. Yakın tarihe kadar pek çok insan Kazdağlarındaki ve Karadeniz bölgesindeki ağaçları korumak için eylem yapmışlardı. Maden aramak için ağaçları kesilen dağların, tepelerin fotoğrafları hafızamızdan silinmedi. “Biz ağaçları keseriz ama yerine de dikeriz” demek çevreye verilen zararı yok etmez. Yok edilen ormanlık bir alanın eski haline gelmesi için yılların geçmesi gerektiğini çocuklar bile biliyor. Doğal hayatı yok etmenin hiçbir tutarlı yanı yoktur. Çünkü tabiat elde ettiğiniz her şeyi bir gün gelir fazlasıyla geri alır.

Bir de çocuklara verilen zararlar var. Her zaman geleceğimiz diye söz ettiğimiz çocuklarımıza acaba gerektiği gibi davranıyor muyuz? Aile içinde, okulda, sosyal hayatta çocuklarımız sıkıntılarla karşılaşmıyor mu? Öyle hadiselerle karşılaşıyoruz ki, hayvanlar aleminde bile böyle zulüm göremezsiniz. Özellikle son yıllarda gündeme gelen tarikat, cemaat gibi yapıların yurtlarında, hatta dini eğitim veren kursların barındıkları evlerde erkek çocuklara cinsel tacizde bulunulduğunu basına yansıyan haberlerle öğreniyoruz. Allah’tan ki basın var. Bunlar deşifre edilmese kim bilir kaç çocuğun daha dünyası kararacak?

Hayvanlar da vicdansız insanların yarattığı bu zulüm ve işkence düzeninden maalesef nasibini alıyor. Tarım arazilerine bilinçsizce atılan zehirli ilaçlar, fabrikaların atıkları, kirlenen göller ve akarsular pek çok hayvan türünün yok olmasına neden oldu. Geriye kalan hayvanların da yok olması için insanoğlu elinden geleni yapıyor. Hele sokaklarda yaşayan kedilere ve köpeklere yapılmayan zulüm kalmadı diyebiliriz. Onları sokaklardan alıp barınaklara götürmeyi de doğru düzgün beceremiyoruz. “Basın haber yapar” korkusu olmasa pek çok hayvan telef olacak. Sokak hayvanları ile ilgili en tuhaf haber bundan üç beş gün önce bölgemizden geldi. Kilitbahir’de duvarlara asılan ilanda aynen şöyle yazıyor: “Alan Başkanlığınca sakinlik arz eden sabah ve akşam saatlerinde, muhtelif yer ve zamanlarda; sokak köpeklerini insanlardan ve bölgeden uzaklaştırmak maksadıyla torpil/ses bombası atılacaktır. Köy halkının bilgisine…” Türkiye böyle bir uygulamayı ilk defa duyuyor.

Vicdansızların hedefinde olan kızlarımızın ve kadınlarımızın çekmediği sıkıntı kalmadı. Taciz, tecavüz, işkence, dayak, cinayet her şey var… Son olarak içimizi sızlatan ve yüreğinde sevgi taşıyan herkesi üzen haber Ordu’dan geldi. Ceren Özdemir isimli üniversite öğrencisi bir kızımız evinin önünde bir cani tarafından bıçaklandı. Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi öğrencisi olan bu narin kızımız maalesef hayatını kaybetti. Kendisini katleden şahsın, açık cezaevinden firar eden bir suçlunun olması da olaya farklı bir boyut kattı. Zira bu katil, çok sayıda suç işlediği için ceza almış ancak “iyi hali” nedeniyle açık cezaevine nakledilmişti. Böyle bir adamın “iyi halini” nasıl tespit etmişler? O da ayı bir tartışma konusu. Ancak gerçek olan şu ki bundan sonra ne yapılırsa yapılsın Ceren Özdemir asla geri gelmeyecek. Ama insan yetiştirme metotlarımızı değiştirmezsek buna benzer zalimleri üretmeye devam edeceğiz. Türkiye’de “Şule Çet İçin Adalet istiyoruz” denilmeye başlanan 2019 yılı başından bu yana 430 kızımız ve kadınımız vahşice katledildi. Artık laf üretmek yetmiyor. Kadınlarımız ve kızlarımızın yaşaması için hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor.

BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.