reklam
reklam

EZİNE SONSÖZ GAZETESİ

UTANMALARI DA YOK..

UTANMALARI DA YOK..
319 views
18 Eylül 2019 - 9:14

Osmanlı Devleti Kayı Beyi Osman Gazi tarafından 1299 yılında Söğüt’te kuruldu. Osman Gazi Kayı Boyunun yöneticisi olunca Kayınpederi Şeyh Edebali kendisine uzun bir yazı ile öğütlerde bulundu. İyi yöneticide bulunması gereken bu öğütler, tarihe meraklı pek çok kişi tarafından bilinir. Devlet kadrolarında bürokrat olarak çalışan bazı idareciler de bu öğütleri çerçeveletip makam odalarına asarlar. Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” öğüdü çok geniş anlam ihtiva eder.

İnsan yönetme, kurum yönetme, devlet yönetme konularında hassas görünenlerin referans aldıkları diğer abide şahsiyet ise Hazreti Ömer’dir. Dört Halifeden biri olan Hazreti Ömer de adalet başta olmak üzere pek çok konuda ibret alınacak sözler sarf etmiştir. “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin. Amellerinizi tartılmadan önce tartınız. / İnsanların en cahili, ahiretini başkasının dünyası için satandır. / Ölümü, yattığın zaman yastığının altında, kalktığın zaman burnunun ucunda bil! / Şu ümmet için en çok korktuğum şey, dili ve sözleri ile alim; kalbi ile cahil olan kimselerdir.” sözleri Hazreti Ömer’in fikrî derinliğini anlatan çok önemli tespitlerdir. İnsanlık tarihinin bu nadide şahsiyetlerinin bugüne kadar yaşamalarının nedeni ise onların özleri ile sözlerinin bir olmasıdır. Ne yazık ki, bugün devlet kadrolarında görev yapan ve halka hizmet ettiğini söyleyen bazı yöneticilerin uygulamalarına baktıkça Hazreti Ömer’den ve Şeyh Edebali’den hiç haberleri olmadığını görüyoruz. Özellikle kul hakkı, helal-haram kavramları, adaletli olma, emrinde çalışan insanlara iyi davranma gibi hususlarda hiç hassas olmayan çok sayıda yöneticinin olduğunu görmek herkesi rahatsız ediyor. Bu tip yöneticiler, uygulamalarından bir tek kendileri rahatsız olmuyorlar. Devletin kesesinden yiyip içenler, devletin araçlarını özel işlerinde kullananlar, halktan toplanan vergileri çarçur edenler, tatilde kaldıkları otel ücretlerini bile çalıştığı kurumun gelirlerinden ödeyenler, fakir-fukarayı boş vaatlerle kandıranlar, her fırsatı oy’a dönüştürmeye çalışanlar, haram yemekten korkmayanlar o kadar yayıldı ki, halk bunların yaptıklarını dinlemetne yoruldu. Toplumda gelecek kaygısı arttı. “Ne olacak bu ülkenin hali?” sorusu her sohbet ortamında konuşulmaya başladı. Belediyelerin bir kısmının rant merkezi haline getirildiği ortaya çıktı. İnsanlarımızın dişinden, tırnağından arttırarak ödedikleri arsa vergisi, bina vergisi, inşaat ruhsatı vergisi, çevre temizlik vergisi gibi gelirlerin “yağma Hasan’ın böreği” anlayışı ile harcandığı görüldü.
Malum, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Adana Belediye Başkanlığı el değiştirdi. Yeni Başkan göreve başlayınca Belediyedeki iş ve işlemlere hakim olmak için bundan önceki dönemlerde yapılanları sorgulamaya başladı. Basın kuruluşlarının sayfalarında yer alan haberlere göre Adana Büyükşehir Belediyesi eski yönetim zamanında 5 milyon 267 bin TL harcanarak 35 içme suyu için güya kuyu açılmış. Yeni Başkan durumdan kuşkulanıp iş makinaları ile kuyuları kontrol ettirmiş. Buraya dikkat buyurun lütfen! ‪Kuyu olması gereken yerde toprağın üstüne sadece beton kapak konulmuş ve kuyu açılmış gibi parası alınmış!‬ Yeni Başkan tespit ettiği bir diğer yolsuzluğu ise medyaya şöyle anlatıyor. “ASKİ eski yönetimi Su Depolarının Durum Tespiti Çalışması adı altında ihaleye çıkmış. Herhangi bir hizmet alınmamış ve 4.62 milyon TL’lik de fatura kesmişler.” İnsanı şaşkına çeviren bir “haram yeme” icraatları… Yorumu halk yapsın… ‬‬‬‬
Son yılların en popüler oluşumları malum; cemaat, tarikat, hizmet hareketi gibi isimlerle anılan topluluklar oldu. Cumhuriyetin ilanından sonra faaliyetlerine son verilen bu gruplar, birilerinden aldıkları cesaretle yeniden palazlandılar. Hatta bunlardan biri, haşhaşiler gibi örgütlenerek devletin kurumlarını ele geçirmeye çalıştı. Kurumlar, onlardan temizlenirken yerlerine yenileri türedi. Bu tip oluşumların önde gelenlerine dikkat edin; hiç çalışmazlar. Esnaftan aldıkları bağışlarla ve de belediyelerden kendilerine aktarılan kaynakları tüketerek geçinirler. Haram yemekten ve kul hakkı yemekten asla utanmadıkları hatta Allah korkularının da olmadığı bu haşhaşi yapıya dahil olanların ifadeleriyle ortaya çıktı. Bir de son yıllarda mantar gibi türeyen kimi vakıflar var. Bu tür yapıların devletin içinde virüs gibi örgütlendiğini iyi tespit eden İstanbul’un yeni Belediye Başkanı, belediyeden bu tip oluşumlara yapılan para akışını kesti. Musluklar kesilince feryatlar ve yeni Başkan’ı kötülemeler başladı. Devletin gelirlerini ganimet gibi gören bu çevrelere Şeyh Edebali’yi ve Hazreti Ömer’i duvara asmak yerine okumalarını tavsiye ederiz. BAHRİ KORKMAZ

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.